İçeriğe atla

Mîrâc kalpte mi rûhta mı sırda mı tecellî eder?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme7 kaynak
Kısa cevap

Mîrâc, tasavvufta hem Hz. Peygamber'e mahsus biricik bir hâl hem de sâlikin tahkîk edilebilir bir makâmı olarak ele alınır ve tecellî mahalli, mîrâcın türüne ve sâlikin mertebesine göre değişir. Mîrâc-ı Nebevî, Hz. Peygamber'in beden ve ruhla birlikte Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makâmına ulaşmasıyla gerçekleşen biricik bir tecellî iken, sâlikin mîrâcı kalpte başlar ve rûh makâmına doğru ilerler. Kalp, bütün esmânın tecellî alanı olup¹, sâlikin mîrâcında yedi tavrın keşfolunduğu yerdir; bu tavırların üçüncüsü rûh makâmı ve ma'rifet yurdudur². Kalbin Hakk'ın Rahmânî sıfatlarının tecellîsine arş kılındığında rûhun da üstünde bir dereceye yükselebileceği belirtilir³.

Detaylı cevap

Tasavvufta mîrâc, iki ana okuma ile ele alınır: Mîrâc-ı Nebevî ve Mîrâc-ı sâlik. Hz. Peygamber'in mîrâcı, bedenle ve ruhla birlikte Mescid-i Aksâ'dan Sidretü'l-Müntehâ'ya, oradan da Kâbe Kavseyni Ev Ednâ mertebesine yapılan biricik bir yolculuktur. Bu, hem zâhirî hem bâtınî bir tecellîdir. Sâlikin mîrâcı ise, onun sülûkunda yaşadığı manevî urûclardır ve "mîrâc-ı sagîr" olarak adlandırılır. Bu manevî yükseliş, kalpte başlar ve rûh makâmına doğru ilerler.

Kalp, tasavvufta tecellî-i ilâhînin ilk kapısıdır ve bütün esmânın tecellî alanıdır¹. Sâlikin mîrâcı, kalbin yedi tavrının kendisine keşfolunmasıyla tamamlanır². Bu tavırların ilki şeriat mertebesi, ikincisi tarikat mertebesi ve üçüncüsü ise rûh makâmı ve ma'rifet yurdudur². Rûh, nûr, hayât ve ilm-i ledün ile irtibâtlıdır⁴. Mîrâc, mukâşefe ve müşâhede gibi kazançlar rûhâniyyet seviyesinde tezâhür eder⁵.

Kalp, başlangıçta rûhtan daha düşük bir mertebede görünse de, Hakk'ın Rahmânî sıfatlarının tecellîsine arş kılındığında, yani ilâhî sıfatların mazharı olduğunda, Allah Teâlâ onu rûhun da üstünde bir dereceye yükseltir³. Bu durum, kalbin kendi varlık âlemi içindeki diğer latîfeler (rûh, sır ve hafî) üzerindeki konumuna işaret eder³. Sır ise, Hak ile abd arasındaki mahrem olarak en derin tecellîlerin mahalli olarak kabul edilir. Namaz, mü'minin mîrâcıdır ve bu mîrâcta lütuf ve ihsan vardır; namazda Rabb ile mânâ alışverişi yapılamazsa, o huzurdan ziyanla ayrılmış olunur⁶. S Sâlikin mîrâcı, cismanî bir yükselişten ziyade, anne karnındaki bir ceninin akıl mertebesine kadar çıkması gibi manevî bir yükseliştir⁷.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Ra'd Sûresi · s.289Kalp, bütün esmânın tecelli alanıdır; orada hem Mudill hem Hâdî birlikte görünür. Eğer abd kalbini arındırırsa, o kalpte bütün isimler yerli yerinde tecelli edeOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1141Bilinmeli ki, her sâlikin kendi neşesinin kabiliyet ve istidadı gereğince bir miraç (manevi yükseliş) vardır; ve sâlikin miracı kalbin yedi tavrı kendisine keşfOku
  3. 3Câsiye Sûresi · s.41Bu rızık, kalbe gelen ilham, nura dönüşen zikir ve gönülde beliren huzur hâlidir; kaynağı Hak’tır ve ilâhî rahmet bunun vasıtasıdır. “ Onları âlemlere üstün kılOku
  4. 4K2-T1,İlm-i Ledün
  5. 5K2-T1,Mükâşefe
  6. 6İnci Tezgâhı (1) · s.40Çünkü o an-ı miractır, rûh-u miractır, salât-u miractır. Mirac’da lütuf ve ihsan vardır. eğer namazdan eli boş çıktın ise Rabb’ın ile mânâ alışverişi yapamadın Oku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.548Bir buharın semaya kadar miracı gibi değil, aksine bir ceninin akla kadar olan miracı gibidir. Bu zikrettiğimiz miraç, bir buharın semaya yükselip esintili havaOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.