İçeriğe atla

Haşr'ın üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey23 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

Haşr kavramının tasavvuftaki üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı veçheler kazanır. Lugat dilinde "toplama, bir araya getirme" anlamlarına gelirken, akâid dilinde kıyâmet günü tüm insanların hesap için tek bir mahalde toplanmasıdır. Mârifet dilinde ise haşr, hem kıyâmet haşri olarak zâhirî bir toplanmayı, hem de vücudî haşr olarak Hakk'ın bütün esmâ ve sıfatlarının insân-ı kâmilde bir mahalde toplanmasını ifade eden bâtınî bir hakikattir. Bu üç dil, tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısını gösterir ve mârifet dili, akâidi aşarak daha derin bir idrâk sunar.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların anlaşılmasında üç dil ayrımı esastır: lugat, akâid ve mârifet. Bu ayrım, haşr kavramı için de geçerlidir.

Lugat dili: Haşr kelimesi, Arapça kökenli olup "toplama, bir araya getirme" mânâlarına gelir. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî anlamıdır ve ehl-i lisân ile ehl-i tasavvufun anlaştığı en geniş zemini oluşturur. Kur'ân'da Haşr Sûresi'nin başında Yahudilerin Medîne'den toplu olarak çıkarılması bahsinde bu kelimenin kullanılması, lugat anlamının somut bir örneğidir.

Akâid dili: İslâmî ilimler çerçevesinde, haşr, kıyâmet günü bütün insanların hesap vermek üzere tek bir mahalde toplanmasıdır. Bu, ehl-i sünnet itikâdında kavramın yerini belirleyen fıkıh ve kelâm ilmindeki tanımıdır. Zümer Sûresi 68. ayetteki sûr üfürülmesi ve Vâkı'a Sûresi 50. ayetteki "belirli bir günde toplanırlar" ifadesi, bu fizikî toplanmanın tasviridir.

Mârifet dili: Tasavvufta haşr, iki ana katmanda işleyen bâtınî bir hakikattir. Birincisi, zâhirî kıyâmet haşridir ki, tüm insanların mahşerde toplanmasıdır. İkincisi ise vücudî haşr olarak adlandırılan bâtınî mertebedir. Bu, Hakk'ın bütün esmâ ve sıfatlarının bir mahalde toplanmasıdır. Bu vücudî haşrın somut tezâhürü ise insân-ı kâmildir; zira bütün esmâ ve sıfatlar onda câmî' olur. Bakara Sûresi 31. ayetteki "ve-a..." ifadesi, bu esmâî câmî'liğe işaret eder. Ayrıca, sâlikin günlük olarak nefsini hesaba çekmesi, yani "küçük haşr" olarak bilinen ahlâkî haşr da mârifet dilinin bir veçhesidir. Haşr Sûresi'nin sonundaki "Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ Hû" (22-24) ayetleri, tasavvufun zikir formülasyonu olarak bu mârifet mertebesini destekler.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 7 eserden derlendi — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4049 (s. 47)“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
  2. 2Bi'smi Has, Selâm (13), s. 47“Ettehiyyatü nün lügat manası: (Bütün mahlükatın hayatları, kâl ve hâl dilleri ile halikları olan ALLAH’a (c.c.) karşı yaptıkları hamdlar, şükürler, manevi hayat”Oku
  3. 3Mesnevî Cilt 3 · Beyit 1505 (s. 419)“"Bürin", dilim demektir. Lokman gelince efendi elindeki meyveden bir dilim kesti ve Lokman'a verdi; Lokman onu tatlı tatlı yedi. Hoşluktan ki yedi, ona ikinciyi”Oku
  4. 4Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3), s. 158“Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zam”Oku
  5. 5A'lâ ve Gâşiye Sûreleri, s. 55“Zikr ’in lügat mânâsı: Anmak, hatırlamak, anılmaktır. Allah-ı (c.c.) çok, çok anıp azametini düşünmektir. Kûr’ân-ı Kerîmin bir ismidir. Namazında bir ismidir. N”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2202 (s. 92)“Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel e”Oku
  7. 7Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4911 (s. 319)“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  8. 8Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2187 (s. 87)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku
  9. 9Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2202 (s. 92)“Ya'ni, o tayyiblere ve temizlere Hak Teâlâ gözler görmedik şeyleri verir ki, o verilen ihsânları dil ile ve lügat ile ta” if etmek mümkin değildir. Çünkü 32/17)”Oku
  10. 10Mesnevî Cilt 13 · Beyit 1126“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  11. 11Mesnevî Cilt 1 · Beyit 126 (s. 129)“Her kim ki dilinden anlayan bir arkadaştan ayrı kaldıysa, yüz nağme bulsa da nağmesiz oldu. "Hem-zebân" birinin dilinden anlayan arkadaş. "Nevâ" azık ve gıdâ de”Oku
  12. 12Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2189 (s. 88)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.