İçeriğe atla

Melekût kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Melekût kavramının kendisi bozulmaz; ancak melekût âlemini idrak etme veya müşâhede etme yeteneği, bazı durumlarda gizlenebilir veya perdelenebilir. Bu gizlenme, ruhânî hükümlerin nefsânî sıfatlar tarafından örtülmesi, gaflet ve ülfet gibi mânevî hallerle ilişkilidir. Özellikle İblîs'in Âdem'de tecellî eden cemâl ve celâl nurlarını göremeyip yalnızca sûrete takılması gibi örnekler, melekûtun idrakinin nasıl perdelendiğini gösterir¹. Ayrıca, sâlikin niyetinin bozulması veya şer'î edebin terk edilmesi gibi durumlar da mânevî hallerin bozulmasına ve gizlenmesine yol açar.

Detaylı cevap

Melekût, tasavvufta ruhânî varlıkların mertebesi olup, mülk-i a'lâ ve melâike âlemi anlamına gelir. Bu âlemin kendisi, Allah'ın halkı ve düzeni gereği varlığını sürdürür ve bozulmaz. Ancak, insanın bu âlemi idrak etme veya müşâhede etme kabiliyeti çeşitli sebeplerle gizlenebilir. Birincisi, içsel olan kuvvetin, yani ruhânî hükümlerin üstün gelmemesi durumunda, dışsal olanın hükümleri, yani nefsânî sıfatlar baskın çıkar ve melekût âleminin idrakini perdelere². Cevizin içi olgunlaştığında kabuğunun çatlaması gibi, ruhânî hükümler kuvvet bulduğunda nefsânî sıfatlar gizlenir ve hakikat ortaya çıkar². İkincisi, İblîs örneğinde görüldüğü gibi, cemâl ve celâl nurlarını göremeyip yalnızca sûrete takılmak, melekût âleminin müşâhedesini engeller¹. İblîs, Âdem'de tecellî eden hakikati değil, sadece toprağı ve şekli görmüştür; bu durum, riyakârların ve dalkavukların hakikati müşâhede edemeyip sûretle perdelenmesine benzer¹. Üçüncüsü, tasavvufî bir hâlin bozulmasına veya gizlenmesine yol açan genel sebepler, melekût âleminin idrakini de etkileyebilir. Bunlar arasında niyet bozulması (riyâ, sum'a, ucb), şer'î edebin terk edilmesi ve gaflet ile ülfet sayılabilir. Niyetin bozulması, amellerin ve hâllerin tahakkuk etmemesine, yani gizlenmesine neden olur. Şer'î ölçülere uymayan bir hâl ise istidrâca dönüşerek Hak'tan değil, nefsten veya cinden kaynaklandığını gösterir. Son olarak, sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması, hâlin gizlenmesine yol açar; bu durum bazen lütuf olarak gelerek sâliki bekâ-i tâm öncesi temkîne hazırlar. Kalbin gözü berzah hallerini ve melekûtu müşahede etme kabiliyetine sahipken³, bu kabiliyetin perdelenmesi, yukarıda belirtilen mânevî engellerle yakından ilişkilidir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Sâd Sûresi · s.155Henüz rahmetten uzaklaştırılmamış, semâ melekûtundan tard edilmemiş, ulvî makamdan aşağıya indirilmemişti. İblîs’in bu hâli, Allah’ın velîlerine karşı sahte iddOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "NasOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1497"Onların hepsi, gerek ölü gerek diri olsun, ne zaman gönül gözünden kaybolur ve gizlenirler?" O ölen evlatlarımın hepsi, ister berzah âlemine (ölümden sonraki âOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.