İçeriğe atla

Haşr kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Haşr kavramında dış-anlam (zâhirî) kıyamet günü tüm insanların hesap için tek bir mahalde toplanması iken (Haşr, K1-167), iç-anlam (bâtınî) ise tasavvufta iki farklı katmanda işler: sâlikin nefsini hesaba çekmesi olarak ahlâkî haşr ve Hak'ın bütün esmâ ve sıfatlarının insân-ı kâmilde toplanması olarak vücudî haşr. Bu iç ve dış ayrımı, mutlak varlığın hem dış âlemde hem de iç âlemde mevcut olması hakikatine dayanır¹. Nitekim tasavvufta zâhir ve bâtın, Hak'ın iki esas vechesi olup, dış duyular (havâss-ı hamse-i zâhire) renk ve kokuya ilişkinken, iç duyular (havâss-i hamse-i bâtıne) sırra ve anlama ilişkindir².

Detaylı cevap

Haşrın dış-anlamı, İslâmî eskatolojide kıyamet sonrası tüm yaratılmışların hesap günü için bir araya toplanmasıdır³. Bu, Zümer Sûresi 68. ayetteki sûr üfürülmesi ve Vâkı'a Sûresi 50. ayetteki "lâ-mecmû'ûn ilâ mîkâti yevmin ma'lûm" (belirli bir günde toplanırlar) ifadeleriyle fizikî olarak tasvir edilen, bütün insanların çıplak ve hesapsız bir şekilde mahşerde toplanmasıdır. Bu, Haşr Sûresi'nin başında Yahudilerin Medine'den toplu çıkarılması bahsiyle Kur'an'daki kullanımının başlangıcını teşkil eder.

Haşrın iç-anlamı ise tasavvufta iki ana katmanda derinleşir. Birincisi, ahlâkî haşr olarak adlandırılan "küçük haşr"dır. Bu, sâlikin günlük olarak kendi nefsini hesaba çekmesi, gününü gözden geçirmesi ve niyetlerini incelemesidir. "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin" (Tirmizî) hadisi bu katmanın temel mesnedidir. İkincisi ise vücudî haşrdır. Bu, Hak'ın bütün esmâ ve sıfatlarının tek bir mahalde toplanmasıdır. İnsân-ı kâmil, bu vücudî haşrın somut tezahürüdür; çünkü bütün esmâ onda "câmî'" olur. Mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur¹. Bu durum, dış âlemde dostlar arasında halktan biri gibi görünen peygamberler ve evliyânın iç âlemde hakikat ve marifet gülistanında oturmasıyla açıklanır; halk onların iç âlemlerine muttali değildir⁴. İnsanın beş dış duyusu (havâss-i hamse-i zâhire) renk ve kokuya ilişkinken, beş iç duyusu (havâss-i hamse-i bâtıne) sırra ve anlama ilişkindir². Bu iç ve dış ayrımı, kişinin iç ve dışının tek bir şey olduğu hakikatini idrak etmesiyle ortadan kalkar; aksi takdirde kişi henüz tabiat kayıtlarında demektir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Nûhiyye · s.103Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani neOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1994O kapılardan beşi olan dört rükün (esas unsur) ve onlardan oluşan cisim, küçük insanın beş dış duyusu (havâss-i hamse-i zâhire) gibi renk ve koku tarafınadır. YOku
  3. 3Haşr,
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1033Bu anlam Ankaravi nüshasına göredir. Hind nüshalarında ikinci mısra başka bir surettedir, “Dış âlemde dostlar arasında halktan biridir” demek olur. Yani, “PeygaOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.220Ondan beşi his gibi renk ve koku tarafına, ondan beşi de iç duyu (hiss-i bâtın) gibi sır isteyici idi. O kapılardan beşi olan dört rükün (esas unsur) ve onlardaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.