İçeriğe atla

Mârifet'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey22 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufî kavramların anlaşılmasında kullanılan üç açılım dili, mârifet kavramı için de geçerlidir ve bu diller sırasıyla lugat, akâid ve mârifet mertebelerini ifade eder. Lugat dili, mârifetin sözlük anlamı olan "tanıma, ilim, irfân"ı ve kelimenin etimolojik kökenini belirtirken, akâid dili İslâmî ilimlerdeki teknik tanımına odaklanır. Mârifet dili ise, sâlikin Hakk-ı Mutlak'ı bilfiil tanıma mertebesi ve sülûkun kemâli olarak, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği hâli temsil eder. Bu üç dil, mârifetin katmanlı idrâkini sağlayarak, sâlikin nefsini tanıma yoluyla Rabb'ini tanımasına ve Hak'la vuslatına¹ imkân tanır.

Detaylı cevap

Her tasavvufî kavram gibi, mârifet de üç farklı dilde ele alınır ve bu diller, kavramın idrâk edilmesinde bir tahkîk silsilesi oluşturur.

1. Lugat Dili: Mârifetin lugat anlamı, kelimenin kökenine ve sözlük manasına dayanır. Mârifet, "tanıma, ilim, irfân" demektir. Bu dil, kelimenin Arapça kökünü, türevlerini ve cümle içindeki kullanımlarını kapsar. Örneğin, "dil" kelimesinin lugat anlamı "lisan" iken², "zikr"in lugat anlamı "anmak, hatırlamak, anılmak"tır³. Bu, herkesin paylaştığı zâhirî mânâdır ve mârifetin temelini oluşturur. Ancak, bazı ilâhî ihsanlar ve mârifetler dil ile tarif edilemez, çünkü beşer ancak gördüğü, işittiği ve hayal ettiği şeylere lugat koymuştur⁴.

2. Akâid Dili: Bu dil, mârifet kavramının İslâmî ilimlerdeki (kelâm, fıkıh, hadîs, tefsîr) teknik anlamını ifade eder. Akâidde mârifet, ehl-i sünnet itikâdında kavramın yerini belirler. Ancak verilen kaynaklarda mârifetin akâid dilindeki spesifik tanımına dair doğrudan bir açıklama bulunmamaktadır. Genel olarak, akâid dili, kavramın dinî çerçevedeki kabul görmüş tanımını ve itikadî mertebesini içerir.

3. Mârifet Dili: Bu, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikati, ehl-i Hak'ın zevkle bildiği hâli temsil eder. Mârifet, tasavvufta sâlikin Hakk-ı Mutlak'ı bilfiil tanıma mertebesidir ve sülûkun kemâli olarak kabul edilir. Hadîs-i şerîfteki "kim nefsini tanırsa Rabb'ini tanır" ifadesi, mârifetin temel mesnedidir. Mârifet, ilimden farklı olarak, bilginin müşâhede ile yaşanmış hâlidir. Vuslat, mârifet olarak tarif edilir; kişinin mârifet bilgisi ne kadar gelişmişse, Hakk'a olan vuslatı da o mertebeden olur¹. Ârifin kalbinde olan ilâhî mârifetler ve hakikatler, dil perdesi açılmadıkça ortaya çıkmaz⁵. Bu dil, akâidi nakzetmez ancak onu aşar ve sâlikin Hak ile olan mîrâcına benzer bir hâl yaşamasını sağlar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1İnsân-ı Kâmil (Cilt 1), s. 34“Muhiddin Arabi Hazretleri vuslatı tarif, tabir ederken; Vuslat, marifettir demiş. Zahiri bir şekillendirme değil, çok güzel bâtıni bir tarif ile belirtmişler. V”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4377 (s. 151)“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
  3. 3A'lâ ve Gâşiye Sûreleri, s. 55“Zikr ’in lügat mânâsı: Anmak, hatırlamak, anılmaktır. Allah-ı (c.c.) çok, çok anıp azametini düşünmektir. Kûr’ân-ı Kerîmin bir ismidir. Namazında bir ismidir. N”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2783 (s. 269)“Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel e”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 13 · Beyit 1126 (s. 1126)“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.