İçeriğe atla

Kâb-ı Kavseyn nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Kâb-ı Kavseyn, Necm Sûresi'nin 9. ayetinde geçen "fe-kâne kâbe kavseyni ev ednâ" (iki yay arası kadar veya daha yakın oldu) ifadesinden türeyen, Hz. Peygamber'in mi'râcta Hakk'a en yakın olduğu mertebeyi ifade eden tasavvufî bir kavramdır. Bu, tasavvufun en yüksek vâsıllık makâmı olarak kabul edilir ve "ev ednâ" (veya daha yakın) ifadesi, Hak ile Hz. Peygamber arasındaki yakınlığın tarif edilemez olduğunu beyan eder. Kâb-ı Kavseyn, aynı zamanda hiçlik ve Ahadiyyet mertebesiyle ilişkilendirilir; bir yönü hadîs (yaratılmış), bir yönü kadîm (ezelî) olan bir daireyi temsil eder¹·².

Detaylı cevap

Kâb-ı Kavseyn, tasavvufî açıdan zirve bir mertebedir ve Hz. Peygamber'e mahsus olmakla birlikte, sâlikler için bir ideal olarak görülür. Klasik tasavvufî yorumda "iki yay", biri vücud-ı vâcib (Hakk'ın zorunlu varlığı), diğeri vücud-ı mümkin (yaratılmış varlık) olarak açıklanır. Hz. Peygamber'in mertebesi, bu iki yay arasında, vücud-ı vâcib ile mümkinin tam ortasında bir kavşak noktasıdır. "Ev ednâ" ifadesi ise, bu yakınlığın "iki yay arası" ölçüsünün bile yetersiz kaldığını, Hak ile Hz. Peygamber arasında mesafesiz bir yakınlık olduğunu vurgular; bu durum "mesafesizliğin mesafesi" olarak tanımlanır. Necm Sûresi'nin 1-18. ayetleri Hz. Peygamber'in mi'râcını anlatırken, 9. ayet bu zirve noktayı işaret eder. Bu mertebede Hz. Peygamber, "gözü kaymadı, görmediği şeyi nakl etmedi" (Necm 11), yani gerçek ve doğrudan bir müşâhede yaşadı.

Kâb-ı Kavseyn, aynı zamanda hiçlik (0) dairesi olarak da ifade edilir ve Kur'ân-ı Kerim'in zâhir ve bâtın yönlerini belirtir³. Bazı yorumlarda, insanın aynası olan yüzündeki iki kaş "kavseyn", iki kaşın arası ise "kâb" olarak açıklanır. Bu, iki ayrı gözün ayrı ayrı gördüğü halde tek bir görüşe sahip olmasıyla ilişkilendirilir⁴·⁵. Yeni dervişlere rabıta olarak şeyhin alnına baktırılması, bu "kâb-ı kavseyn" feyzinden istifade ettirme amacı taşır⁵. "Kab" kelimesi, tutma, kavrama anlamlarına gelir ve zahir ile bâtının birlikte tutulması, yani ikisinin hakkının verilmesiyle Hakk'ın âlemin suretinin bâtını, âlemin suretinin de O'nun zahiri olduğu idrak edilir⁶. Bu bağlamda, iki kavisten biri ilm-i İlâhî, diğeri ilm-i hakikat-i Muhammedî olarak yorumlanır ve bunların hepsi Hz. Ahadiyyet'te birleşir⁷·⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.128Ahadiyyet mertebesi, ( 0 ) Hiçlik ve bir yönü hadîs bir yönü kadîm olan Kâb-ı Kavseyn dâiresidir.Oku
  2. 2Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 2) · s.88Ama hiçliktir ve ( 0 ) (قَابَ قَوْسَيْنِ) Kâb-ı Kavseyn dâiresidir. “1” ise Ahadiyyet mertebesi ve tüm mertebelerin içinde bulunan mertebedir.Oku
  3. 3Bendeki Terzi Babam (Cilt 1) · s.51Sonda ki kalan sıfır ise ( 0 ) daha önce belirtildiği gibi kâb-ı kavseyn dâiresidir. Ku’ran-ı Kerim’in zâhir ve bâtın yönlerini belirtir.Oku
  4. 4Dur Rabbın Namazda (Cilt 2) · s.286Tarikat mertebesi itibari ile; “ne var alemde o var Ademde” ki söze bakarak “kâb-ı kavseyn” i kendimizde arayalım. İnsanın aynası olan yüzü ve orada bulunan alnOku
  5. 5Necm (Yıldız) Sûresi · s.55İnsânın aynası olan yüzü ve orada bulunan alnında iki kaşı vardır, işte bunlar “kavseyn” dir. İki kaşın arası ise, “kab” tır ve orada bulunan iki ayrı göz; ayrıOku
  6. 6TB. Kelime-i Nûhiyye · s.96Hani “Kab-ı Kavseyn” buyuruyor ya orada “kab” tutma yeri buradaki “ahz” tutma anlamındadır. Yani zahirini ve batınını birlikte tutarsan yani ikisinin hakkını veOku
  7. 7Hz. Peygamber'i Rüyada Görmek · s.35İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
  8. 8Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.65İşte “kavseyn-î”, tuttuğu “kab” ve tutma da mertebeleri itibariyle kendine aittir. Yâni iki kavs’den biri (ilm-i İlâh-î) diğeri, ilm-i hakikat-i Muhammed-î, tutOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.