İçeriğe atla

Lâ fâile illâllah hakikati kulun mesuliyetini ortadan kaldırır mı?

Kavram TanımıTemel düzey4 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Lâ fâile illâllah hakikati, yani "Allah'tan başka fâil yoktur" inancı, kulun fiillerinin hakikatte Hakk'a ait olduğunu ifade eder ve tasavvufî sülûkun önemli bir mertebesidir; ancak bu hakikat, şeriat mertebesinde kulun mesuliyetini ortadan kaldırmaz. Zira şehâdet âleminde fiil ve amel kula nispet edilir ve kişi yaptıklarından sorumludur¹. Bu durum, ayniyet ve gayriyet hükümlerinin birlikte kullanılması gerekliliğini ortaya koyar; her ne kadar özü itibarıyla aynı olsa da, zuhur ve tecelli yönüyle farklılık arz eder². Lâ fâile illâllah, sâlikin fenâ-yı ef'âl makamında bütün fiillerin Hak'tan zuhur ettiğini idrak etmesiyle ulaştığı bir hâldir.

Detaylı cevap

Lâ fâile illâllah, tasavvufî tevhîd mertebelerinden Tevhîd-i Ef'âl'in temelini oluşturur³. Bu mertebe, sâlikin kendi fiillerinin müstakil bir varlığı olmadığını, aksine tüm fiillerin Hakk'ın kudretiyle meydana geldiğini idrak etmesidir⁴. Hz. İbrâhîm'in "Tevhid'in babası" lakabıyla anılması ve onun tevhidinin "Lâ fâile illâllah" olması, bu hakikatin önemini gösterir; zira o, Kelime-i Tevhîd'i kendi mertebesiyle kuldan Hakk'a doğru okumaya başlamıştır⁵.

Bu idrak, namazdaki tekbirlerde de tefekkür edilir; birinci tekbirde ef'âl âleminin Hakk'ın varlığı ile var olduğu, yani "Lâ fâile illâllah" hakikati düşünülür⁶. Ancak bu derin idrak, kulun şeriat mertebesindeki sorumluluğunu kaldırmaz. Zira Kur'ân-ı Kerîm'de "Sizi de amellerinizi de Allah halk etti" (Sâffât Sûresi 37/96) buyrulsa da, şehâdet âleminde fiil ve amel kula nispet edilir ve kişi yaptıklarından mesuldür¹. Bu, "aynı zamanda gayrı" olma durumudur; her şey özde Allah olsa da, zuhur ve tecelli yönüyle farklıdır².

Tasavvuf yolunda "Lâ fâile illâllah" hakikatini idrak etmek, "ölmeden önce ölmek" (Mutu kable ente mutu) prensibiyle Seyr-i Sülûk'un derunî bir noktasıdır⁷. Bu idrak, aynı zamanda Hazarât-ı Hamse'nin ilk mertebesi olan Ef'âl âleminde gerçekleşen bir müşahededir⁸. Kul, bu mertebede kendi varlık davasından vazgeçip, varlığının Hakk ile kâim olduğunu idrak eder⁹. Murâkabe ile her an Rabbinin kendisini gördüğü şuurunu kaybetmeden yaşamak, bu hakikatin yaşanmasında önemli bir rol oynar¹⁰. Dolayısıyla, "Lâ fâile illâllah" hakikati, kulun manevi yükselişini sağlarken, dünyevi sorumluluklarını ortadan kaldırmaz, aksine daha derin bir kulluk bilinci kazandırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Zümer Sûresi · s.182Nitekim tevhîd ehlinin " Lâ fâile illallâh " ( Allâh'tan başka fâil yoktur ) şeklinde ifâde ettiği hakîkat gereği, kulların fiilleri de hakîkatte O'nun fiilidirOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.156Şimdi böyle dediğimiz zaman “La faile illallah” dediğimiz zaman “La mevcude illallah” , la mevsufe illallah” , “la ilahe illallah” dediğimiz zaman baktığımız heOku
  3. 3Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 2) · s.80Tevhîd-i Esmâ: Lâ mevsûfe illallah (İsimler sıfatlarda mündemiç kabul edildiğinden esma tevhidi sıfat tevhidi içinde değerlendirilmiş) Tevhîd-i Efâl: Lâ fâile iOku
  4. 4Tasavvuf Izâhları · s.80“ Lâ fâile illallah ” hükmünün ne olduğunu idrak etmeyen kişi “ lâ ilâhe illâllah ”ı ömür boyu tekrar etmiş olsa, lâfzından başka bir şey söylemiş olmaz. Yani “Oku
  5. 5Kelime-i Tevhîd · s.219Hak teâla’nın kudreti sana zahir oluncaya kadar lâ ilâhe illâllah demeye devam et,” buyurdu Bilindiği gibi İbrahim (a.s.)’ın bir lakabı da “Tevhid’in babası”dırOku
  6. 6Salât (Namaz) · s.68Çünkü ( İhlas Suresi 112/1) kul hüvallahü ehad dır. İşte tekbirleri bu şekilde tefekkür etmeğe çalışmalıyız. Yukarıdaki ifadeleri özetlersek; Birinci tekbirde, Oku
  7. 7Bakara Dosyası · s.326Hakikatin sahibi Allah kuldan görünen hakikati ile irfan olunmaktaki seyrini temâşâyı zevk etmektedir. Takvanın dirilttiği maktûlle insan dirilir. Neticede HakiOku
  8. 8Hazarat-ı Hamse
  9. 9Nefs-i Merdiyye
  10. 10Murâkabe
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.