İçeriğe atla

Mîzân kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından nasıl ayrılır?

Kavram TanımıTemel düzey3 görüntülenme2 kaynak
Kısa cevap

Mîzân kavramının irfânî tanımı, akâidî tanımından temel olarak, mîzânın sadece âhirette amelleri tartacak somut bir terazi olmaktan öte, kâinatın ve her şeyin varoluşsal dengesini sağlayan ilâhî bir hakikat ve sâlikin kalbindeki denge idrâki olarak ayrılır. Akâidî tanım mîzânı kıyâmet günü amellerin tartılacağı zâhirî bir terazi olarak ele alırken, irfânî tanım onu Hakk'ın "el-Adl" isminin tecellîsiyle her zerrede var olan vücudî bir denge (Rahmân 7-9) ve sâlikin her hâlinde kendisini Hakk'ın hükmüne çekme idrâki olarak görür. İrfân ehli için mîzân, Celâl ve Cemâl tecellîleri arasında Hakk ile hükmetme dengesini korumaktır¹.

Detaylı cevap

Mîzân kavramı, akâidde âhiret hayatının altı temel sınamasından biri olarak, kıyâmet günü her insanın amellerinin tartılacağı ilâhî bir terazi şeklinde tanımlanır². Bu akâidî yaklaşım, mîzânı daha çok zâhirî ve somut bir tartı olarak ele alır; Enbiyâ Sûresi'nin 47. ayetindeki "biz kıyamet günü adâlet terazilerini koyarız" ifadesi bu tanımın menşeidir. İrfânî tanım ise mîzânı bu zâhirî mertebenin ötesine taşıyarak, onu daha geniş ve derin bir hakikat olarak kavrar.

İrfânî bakış açısında mîzân, öncelikle kâinatın varoluşsal dengesini ifade eder. Rahmân Sûresi'nin 7-9. ayetlerindeki "göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" beyânı, kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu gösterir. Burada mîzân, Hakk'ın "el-Adl" isminin tecellîsiyle her zerrede yerli yerinde duran vücudun kendisidir. İrfân ehli için mîzân, sadece amellerin tartıldığı bir araç değil, aynı zamanda Hakk'ın kendisinin her şeyi tutan ve dengeleyen bir tezâhürüdür.

Sâlikin kendi nefsinde mîzânı idrâk etmesi ise, her amelinde ve her hâlinde kendisini Hakk'ın hükmü mîzânına çekme şuurudur. Bu, Celâl gereken yerde Celâl ile, Cemâl gereken yerde Cemâl ile muamele etme dengesini korumakla ilgilidir; zira gazap gereken yerde yumuşak davranmak veya rahmet gereken yerde sertleşmek zulümdür ve "Hakk ile hükmetmek" bu dengeyi ve mîzânı korumaktır¹. Dolayısıyla irfânî tanım, mîzânı hem kevnî bir denge prensibi hem de sâlikin içsel ve ahlâkî bir idrâki olarak akâidî tanımdan ayırır.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Zümer Sûresi · s.180İrfân ehli, Celâl gereken yerde Celâl ile, Cemâl gereken yerde Cemâl ile muamelesini yapar. Gazap gereken yerde yumuşak davranmak veya rahmet gereken yerde sertOku
  2. 2Mîzân
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.