Hüvviyet kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?
Hüvviyet kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde "O"luk, zâtın kendine ait olma vasfı ve sırf zâta ait mahremiyet anlamına gelir; bu, kelimenin etimolojik kökenine ve sözlük anlamına işaret eder. Akâid dilinde ise, Kelime-i Tevhid'in doğuşu bağlamında, henüz âlemler yok iken Zât-ı Akdes'in "A'mâiyyetinden" "Ahadiyyetine" tenezzül ettiğinde ortaya çıkan iki vasıftan biri olarak, âlemlerin ana kaynağı olan ilâhî kimliktir¹·². Mârifet dilinde ise hüvviyet, Hak'ın kendi zâtı mertebesinin adı olup, ahadiyyet ile aynı kademede olan, zâtın kendine ait mahremiyetini ifade eder; bu, bütün taayyünlerin ötesindeki sırf "O"luktur.
Detaylı cevap
Tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısı gereği, hüvviyet de lugat, akâid ve mârifet dillerinde farklı derinliklerde idrak edilir. Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir tahkîk silsilesi sunar.
Lugat Dili: Hüvviyet, lugat dilinde "O"luk, zâtın kendine ait olma vasfı ve sırf zâta ait mahremiyet demektir. Bu, Arapça'da "hüve" (هو) zamirinin tasavvufî bir terim haline getirilmiş şeklidir ve "O" anlamına gelen tekil mağayyeb (üçüncü şahıs gizli) zamiridir. Kelimenin sözlük anlamı, mecâzi olmayan gerçek mânâsıdır³. Bu dil, herkesin paylaştığı en geniş zemindir ve ehl-i lisan ile ehl-i tasavvufun anlaştığı noktadır.
Akâid Dili: Akâid dilinde hüvviyet, Kelime-i Tevhid'in doğuşu ile ilişkilendirilir. Mukaddes Zât'ın, henüz âlemler yok iken "A'mâiyyetinden" (mutlak gayb mertebesi) "Ahadiyyetine" (Allah'ın birliği mertebesi) tenezzül ettiğinde ortaya çıkan iki vasıftan biridir¹·². Bu vasıf, âlemlerin ana kaynağı olan ilâhî kimliktir²·⁴. Bu bağlamda hüvviyet, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla, Allah'ın zâtına ait bir hakikat olarak ele alınır.
Mârifet Dili: Mârifet dilinde hüvviyet, Hak'ın kendi zâtı mertebesinin adıdır; ahadiyyet ile aynı kademede olan, zâtın kendine ait mahremiyetidir. Bu, sıfatlardan ve isimlerden bağımsız sırf "O"luk vasfıdır. İhlâs Sûresi'nin başında yer alan "kul hüvallâhu ehad" (de ki: O Allah birdir) ifadesindeki "hüve" (O) zamiri, hüvviyetin Kur'ân'daki temel ifadesidir ve tasavvufta "Allah'tan önce" geldiği ve O'nun zâtî hüviyetine atıfta bulunduğu belirtilir. Hüvviyet, bütün taayyünlerin ötesinde, sırf O olarak kalanın adıdır ve Hârûniyye Fassı'nın tenzîh bahsi hüvviyetin yeridir. Bu, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği bâtınî hakikattir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Cilt 2 · s.82
- 2Kelime-i Tevhîd · s.21“Kelime-i Tevhid, Şeriat, tarikat, hakikat, marifet mertebelerinin de açıklamasıdır. "Kelime-i Tevhid"in doğuşu Mukaddes Zât, henüz bu âlemler yok iken "A'mâiyye”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
- 4Hüvviyet -
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.