Hased kavramının sâlikteki işleyişi nedir?
Hased, tasavvufta sâlikin kalbini karartan, Hak'tan uzaklaştıran ve sülûkünü engelleyen tehlikeli bir kalp hastalığıdır. Başkasındaki nimeti çekememe ve onun yok olmasını isteme şeklinde tezahür eden bu duygu, sâlikin kendi iyiliklerini yok ettiği gibi (K1), onu kibirle birleşerek İblis'in azgınlığına sürükleyebilir¹·². Sâlikin Hak yolunda ilerlemesini engelleyen, hatta onu bu yoldan kovulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan hased, insân-ı kâmile karşı dahi ortaya çıkarak manevî körlüğe yol açabilir³·⁴.
Detaylı cevap
Hased, tasavvuf ahlâkında "kalbin hastalıkları" (emrâzü'l-kulûb) arasında en tehlikelilerinden biri olarak kabul edilir (K1). Sâlikin manevî yolculuğunda karşılaştığı önemli engellerden biridir ve başkasındaki nimetin yok olmasını isteme şeklinde kendini gösterir (K1). Bu durum, sâlikin kalbini karartır ve ilâhî nurdan uzaklaştırır³.
Hasedin sâlikteki işleyişi çeşitli veçhelerde ortaya çıkar:
Öncelikle hased, kibirden beslenir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, hased kibirin "veled-i nâ-meşrûu"dur; yani kimde kibir varsa, onda mutlaka hased de vardır². İblis'in Hz. Âdem'e secde etmekten kaçınması ve ona hased etmesi, kibir ve hasedin birleşiminin klasik bir örneğidir². Sâlik, başkasında gördüğü irfâna ve kemâlâta hased ederek "ben ondan daha hayırlıyım" demeye başlarsa, bu İblis'in azgınlığına düşmekle eşdeğerdir¹.
İkinci olarak, hased sâlikin iyiliklerini yok eder. Hadîs-i şerîfte "hased iyilikleri ateşin odunu yediği gibi yer" buyrulmuştur (K1). Bu durum, sâlikin manevî kazanımlarını ve amellerini boşa çıkarır.
Üçüncü olarak, hased sâlikin Hak yolundaki ilerlemesini engeller. Sâlikin Hak'ın inâyetine nâil kıldığı bir insanda gördüğü kemâlâta hased etmesi, onun işini berbat eder¹. Hatta sâliklerin insân-ı kâmile karşı duyduğu hırs ve hased, sülûk yolunda aşılması gereken birçok "sahra" yaratır⁵. Bu hased, sâlikin kendi mürebbisine dahi nazarı değmesine, yani manevî zarar vermesine neden olabilir⁵.
Son olarak, hased sâlikin manevî körlüğüne ve Hak'tan uzaklaşmasına yol açar. İnsân-ı kâmile hased eden bir kimse âleme hased etmiş olur ve bu durum onun "hayât-ı insâniyyesinin ebedî ölümü"ne sebep olur; hayatı ilimle diri olmaz⁶. Hased duygusunu kalbinden çıkarmayan sâlik, şeytan-ı racîm ve matrûd olma, yani Hak yolundan kovulma tehlikesiyle karşı karşıya kalır⁴. Felâk Sûresi'nde "hased ettiği zaman, hased edenin şerrinden" Allah'a sığınılması emredilmesi, hasedin sâlik için taşıdığı büyük tehlikeyi vurgular⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.309“Ve eğer yolda senin boğazını hased tutarsa, hasedde İblis'in buğyâm vardır. Eğer tarik-ı Hakk'a sâlik olmak isteyip de, Hak Teâlâ'nın inâyet-i husü- &10024; 437”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.4946“Yani hased kibirin veled-i nâ-meşrûudur. Bu sebeple kimde kibir varsa, onda mutlaka hased de vardır. Ya'ni hased kibirin veled-i nâ-meşrü'udur. Binâenaleyh kimd”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.310“Hased duygusunu kalbden çıkarıp atmış olan insân-ı kâmile hased ve ona , karşı hileye kiyâm, ya'ni halka onun aleyhinde söz söyleyerek tebride sa'y edersen, o h”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1319“Sülûkünde birinin terakkisini görüp ona hased ederek incitmesinler ve âkıbet bu hased sıfatının kendisinde galebesi yüzünden bir şeytân-ı racîm ve matrûd olması”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1001“Sâliklerin insân-ı kâmile karşı olan hırs ve hasedi tarafından birçok sahrâar vardır ki, sâliklerin bu sahrâları esnâ-yı sülükünde kemâl-i sabr ile kat etmeleri”Oku
- 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.24“Ya'ni, “İnsân-ı kâmile hased eden bir kimse âleme hased etmiş olur. Bu hased ise, onun hayât-ı insâniyyesinin ebedî ölümü olur ve aslâ onun hayâtı hayât-ı ilmiy”Oku
- 7Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.137“------------------- وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ (113-5) min şerri hâsidin izâ hased. “ Ve haset ettiği zaman, haset edenin şerrinden .” ------------------”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.