Hûdiyet mertebesi ne anlama gelir?
Hûdiyet mertebesi, tasavvufta Hz. Hûd'un mânevî makâmına işaret eden ve özellikle "ahadiyyet-i rubûbiyye" (Rablık birliği) hakikatinin idrâk edildiği bir mertebedir. Bu mertebe, Hak'ın bütün merbubat-ı kesire (çokluk âlemindeki varlıklar) üzerindeki Vâhid (tek) olan rubûbiyyetini müşâhede etme hâlidir. Şeyh-i Ekber'in (İbn Arabî) Fusûsu'l-Hikem'de Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) sonrası gelen, Rablık birliğini içeren "Hikmet-i Hûdiyye" ile açıklanır¹·². Bu mertebe, sâlikin Hakikat-i Muhammediye'ye doğru ilerleyişinde önemli bir duraktır ve "dosdoğru yol üzerinde yürümek suretiyle yolunu bulma" anlamındaki "hidayet" kelimesiyle de münasebeti vardır³.
Detaylı cevap
Hûdiyet mertebesi, tasavvufî sülûkta önemli bir aşamayı temsil eder ve Hz. Hûd'un mânevî mirasıyla ilişkilidir. Bu mertebenin temelinde "ahadiyyet-i rubûbiyye" yani Rablık birliği hakikati yatar¹. Hz. Hûd, çokluk âlemindeki bütün varlıkların (merbubat-ı kesire) tek bir Vâhid olan Rab tarafından idare edildiğini müşâhede eden bir peygamberdir⁴. Bu idrâk, Hak'ın kendi zâtının mertebesi olan lâhûtun "ahadiyyet" katmanında esmâ ve sıfatların tafsîl bulduğu "vâhidiyyet" mertebesiyle de ilişkilendirilebilir.
Şeyh-i Ekber İbn Arabî, Fusûsu'l-Hikem'de bu hikmeti, Yûsuf Fassı'nda ele alınan "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye" (ilâhî isimler birliği) sonrası "Hikmet-i Hûdiyye" olarak açıklar⁵·². Bu, Hak'ın kendi zâtına ilk taayyünü olan ahadiyyet mertebesinin Rablık ve terbiye vechesiyle tecellî etmesidir. Hûdiyet mertebesi, sâlikin tevhid ilmini, yani birlik ve vahdet ilmini idrâk ettiği bir irfaniyet düzeyidir⁴.
Hz. Hûd, Kur'ân-ı Kerîm'de zikredilen ilk Arap peygamberdir ve ismi "dosdoğru yol üzerinde yürümek suretiyle yolunu bulma" anlamındaki "hidayet" kelimesiyle münasebet taşır³. Bu durum, Hûdiyet mertebesinin sülûk yolunda doğru istikameti bulma ve Hak'ın rubûbiyyetini tam olarak idrâk etme ile bağlantısını gösterir. Peygamberlerin her birinin gelişi, mânevî ilerlemede yeni bir yol açar ve Hz. Hûd'un mertebesi de Hakikat-i Muhammediye'ye giden yolda önemli bir duraktır⁶·⁷. Bu mertebe, Rahmâniyyet ve Rubûbiyyet mertebelerinin "Nûr"un zuhur mertebesi olarak da ele alındığı bağlamda, Hakikat-i Muhammediye'nin genel öncülüğünde özel bir bireysel anlam taşır⁸.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Hûdiyye · s.10“İşte Hûd (a.s.)'ın hikmeti bu "ahadiyyet-i rubûbiyye"ye dayanır. Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ”Oku
- 2A'yân-ı Sâbite · s.376“İşte Hûd (a.s) ın hikmeti bu Ahadiyet-i rububiyeye müsteniddir, dayanmaktadır, yani Hud (a.s.) bu hakikati idrak etmiştir. ... Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.), bund”Oku
- 3Hûd Sûresi · s.2“Peygamberimiz “cuma günü Hud suresini okuyunuz” buyurmuştur. Ve “Beni Hud suresi ve kardeşleri ihtiyarlattı” hadisiyle peygamber olarak, insan olarak sorumluluğ”Oku
- 4A'yân-ı Sâbite · s.337“Vahid’in rububiyetini müşâhede eder idi, diyor bakın, Hud (a.s.) hakkında hüküm veriyor, aslında, hüküm veriyor da biraz yanlış kelimedir, yani bize orada olduğ”Oku
- 5Kelime-i Hûdiyye · s.9“İşte Hûd (a.s.)'ın hikmeti bu "ahadiyyet-i rubûbiyye"ye dayanır. Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ”Oku
- 6Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.8“Âdemiyet mertebesi olarak bütün bilgi ilim bu suretle kalırdı bu düzeyde kalırdı, ama Adem’den sonra Şit diyor, İdris, diyor Hud diyor, ve her peygamberin geliş”Oku
- 7Hac Sûresi · s.173“Muhammed ve senden önce aslında Efendimiz s.a.v. yani Hakikat-i Muhammedinin Nuh ile Necatiyet, Ad ile Hud a.s., Hudiyet ve Semud ile Salih as., Salihlik merteb”Oku
- 8Enbiyâ Sûresi · s.239“Rahmâniyyet mertebesi, “Rûh” un zuhur mertebesi; Rûbubiyyet mertebesi, “Nûr” un zuhur mertebesidir. Rahmâniyyet, “akl-ı kül” ; Rûbubiyyet, “nefs-i kül” ; Rahmân”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.