İçeriğe atla

Hakke'l-Yakîn'i yaşamak için günlük amelî tertîb nasıl olmalıdır?

Sâlik AmelTemel düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hakke'l-yakîn'i yaşamak için günlük amelî tertîb, sâlikin Hak ile bir olma hâlini idrâk etmesini sağlayacak düzenli ve programlı amelleri içerir. Bu tertîbde, mürşid-i kâmilin rehberliğinde belirlenen virdler ve Kur'ân-ı Kerîm okumaları önemli bir yer tutar¹·². Amellerin Hak'tan gelen bir program üzere olması ve kul tarafından tatbik edilmesi, onların sâlih amel hükmünü almasını sağlar³. Bu düzenli ameller, sâlikin nefsini muhâsebeye çekmesine ve kâinatın denge üzere kurulu olduğunu idrâk etmesine yardımcı olarak Hakk'el-yakîn mertebesine ulaşmasına zemin hazırlar.

Detaylı cevap

Hakk'el-yakîn, yakîn kademelerinin zirvesi olup, sâlikin bilmekten ve görmekten öte, Hak ile bizzat bir olduğu, O'nu yaşadığı hâldir (K1-175; Hakkel Yakin). Bu mertebeye ulaşmak için günlük amelî tertîb, belirli prensipler çerçevesinde şekillenir. Öncelikle, sâlikin amelleri bir program üzerine olmalıdır. Bu programın kurgusu ve mânâsı Cenâb-ı Hakk'tan gelmeli, fiil ve tatbikatı ise kul tarafından yerine getirilmelidir³. Bu tür ameller, sâlih amel hükmünü alır ve Hakk'el-yakîn ehli olmanın şartlarından biri olarak tahkikî imanı idrâk ettikten sonra salih amel işlemeyi gerektirir⁴.

Günlük tertîbin önemli bir parçası, mürşid-i kâmilin rehberliğinde belirlenen virdlerdir (Vird). Mürşid, sâlikin kendi fikriyle yaptığı amellerin haddinden fazla veya eksik olmasını engelleyerek onları itidalli kılar². Bu virdler, düzenli olarak okunması gereken dua ve zikir listeleridir (Vird). Ayrıca, günlük olarak en az bir yaprak Kur'ân-ı Kerîm'i meâliyle birlikte sesli okumak ve dikkat çeken âyetleri not almak da bu tertîbin bir parçasıdır. Bu okumalar sırasında meal üzerinde tefekkür etmek, sâlikin mânevî idrâkini derinleştirir¹.

Bu düzenli ameller, sâlikin kendi nefsini muhâsebeye çekmesine ve kalbinin Hak ile halk arasındaki dengeyi bulmasına yardımcı olur. Kâinatın bizzat bir denge üzere kurulu olduğu idrâki (Rahmân 7-9), sâlikin her hâlinin ve her zuhûrun Hak'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesini sağlar. Böylece sâlik, Hakk'el-yakîn mertebesinde bilen ile bilinenin birleştiği, yaşama ile teorik ayrımının kalktığı ve 'ben' kelimesinin Hak'ı kasdettiği bir hâle ulaşır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1) · s.282Eğer okuyorsanız devam ediniz , günlük böyle bir virdiniz yoksa her gün en az bir yaprak Kurân-ı Kerim mealiyle birlikte okuyunuz. Dikkatinizi çeken âyetlerin nOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.14“Künd-şuden”, kör ve muattal olmak, ya'ni düşünüp amel ve mücâhede etmekten dolayı hem kendisi âciz kaldı ve hem de sa'yine atâlet geldi. Halbuki bu gizli hazinOku
  3. 3Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.11Yâni yaptığımız ameller Cenâb-ı Hakk'ın verdiği program üzere olmalı biz bunu yaptığımızda, yâni meselâ beş vakit namaz kıl deniyor değil mi? Bu bir program. PrOku
  4. 4Sebe' Sûresi · s.86“ Ancak iman edip salih amel işleyenler başka.” Yâkîn ehli olmanın şartları sıralanıyor. Tahkiki olarak iman hakikatini idrak ettikten sonra salih amel işlemek.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.