İçeriğe atla

İlme'l-yakîn ve Aynel-yakîn'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?

Çaprazlama5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

İlme'l-yakîn ve Ayne'l-yakîn, yakîn mertebelerinin ilk iki basamağını oluşturur ve tasavvufî sülûkun başlangıç ve görme seviyelerini ifade eder. İlme'l-yakîn, hakikati ilim yoluyla, sözle ve mantıkla bilmek iken¹, Ayne'l-yakîn hakikati hissederek, duyarak ve görerek yaşamaktır¹. Bu iki mertebe, İsmail Fassı'nda ele alınan "hikmet-i aliyye" ve "mârifet-i Rabbâniyye" bağlamında, sâlikin Rabb'ını tanıma ve teslimiyet yolculuğunda ilerlemesini gösterir. Özellikle İsmail Fassı'nın "saîd olmanın sırrı" ve "Rabb-ı hâs" kavramları, bu yakîn mertebelerinin kişiye özel idrak ve tecellileriyle ilişkilendirilebilir.

Detaylı cevap

İlme'l-yakîn, yakînin üç kademesinden birincisidir ve hakikati ilim yoluyla bilmek anlamına gelir¹. Bu, bir hakikati sözle, mantıkla, kitapla veya dersle öğrenmekle elde edilen bilgidir. Örneğin, bir kişinin "şu yerde ateş var" denildiğinde buna inanması ilme'l-yakîndir. Sâlik, bu mertebede hakikati teorik olarak idrak eder ve bu, sülûkun başlangıç bilgi seviyesidir. M. Nusret Tura'nın ifadesiyle, ilk on iki ders ilme'l-yakîn olarak tamamlanır².

Ayne'l-yakîn ise yakînin ikinci kademesidir ve hakikati hissederek, duyarak ve görerek yaşamak demektir¹. Bu mertebede sâlik, hakikati müşâhede ile bilir; tıpkı uzaktan ateşin alevini görmek gibi. Tekâsür Sûresi'nin 7. ayetinde geçen "Summe le terevunnehâ aynel yakîn" ifadesi, cehennemin Ayne'l-yakîn ile görüleceğini belirtir³. Hz. İsa (a.s.) ile dünya sahnesindeki tecelliler ve ruyet, Ayne'l-yakîn mertebesiyle ilişkilendirilir⁴.

Bu iki mertebe, İsmail Fassı'nda ele alınan hikmet-i aliyye ve mârifet-i Rabbâniyye kavramlarıyla derinlemesine anlaşılabilir (İsmail Fassı). İsmail Fassı, her kulun kendine özel Rabbi olan Rabb-ı hâs kavramını vurgular (İsmail Fassı). Sâlikin ilme'l-yakîn ile edindiği bilgi, Ayne'l-yakîn ile müşâhedeye dönüşerek, kendi Rabb-ı hâs'ını daha yakından tanımasına ve teslimiyet-rıza ekseninde ilerlemesine olanak tanır (İsmail Fassı). Bu süreç, imanın taklitten tahkike geçişini ifade eder ve "ilmi yakîn" imanı olarak adlandırılır⁵. Tahkik ehli, Rablerinin nuruyla müşâhede ettiklerinden, hükümleri yakîn üzerinedir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.273ilmel Yakîn, aynel yakîn, Hakkel yakîn ifadelerinden gelmiştik. Şimdi oradan devam ediyoruz. İlmel Yakîn, Hakîkate ilim olarak ermektir. Hakîkat bilgisini İlim Oku
  2. 2Mektuplarda Yolculuk — M. Nusret Tura · s.50Gene bu arada, Tekirdağında kendisine bağlanan bir çok arkadaşlarımız olmuştu. 1972 senesinde ilmel yakîn olarak (12) derslerimi bitirmiştim ve bulunduğum yerdeOku
  3. 3Namaz Sûreleri (Cilt 1) · s.216Burada ki cehennem, ahirette olacak gerçek cehennemle birlikte, pişmanlık cehennemi bunu biz baştan, idrâk edebilirsek,. Keşke bu pişmanlık cehennemini dünyada Oku
  4. 4Secde Sûresi · s.163Ruyet ve görüş yani aynel yakin mertebesi İsa a.s ile dünya sahnesinde ki tecellisi görülmeye başlanıyor ve Hz. Muhammed s.a.v miraç hadisesi ile birlikte Necm Oku
  5. 5İnsân-ı Kâmil (Cilt 4) · s.170Bu sebeble, imanımız, artık taklid yollu değil; tahkiktir… Buna da, “ilmi yakîn” imanı denirki, tahkik’tir. Bilindiği gibi, “ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakka’lOku
  6. 6TB. Kelime-i Sâlihiyye & Şuaybiyye · s.104Tahkik ehlinin şüphesi zannı yoktur, eşyayı tahammül ve tefekkürle değil yani belirli nisbetlendirmelerle değil veya tefekkür etmekle değil, Rablarının nuruyla Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.