İçeriğe atla

Hûd 56 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?

Ayet-TasavvufOrta düzey1 görüntülenme1 kaynak
Kısa cevap

Hûd Sûresi 56. ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması, sâlikin her varlığın Allah'ın tasarrufu altında olduğunu idrâk etmesi ve bu idrâk ile kendi nefsindeki hilâfet iddiâsından soyutlanarak Hak'ka teslim olmasıdır. Bu ayette geçen "Rabb'im muhakkak doğru yol üzeredir" ifadesi, Hakk-ı Mutlak'ın her bir varlığın hüviyetini tuttuğunu ve isimleri gereği onda tasarruf ettiğini bildirir¹. Terzibaba, bu hakikatin müşâhedesiyle, halîfeliğin Hak'tan başka kimse olmadığını ayân etme mertebesine ulaşmayı hedefler. Bu durum, vahdet-i şuhûd anlayışıyla örtüşür; zira varlık birliği yerine müşâhade birliği esas alınır.

Detaylı cevap

Hûd Sûresi 56. ayetinin ("Rabb'im muhakkak doğru yol üzeredir") tasavvufî tefsiri, Hz. Hûd (a.s.)'ın hikmetiyle ilişkilendirilir¹. Bu hikmet, varlıklardan hiçbir şeyin Yüce Allah'ın zâtının hüviyetiyle alnının tutulmamış olmaması ve isimleri gereği onda tasarruf etmemesi gerçeğine dayanır¹. Her bir ismin kendisine özgü bir yolu vardır ve bu yol onun doğru yoludur. Ayette geçen "dâbbe"nin her "mevcut şey" ile açıklanması, bu hakikatin küllîliğini gösterir¹. Terzibaba'ya göre bu amelî yansıma, sâlikin kendi varlığının müstakil olmadığını, bilakis Allah'ın isimlerinin tecellî mahalli olduğunu idrâk etmesidir. Bu idrâk, halîfelik kavramıyla doğrudan bağlantılıdır. Halîfe, Hak'tan aldığı emaneti taşıyan ve Hak'ın zuhûruna ayna olan bir mahaldir; kendi başına müstakil bir vücud sahibi değildir. Terzibaba çizgisinde halîfelik, nefsin hilâfet iddiâsından soyutlanması (tezkiye) ve Hak'ın hilâfet emanetini izhâra mahal olması (tecellî) ile gerçekleşir. Hûd 56. ayetinin bu bağlamda amelî karşılığı, sâlikin "Rabbim sırât-ı müstakîm üzerindedir" hakikatini kendi bâtınında müşâhede etmesi ve bu müşâhede ile tüm varlıkların Allah'ın tasarrufu altında olduğunu zevk etmesidir. Bu, vahdet-i şuhûd anlayışının bir tezahürüdür; zira varlıkların birliği yerine, varlıkların Allah tarafından idare edilişinin müşâhadesi ön plandadır (Vahdet-i Şuhûd). Bu mertebede sâlik, Hak'tan başka kimse olmadığını ayân eder ve "halîfe" ile "müstahlif" arasında perdesizliğe ulaşır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Hûdiyye · s.27(Hûd, 11/56) &10024; "Rabb'im muhakkak doğru yol üzeredir." (Hûd, 11/56) Hûd (a.s.)'ın hikmeti, bu ayet-i kerimeye dayanır. Yani varlıklardan hiçbir şey yoktur Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.