İçeriğe atla

Mîrâc kavramında dış-anlam ile iç-anlam farkı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Mîrâc kavramında dış-anlam (zâhir) Hz. Peygamber'in Mescid-i Aksâ'dan göklere yükselerek Sidretü'l-Müntehâ ve Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makâmına ulaştığı bedenî ve ruhanî gece yolculuğunu ifade eder. İç-anlam (bâtın) ise, sâlikin sülûkunda yaşadığı manevî yükselişleri, özellikle de namazın mü'minin mîrâcı olması hakikatini¹ ve nefsin marifetiyle Hakk'ın marifetine ulaşmayı² kapsar. Bu ayrım, dış âlemdeki varlığın iç âlemde de mevcut olması ilkesine dayanır³, zira iç ve dış tek bir hakikatin farklı veçheleridir⁴.

Detaylı cevap

Mîrâc, tasavvufta hem zâhirî hem de bâtınî veçheleriyle ele alınan bir hakikattir. Zâhirî anlamda, Mîrâc-ı Nebevî olarak bilinen, Hz. Peygamber'in Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya (İsrâ) ve oradan da göklere yükselerek Sidretü'l-Müntehâ'ya, nihayetinde ise Kâbe Kavseyni Ev Ednâ mertebesine ulaştığı, beden ve ruhla gerçekleşen biricik gece yolculuğudur. Bu, Kur'ân-ı Kerîm'deki İsrâ Sûresi'nin ilk âyetiyle (İsrâ 1) ve Necm Sûresi'ndeki ifadelerle (Necm 9) mesnedini bulan, tarihsel ve mucizevî bir olaydır.

Bâtınî anlamda ise mîrâc, sâlikin manevî sülûkunda yaşadığı urûc vâsıtası olarak tezahür eder. Bu, Mîrâc-ı sâlik veya mîrâc-ı sagîr olarak adlandırılır ve mü'minin namazının mîrâcı olduğu hadîs-i şerîfiyle (es-salâtu mi'râcü'l-mü'min) açıklanır. Namaz, mü'mini Hak'ın huzûruna yükselten, içsel bir tefekkür yolculuğudur¹. Bu içsel yolculukta, kişi kendi nefsini bilmekle Rabb'ini bilme makâmına ulaşır; zira "Nefsini bilen kimse muhakkak Rabb'ini bildi" buyrulmuştur². Mutlak varlık, dış âlemde mevcut olduğu gibi, iç âlemde de mevcuttur³. Bu durum, dış görünüşü nefse çirkin gelen amellerin iç yüzünün latif olabileceği gibi, dışı hoş gelenin içinin çirkin olabileceği hakikatini de barındırır⁵. İrfanî açıdan, Allah'ın verdiği misaller, insanın seyr-i sülûkunda hakikate ulaşmasını sağlayan birer işaret ve rehberdir⁶. İç ve dış, aslında tek bir hakikatin farklı veçheleri olduğundan, kişinin içerde veya dışarda olması diye bir ayrım söz konusu değildir; eğer bu fark hissediliyorsa, kişi henüz tabiat kayıtlarından kopamamış demektir⁴.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.327Mirac, bir anlamda mü’münin namazıdır, namazı temsil eder. Peygamber Efendimiz de miraç esnasında aslında namazda gibidir, ve o mertebede kendini görmüştür, yanOku
  2. 2Kelime-i Nûhiyye · s.103Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar: Yani neOku
  3. 3Kelime-i Nûhiyye · s.104Çünkü mutlak varlık, nasıl ki dış âlemde mevcut ise, iç âlemde de öylece mevcuttur. Nitekim Hakîm-i Senâî hazretleri bu anlama işaret ederek buyururlar:Oku
  4. 4Terzi Baba (Cilt 1) · s.22026/06/985 Çarşamba - dördüncü gün Düşünceler - Tefekkür İç ve dış tek şey olduğuna göre, kişinin içerde veya dışarda olması diye bir şey söz konusu olamaz. EğerOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1273Yani bu âlemde dış görünüşü nefse çirkin gelen ve iç yüzü latif olan ameller olduğu gibi, dış görünüşü nefse hoş gelen ve iç yüzü gayet çirkin olan ameller de vOku
  6. 6Ra'd Sûresi · s.206Hakikati anlatan bir misal, onu anlayan kişiyi kendi iç dünyasında bir tefekkür yolculuğuna çıkarır. Allah'ın verdiği misaller, her çağda, her insanın kendi iç Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.