Mârifet ve Keşf'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
Mârifet ve keşf kavramları, tasavvufî idrâkin iki temel ve birbiriyle ilişkili mertebesini temsil eder. Mârifet, sâlikin Hak'kı bilfiil tanıma mertebesi olup sülûkun kemâli sayılırken, keşf ise sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklerin tümüdür. Bu iki kavramın birlikte ele alındığı ve derinlemesine işlendiği Fasslardan biri, Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı'dır¹. İsmail Fassı, mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde saîd olmanın sırrını ve her kulun özel Rabbi olan Rabb-ı hâs kavramını ele alarak, mârifetin keşf yoluyla elde edilen idrâklerle nasıl bütünleştiğini gösterir². Ayrıca, Kelime-i İlyâsiyye'de de Rahmanî nefesin keşfi ve bununla elde edilen mârifet üzerine durulur; bu tür bir mârifetin sâlikin ârifler zümresine katılmasına yeterli olduğu belirtilir³.
Detaylı cevap
Mârifet, tasavvufta sâlikin Hak'kı bilfiil tanıma mertebesi olup, sülûkun şerîat, tarîkat, hakîkat aşamalarından sonra gelen kemâl noktasıdır. Bu, öğrenilen bir bilgi (ilim) olmaktan ziyade, müşâhede ile yaşanmış bir hâl ve idrâktir. "Kim nefsini tanırsa Rabb'ini tanır" hadîsi mârifetin temel mesnedidir. Keşf ise, lugatte 'açma, perde kaldırma' anlamına gelir ve tasavvufta sâlikin gayb âleminden veya Hak'tan kalbine inen doğrudan idrâklerin genel adıdır. Keşf, mükâşefenin daha genel karşılığı olup, bir alanın açılması, bir kapının aralanması gibidir.
Bu iki kavramın birlikte ele alındığı önemli metinlerden biri Fusûsu'l-Hikem'deki İsmail Fassı'dır¹. İsmail Fassı, Hikmet-i Aliyye bağlamında mârifet-i Rabbâniyye'yi, yani Allah'ı tanımayı ve bu tanıma sürecinde teslimiyet ile rızanın önemini vurgular². Bu Fass, sâlikin kendi Rabb-ı hâs'ını, yani kendisine özel tecellî eden Rabbi'ni idrâk etmesiyle mârifete ulaşmasını işler. Bu idrâk, keşf yoluyla gerçekleşen doğrudan bir müşâhede ve tecrübe ile mümkündür.
Kelime-i İlyâsiyye'de de Rahmanî nefesin keşfi ve bununla elde edilen mârifet üzerinde durulur. Burada, sâlikin "fıtrat"ın Rahmanî nefesin tekil hakikati olduğu üzerine keşfedilmesi durumunda büyük bir hayra nail olacağı belirtilir⁴. Ayrıca, sâlikin soyut akıl makamıyla yetinip, fıtrî suretlerde görünen çeşitli hükümlerin, fıtrî suretlere inen sabit hakikatlerin anlamları olduğu kendisine açığa çıkmasa bile, nazarî aklı üzerine hâkim olan mârifetin onu ârifler zümresine katmaya yeterli olduğu ifade edilir³. Bu durum, keşfin farklı mertebeleri ve bu mertebelerle elde edilen mârifetin sâlikin mânevî yolculuğundaki yerini ortaya koyar. Mârifet, Allah'ın yokluk karanlığında olanları vücutla izhar etmesi ve cehalet karanlığında olanlara mârifet nurlarıyla feyz vermesiyle gerçekleşir; ruhun hassası da bu izhar ve tecelliyi inkişaf ettirmektir⁵·⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.1293“Bu yüzden ârif, gam ve son halleri düşünmekten uzak kalmıştır ve Hakk'ın vücûdundan başka bir varlık görmemiştir. Bu konuların ayrıntıları Fusûsu'l-Hikem'de Fas”Oku
- 2İsmail Fassı,
- 3Kelime-i İlyâsiyye · s.211“Ve Rahmanî nefes, Şuayb Fassı'nın başlarında ve İsa Fassı'nda geçti; ayrıntısı oradan anlaşılır. ... Ve eğer Hakk Yolcusu, bizim zikrettiğimiz şey üzere, soyut ”Oku
- 4Kelime-i İlyâsiyye · s.206“، وإنلرَّحْمٰــن ِ فقــد أوتِــي َ خيــرلطَّبيعــة َ عَيْــن ُ نَفَــس ِفــإن ْ كُوشِــف َ علــى أن َّ &10024; Şimdi, muhakkak "tabiat"ın Rahmânî nefesin tekil ”Oku
- 5Nûr Sûresi · s.93“Yokluk karanlığında iken, onları vücûd ile ızhar eden ve cehalet karanlığında iken, üzerlerine marifet nûrları ile feyz veren ancak Allah-u Teâlâ’ dır. Herşeyin”Oku
- 6Vahiy ve Cebrâîl · s.179“Yokluk karanlığında iken, onları vücûd ile ızhar eden ve cehalet karanlığında iken, üzerlerine marifet nûrları ile feyz veren ancak Allah-u Teâlâ’ dır. Herşeyin”Oku
İlgili sorular
- Vahdet-i vücûd ile Vahdet-i şühûd aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Kabz ve Bast'ı birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
- Mücâhede ile Müşâhede aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Müşâhede ile Mükâşefe aynı Fass'ta nasıl bir mekanizmayla buluşur?
- Tenzîh ve Teşbîh'i birlikte düşünmek hangi Fass üzerinden anlaşılır?
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.