İçeriğe atla

Hikmet kavramının sâlik için pratik yansıması nedir?

Sâlik AmelTemel düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Hikmet kavramının sâlik için pratik yansıması, Hak'ın eşyayı yerli yerine koyma sıfatına (el-Hakîm) ayna olma mertebesine ulaşması, söz ve davranışlarını yerli yerine koyarak edebli olması, eşyanın ardındaki gâye ve illeti idrâk etmesi ve kalbinde ihlâs, aşk gibi hâllerin isbât edilmesidir. Bu yansıma, sâlikin kalbine vârid olan ilâhî hikmetlerin, ilâhî abdâla vârid olan hikmetlerin aksini teşkil etmesiyle gerçekleşir¹. Hikmet, ilmin tahkîk edilmiş hâli olup, bilmekten ziyade bildiğini yerine koymaktır. Sâlikin bu pratik yansımayı yaşaması, onun sülûkunda mârifet-i tâmme-i kâmile sahibi olmasına vesile olur².

Detaylı cevap

Hikmetin sâlik için pratik yansıması, onun sülûkunda çeşitli mertebelerde tezâhür eder. İlk olarak, sâlik akâidî hikmetle, Allah'ın "el-Hakîm" isminin tecellisi olarak âlemdeki her şeyin bir nizam ve gâye üzere halk edildiğini idrâk eder. Bu idrâk, Mü'minûn Sûresi 115. ayetindeki "sizi boşuna mı halk ettiğimizi sandınız?" ifadesiyle desteklenir; zira abes (boş, gâyesiz) halk etme yoktur, her şey hikmet üzeredir.

İkinci olarak, ahlâkî hikmet mertebesinde sâlik, söz ve davranışlarını yerli yerine koyarak edebli olmayı öğrenir. Lokman Sûresi 12-19. ayetlerindeki Lokman'ın oğluna nasihatleri, bu kademenin klasik metnini oluşturur. Sâlik, bu çerçevede, gerekli sözü gerekli yerde söyleme ve fiillerini hikmetle icra etme pratiğini geliştirir.

Üçüncü olarak, ilmî hikmetle sâlik, eşyanın ardındaki gâye ve illeti bilme, yani "lima" (niçin) sorusunu sorma ve her amelin ardındaki Hak'ın hükmünü görme çabasına girer. Bu, ilm-i mârifet ile ilm-i hâl arasında bir köprü kurma pratiğidir. Nitekim "ârif, şeriattan inciler, hakikatten cevherler çıkarır"³ ifadesi, bu ilmî derinliği vurgular.

Dördüncü olarak, zâtî hikmet mertebesinde sâlik, Hak'ın "el-Hakîm" ismine tam bir ayna olma hâline ulaşır. Bu mertebede, kalpte yer alan kötü vasıflar Allah'ın "mahv" fiiliyle silinir; yerlerine ihlâs, aşk, hikmet ve mârifet gibi hâller "isbât" edilir⁴. Bu, müridin kalbî yolculuğunda yaşadığı dönüşümün bir yansımasıdır. Sâlikin kalbine vârid olan ilâhî hikmetler, ilâhî abdâla vârid olan hikmetlerin aksidir ve sâlik bunları kendinden bilmemelidir¹. Bu pratik yansıma, sâlikin niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde kemâle ermesiyle gerçekleşir; niyetin Hak'la mütâbık kılınması, fiillerin ihlâsla icra edilmesi ve kalpte sekîne, ünsiyyet gibi hâllerin zuhûr etmesiyle hikmetin pratik karşılığı yaşanır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1185Ey birâder, senin üzerine hikmet câridir; o, abdaldandır ve senin üzerin- &10024; Ey birâder, senin üzerine hikmet câridir; o, abdâldandır ve senin üzerindendirOku
  2. 2TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.159İşte "hikmet-i înâsiyye"nin müstenid olduğu bu kadar ma'rifet, sâlikin ma'rifet-i tâmme-i kâmile sahibi olması için kâfidir. Zevkan bu mertebeye vâsıl olmayan sOku
  3. 3Fâtır Sûresi · s.52Ârif, şeriattan inciler, hakikatten cevherler çıkarır." 52 "Taze et, ilim ve hikmetin gıdasıdır. Tatlı sudan hikmet-i ameliyye (pratik irfaniyet), tuzludan ise Oku
  4. 4Ra'd Sûresi · s.302Kalpte yer alan kötü vasıflar, gaflet, kibir ve bencillik gibi hâller Allah'ın "mahv" fiiliyle silinir; yerlerine ihlas, aşk, hikmet ve marifet gibi hâller "isbOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.