İçeriğe atla

Hûd 56 ayetindeki Sırat-ı Müstakîm kavramı tasavvufta neye işaret eder?

Ayet-TasavvufOrta düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Hûd Sûresi'nin 56. ayetindeki "inne rabbî alâ sırâtin müstakîm" (Rabbim doğru yol üzerindedir) ifadesi, tasavvufta Sırat-ı Müstakîm'in Hak'ın bizzat kendi varlığının tezahürü ve kâinatın bütün cihetlerinin Hak'a doğru olduğunu beyan eden vücudî bir hakikate işaret eder. Bu ayet, vahdet-i vücudun en açık ifadelerinden biri olup, varlıktaki her şeyin Hak'ın kontrolünde olduğunu ve her mevcudun kendi Rabb-ı hassının sırat-ı müstakimi üzerinde yürüdüğünü gösterir. Tasavvufî idrakte, bu yol sadece şeriatın ana yolu olmakla kalmaz, aynı zamanda Hak'tan başka "müstakîm bir yol" olmadığını, her şeyin O'na yöneldiğini vurgular.

Detaylı cevap

Hûd Sûresi 56. ayetindeki "inne rabbî alâ sırâtin müstakîm" ifadesi, tasavvufî anlayışta Sırat-ı Müstakîm'in vücudî bir veçhesini ortaya koyar. Bu ayet, "Muhakkak ki benim Rabbim, Sırat-ı Mustakîm üzeredir" anlamını taşır ve Hak'ın kendi varlığının çizgisi olarak okunur¹·². Ayetin öncesindeki "mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ" (Yürüyen hiçbir canlı mahlûk yoktur ki O, onun perçeminden tutmuş olmasın) kısmı, varlıktaki her şeyin Hak'ın kontrolü altında olduğunu ve O'nun tasarrufunda bulunduğunu belirtir¹·³. Bu durum, her mevcudun kendi Rabb-ı hassının sırat-ı müstakimi üzerinde yürüdüğünü gösterir⁴.

Tasavvufta bu ayet, vahdet-i vücudun temel dayanaklarından biri olarak kabul edilir; zira varlığın bütün cihetlerinin Hak'a yöneldiğini ve Hak'tan başka "müstakîm bir yol" olmadığını ifade eder. Hz. Hûd (a.s.)'ın hikmeti, bu ayet-i kerimeye dayanır ve "Allah" ism-i câmi'inin mazharı olan insân-ı kâmilin, Rabb'ini kendi nefsine izafe ederek, kendinin mazhar olduğu ism-i cami' olan "Allah" isminin sırat-ı müstakîm üzere olduğunu açıkça beyan ettiğini gösterir⁵. Aynı zamanda, her bir Rabb'in kendi sırat-ı müstakimi bulunduğunu da zımnen beyan eder⁵·⁶. Bu bağlamda, bir şahsın itikadı diğerine göre eğri görünse dahi, o şahsın zatında mazhar olduğu ismi itibarına göre, onun "sıratı müstakimi" odur; tıpkı yayın doğruluğunun eğriliğinde olması gibi⁷·⁸. Bu, Sırat-ı Müstakîm'in sadece akâidî bir şeriat yolu olmanın ötesinde, varlığın her zerresini kapsayan küllî bir hakikat olduğunu vurgular.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Genç ve Elmas Dosyası · s.81“İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîm” (mustekîmin). “HUD-56” “Muhakkak kOku
  2. 2K1-112
  3. 3Kelime-i Hûdiyye · s.27Rabb’im muhakkak sırât-ı müstakîm üzeredir.” (Hûd, 11/56) &10024; "Rabb'im muhakkak doğru yol üzeredir." (Hûd, 11/56) Hûd (a.s.)'ın hikmeti, bu ayet-i kerimeye Oku
  4. 4TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye · s.16Bu ayeti buraya işaret ediyorlar. Yani Rabları onları perçemlerinden tutmuştur çekip götürmektedir ve Rabları da sırat-ı müstakim üzeredir, doğru yol üzeredir. Oku
  5. 5TB. Kelime-i Hûdiyye · s.21Paragraf: مَامِنْ دَاۤبَّةٍ اِلا هُوَ اَخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا اِنَّ رَبِّى عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ (Hud,11/56) “Hiçbir zî-hayât yoktur; illâ Hak onun nâsıyesiniOku
  6. 6Hûd Sûresi · s.67“Bir de Hud as ayette “Rab” sözünü nefsine bağlamıştır. Ve her şeyin bir has Rabbi bulunduğu açıkça belirtilmemiştir. Çünkü bütün ilahi isimler “Allah” ismi altOku
  7. 7Fâtiha Sûresi · s.40Nitekim Kûr’ân’da Hazreti Rabbil izze Hûd aleyhisselâmın ağzından bu gerçeği şöyle nakletmiştir: Kûr’ânı Kerîm Hûd Sûresi 11. Sûre 56. Âyette; “ma min dabbetin Oku
  8. 8TB. Kelime-i İsmâîliyye & Ya'kûbiyye · s.17Bu ayeti buraya işaret ediyorlar. Yani Rabları onları perçemlerinden tutmuştur çekip götürmektedir ve Rabları da sırat-ı müstakim üzeredir, doğru yol üzeredir. Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.