Kibir hâline ulaşmak için hangi nefs mertebesi aşılmalıdır?
Kibir hâline ulaşmak diye bir durum tasavvufî sülûkta söz konusu değildir; zira kibir, aşılması gereken kalbî bir hastalıktır ve nefs-i emmâre mertebesinin temel özelliklerinden biridir. Sâlikin mânevî ilerlemesi, kibir gibi kötü sıfatlardan arınmasıyla mümkündür. Kibir, nefs-i emmârenin hükmünü icra ettiği vakit haz ve lezzet duyulan, asla nedamet duyulmayan fenâ sıfatlardandır¹. Bu nedenle, kibir aşılması gereken bir engel olup, nefs mertebelerinde yükselişin önündeki en büyük mani olarak kabul edilir.
Detaylı cevap
Kibir, tasavvuf ahlâkında kalbin en büyük hastalığı ve sülûkun en büyük engeli olarak tanımlanır. Nefs-i emmâre, yedi nefs mertebesinin en alt basamağı olup, şehvet, gazab, kibir, hırs, hased, riyâ ve tama' gibi kötü sıfatların hâkim olduğu bir hâldir (K2). Bu mertebede sâlik, kibir gibi fenâ sıfatların hükmünü icra ettiğinde haz ve lezzet duyar ve bunlardan asla nedamet duymaz¹.
Kibir, İblis'in "ben ondan hayırlıyım" (A'râf 12) sözüyle ilk tezahür eden iblisî bir sıfattır ve kalbinde zerre kadar kibir olanın cennete giremeyeceği hadis-i şerifle belirtilmiştir. Bu durum, kibrin mânevî ilerleyiş için ne denli tehlikeli olduğunu gösterir. Nefs-i emmâre mertebesinde bulunan sâlikin, bu kötü sıfatlardan arınması için tevbe-i nasûh ve mürşid-i kâmile teslim olması zorunludur (K2).
Kibir, nefs-i emmârenin zulmetini aşmadan üstteki hâllerin yaşanamayacağını gösteren temel engellerden biridir (K2). Mümtehine Sûresi'nde belirtildiği üzere, nefsin küfür hâlindeyken elde ettiği gurur, kibir gibi dünyevî ve nefsanî "kazançlar"dan tamamen arınması (tecrîd) ve bunları iade etmesi gerekir². Bu arınma süreci, nefs-i emmâreden nefs-i levvâmeye geçişin bir parçasıdır. Tarikat mertebesinde bile gurur ve kibrin devam edebileceği, nefsin oyununa gelinebileceği belirtilmiştir³. Dolayısıyla, kibir aşılması gereken bir durumdur ve mânevî bir hâle ulaşmak için değil, mânevî ilerleyişin önündeki bir engel olarak görülmelidir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Mesnevî Cilt 9 · Beyit 557 (s. 199)“Onun beyânındadır ki, safâ ve nefs-i mutmainnenin sâdeliği fikirlerden müşevveş olur. Nitekim âyînenin yüzüne bir şey yazarsın, yâhud nakşedersin, eğerçi onu si”Oku
- 2Mümtehine Sûresi, s. 30“Bu, "nefsin, küfür halindeyken elde ettiği ve ona bağlanmasına sebep olan her türlü dünyevî ve nefsanî 'kazanç' (kesb)" dir: Gurur, kibir, mal, şöhret, kötü alı”Oku
- 3Bir Hikâye, Birçok Yorum, s. 104“(29)- Abdullah o, o zamandı: O, o zamandı derken bile bu lafın altında kibir seziyorum. Hakk’ın ikrâmını anlayamamış nefsinin oyununa geldiği halde satıcının ağ”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.