İçeriğe atla

Hüvviyet kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Hüvviyet kavramı, tasavvufta Hakk'ın zâtına ait "O'luk" vasfını ifade eden sırrî bir terim olup, zuhûr ettiği mahaller itibarıyla farklı mertebelerde ele alınır. Esas itibarıyla ahadiyyet ile aynı kademede, zâtın kendine özgü mahremiyetini temsil eder ve bütün taayyünlerin ötesinde, gayb-ı mutlak mertebesinde zuhûr eder. Kelime-i Tevhid'in ilk zuhura çıkışında "hu" sesiyle kaynaklık eden hüvviyet, âlemlerin ana kaynağı olarak kabul edilir¹·². Bu mutlak hüvviyetin zuhur yerini tanımak avam için zordur, zira belirli bir tarifi ve vasfı yoktur; ancak vâhy (ilham) ile nutk eder³·⁴. Sâlikin bâtınî yolculuğunda ise en derin tecellî mahalli olan sırda belirir.

Detaylı cevap

Hüvviyet, tasavvufta Hakk'ın kendi zâtı mertebesinin adıdır; ahadiyyet ile aynı kademede olan, zâtın kendine âid mahremiyetidir. "O" (hüve) zamîrinin tasavvufî terim hâline getirilmiş şekli olup, İhlâs Sûresi'ndeki "kul hüvallâhu ehad" ifadesinde "hüve" zamîriyle Kur'ân'daki temel ifadesini bulur. Bu "O" zamîri, Allah'tan önce gelerek O'nun zâtî hüviyetine işaret eder; yani "O — Allah — birdir" sıralamasında "O" en içteki zâta işaret eder.

Hüvviyetin zuhûr ettiği temel mahaller şunlardır:

  1. Mertebî Zuhûr (Hazerât-ı Hamse içinde): Hüvviyet, gayb-ı mutlak mertebesinde, ahadiyyet ile birlikte zuhûr eder. Bu, Hakk'ın kendi zâtı mertebesidir ve bütün taayyünlerin ötesindedir. Kelime-i Tevhid'in doğuşunda, Zât-ı Akdes'in "A'mâiyyetinden" (mutlak gayb mertebesi) "Ahadiyyetine" tenezzül ettiğinde hüvviyeti zuhura çıkmıştır¹·². Bu hüvviyet, âlemlerin ana kaynağıdır¹. "Hüvviyet-i Mutlaka"nın zuhur yeri avam için zordur, zira belirli bir tarifi ve vasfı yoktur; ancak vâhy (ilham) ile nutk eder³·⁴.
  2. Latîfe-i Hamse İçindeki Zuhûr: Sâlikin bâtınî yolculuğunda, hüvviyet kavramı en derin tecellî mahalli olan sırda tecellî eder. Cüneyd Bağdâdî'nin "Sır, Hak ile abd arasındaki mahremdir" sözü, en derin tecellînin sırda olduğunu vurgular. Bu, vahdet, hüvviyet ve A'maiyyet gibi hakikatlerin sırda tecellî etmesiyle ilişkilidir.
  3. Kelime-i Tevhid'deki Zuhûr: "Kelime-i Tevhid"in ilk zuhura çıkmaya başlamasına, hüvviyetin "hu"su kaynak olmuştur⁵·⁶·⁷. Bu, zâhir âlemde "O" anlamına gelen "hu" zamîrinin, ilahî kimliğin ve âlemlerin ana kaynağı olan hüvviyetin bir yansımasıdır⁵·¹.

Hüvviyet, Hakk'ın zâtının zuhur etmesi içindir ve bu halleri ancak irfan ehli kâmiller idrak edebilirler⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Tevhîd · s.21"Kelime-i Tevhid"in doğuşu Mukaddes Zât, henüz bu âlemler yok iken "A'mâiyyetinden" (mutlak gayb mertebesi) "Ahadiyyetine" (Allah'ın birliği mertebesi) tenezzülOku
  2. 2Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.82“Kelime-i Tevhid”in doğuşu Zatı Akdes (Mukaddes Zat) henüz daha mükevvenat (bu alemler) yok iken “A’ma’iyyetinden” “Ahadiyyetine” tenezzül ettiğinde iki vasfı zOku
  3. 3Vahiy ve Cebrâîl · s.120Orada zuhurda olan “Hüvviyet-i Mutlaka” dır. “Hüvviyet-i Mutlaka” nın zuhur yerini tanıyıp anla-mak avam için oldukça zordur, çünkü belirli bir tarifi ve vas-fıOku
  4. 4Nûr Sûresi · s.84Orada zuhurda olan “Hüvviyet-i Mutlaka” dır. “Hüvviyet-i Mutlaka” nın zuhur yerini tanıyıp anla-mak avam için oldukça zordur, çünkü belirli bir tarifi ve vas-fıOku
  5. 5Namaz Sûreleri (Cilt 2) · s.127Hüvviyeti (Beytullah) “Beyt’ül Atik”in ve “mükevvenat” âlemlerinin kaynağı: İnniyeti ise (Hakîkati Muhammedi) Kûr’ân ve insânın kaynağı oldu. Bu iki kaynağın toOku
  6. 6Fâtiha Sûresi · s.67Hüvviyeti (Beytullah) “Beyt’ül Atik”in ve “mükevve-nat” âlemlerinin kaynağı: İnniyyeti ise (Hakikati Muhammedi) Kûr’ân ve insânın kaynağı oldu. Bu iki kaynağın Oku
  7. 7Gökyüzü İnsanları Araştırması (Cilt 1) · s.246Hüvviyeti (Beytullah) “Beyt’ül Atik”in ve “mükevvenat” alemlerinin kaynağı: İnniyeti ise (Hakikati Muhammedi) Kur’an ve insanın kaynağı oldu. Bu iki kaynağın toOku
  8. 8Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.