İnsan nedir?
İnsan, Hakk'ın câmi sûreti ve yeryüzündeki halîfesidir; tasavvufta "küçük âlem" olarak kabul edilir ve ilâhî isimlerin tecelli ettiği bir ayna vazifesi görür. O, gizli hazinenin zuhur mahalli olup, hem Hak ile ünsiyete eren hem de gafletle unutan bir varlıktır. İnsan, Rahmân tarafından halk edilmiş ve kendisine beyân öğretilmiş, yedi halk mertebesinden geçerek kemale erme potansiyeline sahip bir varlıktır. Bu bağlamda, İnsan-ı Kâmil, tüm ilâhî isimlerin tam mazharı olan ve âlemin göz bebeği kabul edilen nihai makamdır; ancak bireysel insan, bu İnsan-ı Kâmil hakikatinin tafsilatıdır ve kemale erme yolculuğundadır.
Detaylı cevap
İnsan (الإنسان), Hak'ın câmi sûreti ve yer-yüzünde halîfe olarak yaratılmış bir varlıktır¹. Tasavvufta "küçük âlem" (âlem-i sağîr) olarak nitelendirilir ve Allah'ın aynası, gizli hazinenin zuhûr mahalli olarak görülür¹. İnsan kelimesi, "üns" (alışmak, ünsiyet) ve "nesy" (unutmak) köklerinden türemiştir; bu da insanın hem Hak ile ünsiyete eren hem de düşüp unutan yönünü ifade eder¹. Kur'ân-ı Kerîm'de insanın halkı ve konumu çeşitli ayetlerle açıklanır: "Hel etâ ale'l-insâni hînun mine'd-dehri" (İnsân Sûresi 76/1) ayeti insanın yokluk hâlinden zikre doğru yolculuğunu işaret eder¹. "Halaqa'l-insân. Allamehu'l-beyân." (Rahmân 55/3-4) ayetleri, Rahmân'ın insanı halk ettiğini ve ona beyânı öğrettiğini belirtir¹. Mü'minûn Sûresi 23/12-14'te insanın yedi halk mertebesi (sülâle, nutfe, alaka, mudga, kemik, et, halqan âhar) detaylandırılır¹. Bakara Sûresi 2/30-31'de ise insanın halîfelik makamı ve kendisine bütün isimlerin öğretilmesi vurgulanır¹. Adem, cins-isim "insan"ın ilk ferdî tezahürüdür ve her insan, Adem'in câmi-sûretinin bir tafsilatıdır¹. İnsan, nefsin yedi mertebesi (emmâreden safiyyeye) üzerinden bir iç-yolculukla kemale erme sürecindedir¹. Bu kemal yolculuğunun zirvesi olan İnsan-ı Kâmil, tüm ilâhî isimlerin tam mazharı ve âlemin göz bebeğidir². Abdülkerîm el-Cîlî'nin el-İnsânü'l-Kâmil adlı eserinde bu öğreti 63 bâb hâlinde ayrıntılandırılır ve İnsan-ı Kâmil'in ilâhî isim ve sıfatların tam mazharı olduğu belirtilir³. Hz. Muhammed (s.a.v.), İnsan-ı Kâmil'in ferd-i kâmili olup, her devirde bir kâmil onun hakikatini temsil eder³. Tek bir İnsan-ı Kâmil vardır ki o da Hz. Peygamber'dir (s.a.v.); diğerleri ise "kâmil insan"lardır⁴·⁵·⁶. İnsan-ı Kâmil hakikati itibarıyla yukarıdan aşağıya zuhura gelen iken, kâmil insan aşağıdan yukarıya çıkmaya çalışandır⁴. İnsan-ı Kâmil, bütün kemalatı bünyesinde toplayan ve bu kemalatın en kemalli şekilde zuhura çıktığı kişidir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1İnsan
- 2İnsan-ı Kamil
- 3İnsan-ı Kamil Kitap
- 4TB. Kelime-i Yahyâviyye & Zekeriyyâiyye · s.54“﴿١﴾ اَلرَّحْمَنُ ﴿٢﴾ عَلَّمَ الْقُرْاَنَ ﴿٣﴾ خَلَقَ الاِنْسَانَ Buradaki “insan”dan kasıt yukarıda da bahsedilmişti her ne kadar beşer manasına yani bireysel fi”Oku
- 5Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.35“Peygamnerlik insan sistemi içinde peygamber olması için insan olması gerekir, evvela insan yani Âdem, halife beşer, nefs insan, peygamber hepsi bu insan vasfı i”Oku
- 6Muhtelif Sohbet Arası Sohbetler (29) · s.282“Bizim paket program neslimiz içerisinde bir tane “İnsan-ı Kamil” vardır. Diğerleri “Kamil İnsanlar” dır, peki arada ne fark vardır, şimdi “İnsan” dendiği zaman ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.