İçeriğe atla

Lâhût'un üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey1 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Lâhût kavramının üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar taşır. Lugat dilinde "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi" anlamına gelen Lâhût, Süryânîce "ilâh" kökünden türemiş bir mertebe ismidir. Akâid dilinde Lâhût, vücud mertebelerinin en üstü, Hak'ın kendi zâtının mertebesi olarak kabul edilir ve tenezülün başlangıç noktası, urûcun zirvesidir. Mârifet dilinde ise Lâhût, idrâk edilemeyen, sınırlandırılamayan, ancak nefiy yoluyla bilinebilen mutlak gayb ve ahadiyyet mertebelerini içeren, esmâ ve sıfatların tafsîl bulduğu vâhidiyyetin başladığı ilâhî hakikatler âlemidir. Bu üç dil, tasavvufî kavramların çok katmanlı yapısını gösterir ve mârifet dili akâidi aşarak bâtınî hakikate ulaşır.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların anlaşılmasında her kavramın üç farklı dilde ele alınması esastır: lugat, akâid ve mârifet. Bu mertebeli yaklaşım, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakikatine doğru bir tahkîk sunar.

Lugat Dili: Lâhût kelimesinin lugat anlamı "ilâhî mertebe, ulûhiyyet âlemi"dir. Kelimenin kökeni Süryânîce "ilâh" kelimesine "ût" ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Bu dil, kelimenin etimolojik kökenini ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâsını ifade eder. Dilin kendisi, görülen, işitilen ve hayal edilen şeylere lügat koyar; ancak ilâhî ihsanlar ve bâtın âlemin hakikatleri dil ile tarif edilemez, çünkü onlar gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hayallerin erişemediği şeylerdir¹. Bu durum, arifin kalbindeki mârifet güneşlerinin dil perdesiyle örtüldüğünü, dilin bu hakikatleri lafız ve ses ile his âleminde tam olarak ortaya koyamadığını gösterir².

Akâid Dili: Akâid dilinde Lâhût, vücud mertebelerinin en üstü olarak tanımlanır ve Hak'ın kendi zâtının mertebesidir. Beş mertebeli sıralamada (lâhût-ceberût-melekût-misâl-nâsût) Lâhût, tenezülün başlangıç noktası ve urûcun zirvesi olarak konumlandırılır. Bu mertebe, Hadîd Sûresi'nin 3. âyetindeki "evvel-âhir-zâhir-bâtın" ifadeleriyle bütün mertebeleri kuşatan vechesini gösterir. Akâid dili, kelâm ve fıkıh gibi İslâmî ilimlerdeki teknik anlamı ifade eder.

Mârifet Dili: Mârifet dilinde Lâhût, tasavvufun zirve mertebesidir ve idrâk edilemez, sınırlandırılamaz; sadece nefiy yoluyla bilinir. Bu mertebe, tenzîh-i mutlakın menşei olarak kabul edilir. Lâhût'un üç katmanı vardır: hiçbir nispet kabul etmeyen mutlak gayb olan Zât-ı sırf / a'maiyyet; Hak'ın kendi zâtına ilk taayyünü olan sırf birlik mertebesi Ahadiyyet; ve esmâ ile sıfatların tafsîl bulduğu, kesretin başladığı teklik mertebesi Vâhidiyyet. Bu katmanlar sırasıyla 'lâhût-i a'lâ', 'lâhût-i evsat' ve 'lâhût-i edna' olarak da adlandırılır. Mârifet dili, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği anlamı ifade eder. Bu mertebedeki ilâhî mârifetler, kalplerin yakutu olarak nitelendirilir ve dilin kelamıyla her zaman taze kalır³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Onlara onu verir ki, hiçbir göz görmedi, hiçbir dile ve dile (lisan) sığmaz. 2722. Onlara onu verir ki, bir göz görmedi, dile ve lügate sığmaz. &10024; 2722. OnOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1126Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.808"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, EbûOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.