Hazmi Tura Hüvviyet hakkında ne der?
Hazmi Tura'nın hüvviyet kavramına doğrudan bir tanım veya açıklama getirdiği, verilen kaynaklarda açıkça belirtilmemiştir. Ancak, onun tasavvufî anlayışının ve şiirlerinin genel çerçevesi içinde, hüvviyetin işaret ettiği "O"luk, yani Hakk'ın zâtî mahremiyeti ve mutlak teklik mertebesiyle ilgili dolaylı çıkarımlar yapılabilir. Özellikle "Yetiş" başlıklı şiirinde geçen "Zat'ın Hüve, Hüve Ahmed" ifadesi, İhlâs Sûresi'ndeki "hüve" zamirinin tasavvufî yorumuyla örtüşerek, hüvviyetin zâtî bir teklik ve mahremiyet makamı olduğuna işaret eder¹. Bu bağlamda, Hazmi Tura'nın eserlerinde hüvviyetin, Hakk'ın tüm taayyünlerin ötesindeki sırf zâtına ait olma vasfı olarak hissedildiği anlaşılmaktadır.
Detaylı cevap
Hazmi Tura, Uşşâkî silsilesinde önemli bir tasavvuf büyüğü ve Fatih Camii'nde Mesnevî okutan bir âlimdir². Onun tasavvufî görüşleri, özellikle şiirleri ve mürşidlik vasfı üzerinden takip edilebilir. Verilen kaynaklarda Hazmi Tura'nın hüvviyet kavramını doğrudan tanımlayan bir metin bulunmamakla birlikte, onun "Yetiş" adlı şiirinde yer alan "Zat'ın Hüve, Hüve Ahmed" dizesi, bu kavramın tasavvufî derinliğine dair bir ipucu sunar¹·³.
Tasavvufta hüvviyet, "O"luk, zâtın kendine âid olma vasfı ve sırf zâta âid mahremiyet anlamına gelir. "Hüve" zamiri, İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" (de ki: O Allah birdir) ifadesinde Allah'tan önce gelerek, O'nun zâtî hüviyetine işaret eder. Bu bağlamda, Hazmi Tura'nın şiirindeki "Zat'ın Hüve" ifadesi, Hakk'ın mutlak zâtına, yani hiçbir sıfat ve isimle kayıtlanmamış, tüm taayyünlerin ötesindeki sırf "O"luk makamına bir atıftır. "Hüve Ahmed" ifadesi ise, bu zâtî hüvviyetin Hz. Muhammed (s.a.v.)'de tecelli eden bir yönüne işaret edebilir; zira tasavvufta Hz. Muhammed, Hakk'ın ilk taayyünü ve tüm esmâyı cem eden kâmil bir ayna olarak kabul edilir.
Hüvviyet, ahadiyyet ile aynı kademede olan, zâtın kendine âid mahremiyetidir ve bütün taayyünlerin ötesindedir. Ahadiyyet, Hakk'ın hiçbir nispet kabul etmeyen teklik makamı iken, vâhidiyyet esmâ ve sıfatların tafsil bulduğu mertebedir. Hazmi Tura'nın şiirindeki bu ifadeler, onun da hüvviyeti, Hakk'ın idrak edilemez, sırf zâtına ait olan ve tüm kesretin ötesindeki mutlak teklik makamı olarak gördüğünü düşündürmektedir. Bu, aynı zamanda, Hakk'ın kendi zâtı mertebesinin adıdır ve Hârûniyye Fassı'nın tenzîh bahsiyle ilişkilidir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Zâriyât Sûresi, s. 8“Hazmi Tura r.a. babamız hakkında daha geniş bilgi Sena Yönlüer hanımefendinin Tez çalışması olarak Terzi Baba kitapları (53) sıra ile yayınlanmıştır. YETİŞ (Nec”Oku
- 2Hazmi Tura,
- 3Aşk ve İrfan Yolunda Bir Ömür (Alıntı)“Hazmi Tura, aruz vezniyle pek çok şiir yazdı. “Yetiş” başlıklı şiiri örnek olmak üzere aşağıdadır: YETİŞ Ey gonca-i bâğ-ı safâ, ey verd-i handânım yetiş Bûyin s”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.