İçeriğe atla

Kıyâmet'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey6 görüntülenme1 kaynak
Kısa cevap

Kıyâmet kavramının tasavvuftaki üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar taşır. Lugat dilinde "kalkış, ayağa kalkış" anlamına gelen kıyâmet, akâidde dünyanın sonu, ölülerin diriltilmesi, hesap ve ahiret hayatının başlangıcı olarak tanımlanır ve Hac Sûresi 7. ayetindeki "kıyâmet gelecektir, onda şüphe yoktur" ifadesiyle temellendirilir. Mârifet dilinde ise kıyâmet, sâlikin içsel yolculuğunda yaşadığı "kıyâmet-i sugrâ" (küçük kıyâmet) ve "kıyâmet-i nefsî" (nefsin kıyâmeti) gibi mânevî halleri ifade eder; "ölmeden önce ölünüz" hadisi bu mârifet mertebesinin temelini oluşturur. Bu üç dil, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir tahkik silsilesi sunar.

Detaylı cevap

Kıyâmet kavramının tasavvuftaki üç açılım dili, her tasavvufî kavramda olduğu gibi, lugat, akâid ve mârifet şeklinde mertebeli bir derinleşme gösterir.

Lugat dilinde kıyâmet, kelimenin etimolojik kökenine inilerek "kalkış, ayağa kalkış" anlamını taşır. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsıdır ve Arapça kökenli bir kelime olarak dilin temel anlamını ifade eder¹.

Akâid dilinde kıyâmet, İslâmî ilimlerdeki teknik tanımıyla ele alınır. Bu mertebede kıyâmet, dünyanın sonu, sûrun üfürülmesi, ölülerin diriltilmesi, hesap, mizan, sırât ve ahiret hayatının başlangıç günü olarak kabul edilir. Bu tanım, ehl-i sünnet itikadındaki yerini belirtir ve Hac Sûresi 7. ayetindeki "ve enne's-sâate âtiyetün lâ raybe fîhâ" (kıyâmet gelecektir, onda şüphe yoktur) ifadesiyle sağlam bir mesnede dayanır. Bu, bütün ehl-i kıblenin ittifak ettiği "kıyâmet-i kübrâ" (büyük kıyâmet) katmanını oluşturur.

Mârifet dilinde ise kıyâmet, irfân ve tasavvuftaki bâtınî hakikati ifade eder. Bu mertebede kıyâmet, iki ana katmanda işlenir: kıyâmet-i sugrâ (küçük kıyâmet) ve kıyâmet-i nefsî (nefsin kıyâmeti). Kıyâmet-i sugrâ, her insanın kendi ölümüyle gerçekleşen kıyâmetidir ve "men mâte fa-kad kâmet kıyâmetuhû" (ölen kişinin kıyâmeti gerçekleşmiştir) hadisiyle açıklanır. Kıyâmet-i nefsî ise sâlikin günlük olarak yaşadığı "iç kıyâmet"tir; nefsinin ölmesi, vücut iddiasının çözülmesi ve kalbinde hesabının verilmesidir. "Mûtû kable en temûtû" (ölmeden önce ölünüz) hadisi, bu içsel tahkikin ve şuurlu yaşanılan kıyâmetin asıl ifadesidir. Bu, sâlikin nefsini her gün hesaba çekerek küçük bir "mizan" kurması anlamına gelir. Mârifet dili, akâidi nakzetmez ancak onu aşarak daha derin bir idrak sunar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.