İçeriğe atla

Mîrâc kavramının zuhûr ettiği mahaller nelerdir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey5 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Mîrâc kavramı, tasavvufta hem Hz. Peygamber'e mahsus biricik bir hâl hem de sâlikin tahkîk edilebilir bir makâmı olarak zuhûr eder. Bu zuhûr, zâhirî ve bâtınî boyutlarda, farklı mertebelerde ve hallerde gerçekleşir. Özellikle Hz. Peygamber'in mîrâcı, Mescid-i Aksâ'dan Sidretü'l-Müntehâ'ya ve oradan Kâbe Kavseyni Ev Ednâ makâmına ulaşmasıyla en yüksek zuhûr mahallini teşkil ederken, sâlikin namazda veya zikirde kalbinin Hak'ın huzûruna ulaşması da "mîrâc-ı sagîr" olarak zuhûr eder. Mîrâcın zuhûr mahalleri, Hakk'ın Zâtî tecellîsinin idrâk edildiği ve yaşandığı yerler olarak öne çıkar; zira "namaz mü'minin mîrâcıdır" hadîsi, irfaniyetle bilinen namazın kişiyi mîraca çıkarabileceğini gösterir¹.

Detaylı cevap

Mîrâcın zuhûr ettiği mahaller, tasavvufî idrâk ve sülûk mertebelerine göre farklılık gösterir. Öncelikle, Mîrâc-ı Nebevî olarak bilinen Hz. Peygamber'in mîrâcı, en yüksek zuhûr mahallidir. Bu mîrâc, Mescid-i Aksâ'dan başlayarak Sidretü'l-Müntehâ'ya ve oradan da "Kâbe Kavseyni Ev Ednâ" mertebesine ulaşan bir gece yolculuğudur. Bu, hem bedenle hem ruhla gerçekleşen, hem zâhirî hem bâtınî bir müşâhede hâlidir. Hz. Peygamber'in Mekke'de Kâbe-i Muazzama'da iken dahi sürekli mîrâc halinde olduğu, çünkü Kâbe'nin Zât'ın nokta zuhûr mahalli olduğu belirtilir²·³·⁴. Bu durum, mîrâcın aslında Hakk'ın huzûrunda olmak ve Zât'a ulaşmak anlamına geldiğini gösterir².

Sâlikin sülûkunda yaşadığı manevî urûclar ise mîrâcın diğer zuhûr mahallerini oluşturur. Bu, "mîrâc-ı sagîr" olarak adlandırılır ve sâlikin namazda, zikirde veya halvette kalbinin Hak'ın huzûruna ulaşmasıyla gerçekleşir. "Namaz mü'minin mîrâcıdır" hadîsi, bu manevî yükselişin temelini oluşturur; ancak bu, namazın hakikatini ve hangi mertebede neye tekabül ettiğini irfaniyetle bilmekle mümkündür¹. Mîrâcın zuhûr mahalleri, Hakk'ın Zâtî zuhûrunun idrâk edildiği yerlerdir⁵. Bu mahallerde Hakk, farklı şekillerde zuhûr eder ve kendini seyreder⁶. Mîrâcın başlangıcı, kişinin dünyaya inmesi ve ademiyet mertebesini idrâk etmesiyle başlar; zira dünyaya inmeden mîrâc yapılamaz⁷. Bu, Hakk'ın Zât'ına mahsus mahallerin, marifetullah bilgisine sahip olan kimseler olduğunu gösterir⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1TB. Kelime-i Îseviyye · s.171Namaz mü’minin miracıdır, ama gerçek manada namaz mü’minin miracıdır namazın ne olduğunu hangi mertebede neye tekabül ettiğini bildiğimiz zaman o namaz miraca çOku
  2. 2Sohbet Arası Sohbetler CD 8 (2002) · s.45Neden Kabe’den Miraca çıkartmıyorlar, bunların hepsi düşünülmesi gereken şeylerdir. Kabe-i Muazzamada iken Hz Rasulullah (sav) Efendimiz bakın hep miraçta idi, Oku
  3. 3İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000) · s.176(sav) Efendimiz Kabe-i şerif’ten Mirac’a çıkamazdı, isteseydi de çıkamazdı, çünkü orada Miraç hadisesi diye bir şey söz konusu değil, neden değil, çünkü Mekke-iOku
  4. 4İzmir İrfan Sohbetleri CD 1 (1998-2000) · s.354(sav) Efendimiz Kabe-i şerif’ten Mirac’a çıkamazdı, isteseydi de çıkamazdı, çünkü orada Miraç hadisesi diye bir şey söz konusu değildir, neden değil, çünkü MekkOku
  5. 5Fussilet Sûresi · s.80İşte bu irfan ehli mahaller lillâhi “Allah içindir,” yani Zât-ı zülcelâlin, o mahallerde Zât-î zuhurunun olmasıdır, gene bu yüzden o mahaller Hakk’ın zâtının zuOku
  6. 6Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.351İşte böylece bir mahal, yani ayrılık hükmü ile olmayan bir mahalde bir değişik şekilde zuhur ediyor, ötekinde bir başka şekilde zuhur ediyor. Fakat zuhur ettiğiOku
  7. 7Sohbet Arası Sohbetler CD 14 (2003) · s.102Sorumluluk ve Miraç Bunun kurtulmasının tek yolu miraç. Burası bakın çok mühim mesele. Şimdi miraç hadisesinde ne yapıyoruz? Evvela ademiyet mertebesini idrak eOku
  8. 8Bürûc Sûresi · s.16------------------- Cenâb-ı Hakka has mahallerde, peki bütün âlemde Cenâb-ı Hakk'ın zuhuru olduğuna göre bunu niye ayırmış? Bütün âlem zatın zuhuru değil mi. “ Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.