İçeriğe atla

İlme'l-Yakîn'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

İlme'l-yakîn kavramının üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar taşır. Lugat dilinde ilme'l-yakîn, kelimenin sözlük anlamı itibarıyla "kesin bilgi" veya "bilgi seviyesindeki yakîn"i ifade eder. Akâid dilinde ise bu kavram, İslâmî ilimlerdeki teknik tanımıyla, akıl ve mantık yoluyla, kitaplardan ve derslerden elde edilen kesin bilgiyi belirtir. Mârifet dilinde ise ilme'l-yakîn, sâlikin sülûkunun başlangıç bilgi seviyesi olup, hakikatleri anlatı ve teorik bilgi düzeyinde idrak etmesidir; bu, Hakk'ın ihsan ettiği ve dil ile tarif edilemeyen mârifetlere açılan ilk kapıdır¹.

Detaylı cevap

Her tasavvufî kavram gibi ilme'l-yakîn de üç farklı dilde açılım gösterir: lugat, akâid ve mârifet (K2-T8 — K2). Bu diller, kavramın zâhirî anlamdan bâtınî hakikate doğru derinleşmesini sağlar.

Lugat Dili: İlme'l-yakîn'in lugat dilindeki karşılığı, kelimenin etimolojik kökenine ve sözlük anlamına dayanır. "İlm" ve "yakîn" kelimelerinin birleşimiyle "kesin bilgi" veya "bilgi seviyesindeki kesinlik" anlamını taşır (K1-371 — K1). Bu, kelimenin herkes tarafından anlaşılan zâhirî mânâsıdır ve ehl-i lisân ile ehl-i tasavvufun üzerinde anlaştığı en geniş zemindir (K2-T8 — K2). Dil, yani lisan, bu anlamın ifade edilmesinde temel araçtır².

Akâid Dili: Akâid dilinde ilme'l-yakîn, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. Bu mertebede ilme'l-yakîn, akıl ve mantık yoluyla, kitaplar ve dersler aracılığıyla elde edilen yakînî bilgidir (K1-371 — K1). Örneğin, "Cennet vardır" bilgisini okuyarak, dinleyerek ve mantıkla kabul ederek edinmek bu seviyeye örnektir. Bu bilgi, ehl-i sünnet itikâdında kavramın yerini belirler ve fıkıh, kelâm, hadîs gibi ilimlerdeki tanımını içerir (K2-T8 — K2). Bu seviyedeki bilgi, sâlikin sülûkunun başlangıç bilgi seviyesidir (K1-371 — K1).

Mârifet Dili: Mârifet dilinde ilme'l-yakîn, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eder. Bu, sâlikin sülûkunun başlangıç bilgi seviyesi olup, hakikatleri anlatı ve teorik bilgi düzeyinde idrak etmesidir (K1-371 — K1). Ancak bu bilgi, kuru bir fikir olmaktan öte, kalbin canlı bir kademesi olarak yaşanmaya başlar. Hakk'ın tayyib ve temiz kullarına gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hayallerin erişemediği ihsanları vermesi gibi, ilme'l-yakîn de dil ile tarif edilemeyen ilâhî mârifetlere açılan ilk kapıdır¹. Bu mertebede, sâlik henüz hakikati bizzat yaşamasa da (hakk'el-yakîn) veya uzaktan müşâhede etmese de (ayne'l-yakîn), o hakikatin varlığına dair kesin bir bilgiye sahiptir ve bu bilgi onun gönlünde bir parlama ve aydınlanma (berk) ile yeni ufuklar açar³. Bu, sâlikin mârifet güneşinin suretlerini dil aracılığıyla ifade etmeye başladığı, ancak henüz tam anlamıyla idrak edemediği bir aşamadır⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel eOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  3. 3Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.158Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zamOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1126Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.