İçeriğe atla

Mârifet kavramı neye işaret eder?

Kavram TanımıTemel düzey4 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Mârifet, tasavvufta sâlikin Hakk'ı bilfiil tanıma mertebesi olup, sülûkun şerîat-tarîkat-hakîkat-mârifet şeklindeki dört kademeli sıralamasının kemâlidir. Bu, ilmin müşâhede ile yaşanmış hâli olarak tanımlanır ve kişinin nefsini tanımasıyla Rabb'ini tanımasına (men arefe nefsehû fa-kad arefe rabbeh) dayanır. Mârifet ehli, Hakk'tan gafil olmaktan ve hayal ile vehimden uzak durarak nefsin kötülüklerinden men eder¹. Muhyiddin İbn Arabî'ye göre vuslat, mârifettir; kişinin mârifeti ne kadar gelişmişse, Hakk'a ulaşması da o mertebeden olur². Mârifet, Hakk'ın esmâ, sıfât ve zâtıyla tanınması, nefs-i levvâme gibi mertebelerden geçilerek elde edilen bir idrâk ve şuur açılımıdır³.

Detaylı cevap

Mârifet, tasavvufî sülûkun en üst makamı olan vâsıllık makâmıdır ve sülûkun amaçladığı son noktayı teşkil eder. Klasik tasavvuf sülûku, sırasıyla şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet olmak üzere dört mertebeden oluşur. Şerîat dış kuralların öğrenilmesi, tarîkat sülûka girilmesi, hakîkat Hakk'ın doğrudan müşâhedesi iken, mârifet Hakk'ın bilfiil tanınması ve vâsıllığın kemâlidir. Mârifet, öğrenilen bilgi olan ilimden farklı olarak, yaşanan bilgi, hâl ve müşâhede ile elde edilir; âlim bilirken, ârif şâhid olur. Bu durum, mârifetin hakk'el-yakîn ile aynı kademede olduğunu gösterir; sâlik mârifet ehli olduğunda artık sadece bilmekle kalmaz, bilfiil yaşar. Mârifet ehli, Hakk'tan gafil olmaktan, hayal ve vehimden uzak durarak nefsin kötülüklerinden men eder¹.

Mârifetin üç temel türü vardır: Mârifet-i nefs (kendi nefsini tanıma), Mârifet-i Hak (Hakk'ı esmâ, sıfât ve zâtıyla tanıma) ve Mârifet-i âlem (kâinatın Hak ile irtibatını görme). Bu üçü bir araya geldiğinde mârifet-i tâm oluşur. İbn Arabî, vuslatı mârifet olarak tanımlar ve kişinin mârifetinin derecesine göre Hakk'a ulaşmasının da o mertebeden olacağını belirtir². Mârifet, kişinin idrâk ve şuurunun gelişmesiyle Cenâb-ı Hakk'ı bilme ve tanıma seviyesini ifade eder². Ârifin mârifetinin muhtaçlara verilmesiyle ilim ve mârifetinin artacağına işaret edilir⁴. Mârifette kemâl sahibi olan kişi, gördüğü şeyin tekil hakikatini değil, ancak Allah'ı görür⁵. Bu, Rahmânî nefesin tabiî suretlerin tekil hakikati olduğunu müşâhede etmesiyle gerçekleşir⁵. Mârifet, nefs-i emmâre ve nefs-i levvâme gibi mertebelerden geçilerek elde edilen bir idrâk ve şuur açılımıdır³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Hac Sûresi · s.173Şeriat ehli fıkhi olarak namaz kıl, oruç tut, günah işlemede iyiliği emr eder, kötülükten men eder. Tarikat ehli ise sohbete, zikre git, şeh muhabbetinden geri Oku
  2. 2İnsân-ı Kâmil (Cilt 1) · s.34Muhiddin Arabi Hazretleri vuslatı tarif, tabir ederken; Vuslat, marifettir demiş. Zahiri bir şekillendirme değil, çok güzel bâtıni bir tarif ile belirtmişler. VOku
  3. 3Sohbet Arası Sohbetler CD 15 · s.59Dört köşededir dört işaret Şeriat, Tarikat, hakikattır, Marifet Boşa geçirme vaktini kendini arif et Siyah örtü neyi örter bilir misin Yedi tavaf derler etvar-ıOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1826Ancak o ne güzel bağlama yeridir! "Mürtebat", ism-i mef'ûl (edilgen ortaç) anlamına gelebileceği gibi, ism-i mekân (yer ismi) anlamına da gelebilir. Yani, muhtaOku
  5. 5Kelime-i İlyâsiyye · s.219Ve Rahmânî nefesin tabiî suretlerin tekil hakikati olduğunu müşahade ederse, önceki makamda elde ettiği tam marifet ile beraber kâmil olur, yani marifette kemalOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.