İçeriğe atla

Hased kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Hased kavramında dış-anlam, başkasındaki nimetin yok olmasını veya kendine geçmesini istemek şeklinde tezahür eden, tasavvuf ahlâkında kalbin en tehlikeli hastalıklarından biri olarak kabul edilen bir çekememezlik halidir¹. Bu dışsal tezahür, hadis-i şerifte ateşin odunu yiyip bitirmesine benzetilerek iyilikleri yok eden bir afet olarak tanımlanır¹. İç-anlam ise, bu dışsal durumun altında yatan, kişinin kendi iç âleminde başkasını kendinden aşağı görme isteği gibi daha derin ve bâtınî bir duygusal kaynağa işaret eder. Tasavvuf, bu içsel hastalığın tedavisini, dışsal davranışların ötesinde, kalbin derinliklerindeki bu olumsuz duygusal kökeni idrak edip arındırmayı hedefler.

Detaylı cevap

Hasedin dış-anlamı, lugat karşılığı olan "kıskançlık, çekememezlik, başkasındaki nimetin yok olmasını isteme" şeklinde ifade bulur. Bu, kişinin başkasının sahip olduğu bir nimete karşı duyduğu olumsuz bir histir ve o nimetin sahibinden gitmesini arzu etme şeklinde dışa vurulur¹. Tasavvufî açıdan bu durum, mümini mümine düşman eden, amelleri yok eden ve dünya ile ahiret saadetini kemiren bir afet olarak görülür. Hadis-i şerifteki "Hasedden sakının; çünkü ateş odunu yiyip bitirdiği gibi, hased de iyilikleri yer" ifadesi, hasedin dışsal olarak ortaya çıkan yıkıcı etkisini ve amelleri nasıl geçersiz kıldığını açıkça belirtir¹.

Hasedin iç-anlamı ise, bu dışsal tezahürün altında yatan daha derin ve bâtınî bir mertebeyi ifade eder. Tasavvuf ahlâkında hased, kibir, ucb ve riya gibi "kalbin hastalıkları" (emrâzü'l-kulûb) arasında yer alır ve bunların ortak duygusal kaynağı olarak "başkasını kendinden aşağı görmek isteme" şeklinde tanımlanır. Bu içsel durum, kişinin kendi nefsinde hissettiği bir eksiklik veya üstünlük arayışının bir yansımasıdır. Dış âlemde görünen haset davranışları, aslında kişinin iç âlemindeki bu olumsuz duygusal kökenin bir sonucudur. Tasavvuf, bu içsel hastalığın tedavisini, sadece dışsal davranışları düzeltmekle kalmayıp, kalbin derinliklerindeki bu olumsuz duygusal kökeni idrak edip arındırmayı hedefler. Bu, Hakk-ı Mutlak varlığın dış âlemde olduğu gibi iç âlemde de mevcut olduğu ve nefsin toplu olarak şuurunun Hakk'ın toplu olarak şuurunu gerektirdiği anlayışıyla da ilişkilidir². Bu bağlamda, dışsal olanın içsel bir karşılığı olduğu ve içsel olanın dışsal tezahürleri etkilediği vurgulanır³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Hased
  2. 2Kelime-i Nûhiyye · s.103Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani neOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1993Ondan beşi his gibi renk ve koku tarafına, ondan beşi de iç duyu (hiss-i bâtın) gibi sır isteyici idi. O kapılardan beşi olan dört rükün (esas unsur) ve onlardaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.