Mîzân kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?
Mîzân kavramı, Fusûsu'l-Hikem'de doğrudan belirli bir Fass ile açıkça ilişkilendirilmemekle birlikte, İsmail Fassı'nda ele alınan "saîd olma" ve "Rabb-ı hâs" gibi konularla dolaylı bir ilişki içinde değerlendirilebilir. Zira mîzân, gerek âhiretteki amellerin tartılması, gerekse insanın kendi nefsini muhâsebeye çekmesi ve kâinatın denge üzerine kurulu olması gibi mertebelerde adâlet ve dengeyi ifade eder. Bu denge ve adâlet, İsmail Fassı'nda vurgulanan "teslim-rıza ekseninde" bir yaşam sürme ve "mârifet-i Rabbâniyye"ye ulaşma çabasıyla örtüşür. Ayrıca, Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde mîzânın Fusûsu'l-Hikem'deki Uzeyrî, İsmâîlî, Hûdî ve Ya'kûbî Fassları'nda ele alındığına dair bir atıf bulunmaktadır¹.
Detaylı cevap
Mîzân kelimesi lugatte 'tartı, ölçü, terazi' anlamına gelir. Tasavvufta ise farklı mertebelerde tezâhür eder. Akâidî mîzân, kıyâmet günü amellerin tartılacağı ilâhî terazidir². Bu, hasenât ile seyyiâtın muvâzenesini ifade eder ve Enbiyâ Sûresi'nin 47. ayetine dayanır. Ahlâkî mîzân ise insanın kendi nefsini muhâsebeye çekmesi, Haşr Sûresi'nin 18. ayetinde belirtildiği üzere yarın için ne hazırladığına bakmasıdır. Vücudî mîzân, Rahmân Sûresi'nin 7-9. ayetlerinde ifade edildiği gibi kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu gösterir; her zerre Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsiyle yerli yerinde durur. Mârifet mîzânı ise sâlikin kalbinin Hak'la perdesizleştiğinde, her hâlin ve her zuhûrun Hakk'ın bir 'tartı' tecellîsi olduğunu görmesidir.
Mîzânın bu farklı veçheleri, İsmail Fassı'nda ele alınan "saîd olma" ve "Rabb-ı hâs" kavramlarıyla ilişkilendirilebilir³. Zira saîd olmak, kişinin kendi Rabb-ı hâssıyla olan ilişkisinde dengeyi bulması ve adâlet üzere yaşamasıyla mümkündür. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde, mîzânın "mihek ve mîzân olarak Hak Teâlâ tarafından vaz' buyurulduğu" ve bununla şeci' olanların korkaklardan ayrıldığı belirtilir⁴. Bu ayrım, bir nevi ilâhî bir ölçü ve dengeyi ifade eder. Ayrıca, "insân-ı kâmil"in ilâhî ahlâk ile ahlâklanarak kullar arasında bir "mîzân-ı ilâhî" olduğu vurgulanır⁵·⁶. Bu durum, İsmail Fassı'ndaki mârifet-i Rabbâniyye ve teslim-rıza ekseninde bir yaşam sürme gayesiyle örtüşür. Rahmân Sûresi'ndeki mîzân ayetleri, şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davet ve haksızlık ile taşkınlıktan kaçınma uyarısı olarak da yorumlanır⁷. Bu da mîzânın, sâlikin yolculuğundaki denge arayışının bir parçası olduğunu gösterir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.607“Bu bâbdaki esrâr ve hakâyık Fusûsu'l-Hikem'de Fass-ı Uzeyrî ve Fass-ı İsmâîlî ve Fass-ı Hûdî ve Fass-ı Ya'kûbî'dedir. 3088. Onun ihtiyârı Zeyd'i onun kaydı eder”Oku
- 2K1-101,-1
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1657“Sen ilâhî ahlâk ile ahlâklanmış olup, kullar arasında ilâhî bir mîzân olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki ilâhî mîzân olan her insân-ı kâmilin adâlet ve istikâmet”Oku
- 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 8 · s.1129“Ya'ni, “Mâdemki bu âlem-i süret ve kesâfetde belâ ve mihnet ve can korkusu mihek ve mizân olarak Hak Teâlâ tarafından vaz' buyuruldu. İşte bu mihek ve mizândan ”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1658“Farsça mısra aynen korunur — OCR'da kesik Sen ahlâk-ı ilâhiyye ile mütehallık olup, kullar arasında bir mizân-ı ilâhi olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki her mizâ”Oku
- 6Ahzâb Sûresi · s.153“Sen ahlâk-ı ilâhiyye ile mütehallık olup, kullar arasında bir mîzân-ı ilâhî olmuş bir insân-ı kâmilsin. Belki her mîzân-ı ilâhî olan insân-ı kâmilin, tarîk-ı ad”Oku
- 7Er-Rahmân · s.26“Allah-u Teala mizanı koydu: Cennet ve cehennem de bir mizandır. Bu ayet-i kerime şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davettir. Haksızlık ve taşkınlık edip “bütü”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.