Hüvviyet kaç kademede ele alınır?
Hüvviyet, tasavvufî terminolojide Hakk'ın "O"luk vasfını, zâtının kendine özgü mahremiyetini ifade eden bir kavramdır. İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ifadesindeki "hüve" zamiri, hüvviyetin Kur'ân'daki temel dayanağıdır. Hüvviyet, bütün taayyünlerin ötesinde, sırf zât mertebesinde yer alır ve ahadiyyet ile aynı kademede bulunur. Kaynaklarda hüvviyetin doğrudan kaç kademede ele alındığı açıkça belirtilmese de, "Hüvviyet-i Mutlaka" ve "bizim hüvviyetimiz" gibi ifadelerle farklı veçheleri olduğuna işaret edilir¹·². Özellikle "Hüvviyet-i Mutlaka"nın tarifinin ve vasfının olmaması, avam için idrakinin zorluğu, onun mutlak ve en yüce bir mertebe olduğunu gösterir¹.
Detaylı cevap
Hüvviyet, tasavvuf mâverâsında Hakk'ın zâtının kendisine ait olduğu cihet, yani bütün taayyünlerin ötesinde, sırf "O" olarak kalanın adıdır. Bu kavram, Arapça'da "O" anlamına gelen "hüve" zamirinin tasavvufî bir terim haline getirilmiş şeklidir. İhlâs Sûresi'nin başlangıcındaki "kul hüvallâhu ehad" ifadesinde "hüve" kelimesi, Allah'tan önce gelerek O'nun zâtî hüviyetine işaret eder; yani "O" (hüve) en içteki zâta, "Allah" o zâtın bilinen ismine, "birdir" ise o ismin sıfatına işaret eder.
Kaynaklarda hüvviyetin doğrudan bir kademelendirilmesi açıkça yapılmamıştır. Ancak, "Hüvviyet-i Mutlaka" ifadesiyle mutlak ve tarif edilemez bir mertebeye işaret edilir¹·³·⁴·⁵. "Hüvviyet-i Mutlaka"nın zuhur yerini tanıyıp anlamanın avam için oldukça zor olduğu, çünkü belirli bir tarifi ve vasfı olmadığı belirtilir¹. Bu mutlak hüvviyet, bir bakıma "ism-i âzam" olarak da kabul edilir ve hakikatinin anlaşılması mümkün değildir⁵.
Diğer yandan, "Cenab-ı Hakk'ın hüvviyeti aslında bizim hüvviyetimizdir"² ve "bizim hüvviyetimiz Allah'ın hüvviyetinden"⁶ gibi ifadelerle, ilahî hüvviyetin insanî mertebede bir yansıması veya tecellisi olduğuna işaret edilir. Bu, "mülk olarak hüvviyetimiz var, kimliğimiz var, âlemimiz var" şeklinde açıklanır⁶. Kelime-i Tevhîd'in "hu"su, Hüvviyet'in ilk zuhuruna kaynaklık eder ve zahir âlemde "O" demektir⁷·⁸. Bu bağlamda, hüvviyetin mutlak ve idrak edilemez bir zât mertebesi ile, âlemlerde ve insanlarda tecelli eden bir veçhesi olduğu anlaşılmaktadır.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Şûrâ Sûresi · s.118“Orada zuhurda olan “Hüvviyet-i Mutlaka” dır. “Hüvviyet-i Mutlaka” nın zuhur yerini tanıyıp anlamak avam için oldukça zordur, çünkü belirli bir tarifi ve vas-fı ”Oku
- 2Sohbet Arası Sohbetler (25) · s.109“Cenab-ı Hakk’ın hüvviyeti aslında bizim hüvviyetimizdir.”Oku
- 3Vahiy ve Cebrâîl · s.120“Orada zuhurda olan “Hüvviyet-i Mutlaka” dır. “Hüvviyet-i Mutlaka” nın zuhur yerini tanıyıp anla-mak avam için oldukça zordur, çünkü belirli bir tarifi ve vas-fı”Oku
- 4Nûr Sûresi · s.84“Orada zuhurda olan “Hüvviyet-i Mutlaka” dır. “Hüvviyet-i Mutlaka” nın zuhur yerini tanıyıp anla-mak avam için oldukça zordur, çünkü belirli bir tarifi ve vas-fı”Oku
- 5Kelime-i Tevhîd · s.187“Bu "hu", "Hüviyet-i Mutlaka/mutlak hüvviyet"tir. Bir bakıma "ism-i âzam/en büyük isim" de budur. Bunun hakikatini anlamak mümkün değildir. &10024; İşte bu ilk o”Oku
- 6Sohbet Arası Sohbetler (25) · s.113“İşte bizde bizim hüvviyetimiz Allahın hüvviyetinden, eneiyyetimiz benliğimizde inniyetinden olmakta… 2 kanaldan da biri mülk olarak hüvviyetimiz var, kimliğimiz”Oku
- 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.246“Hüvviyeti (Beytullah) “Beyt’ül Atik”in ve “mükevvenat” alemlerinin kaynağı: İnniyeti ise (Hakikati Muhammedi) Kur’an ve insanın kaynağı oldu. Bu iki kaynağın to”Oku
- 8Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.127“Hüvviyeti (Beytullah) “Beyt’ül Atik”in ve “mükevvenat” âlemlerinin kaynağı: İnniyeti ise (Hakîkati Muhammedi) Kûr’ân ve insânın kaynağı oldu. Bu iki kaynağın to”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.