Mücâhede kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Mücâhede, sâlikin nefsiyle yaptığı içsel mücâdele olup, tasavvufî sülûkun temel disiplinidir; ancak bu mücâdele, niyetin bozulması, şer'î edebin terk edilmesi veya gaflet ve ülfet gibi durumlarla bozulabilir veya gizlenebilir. Özellikle riyâ, sum'a, ucb gibi niyet âfetleri mücâhedenin Hak katındaki değerini düşürerek onu gizler. Şer'î ölçülere aykırı bir tatbikat, mücâhedeyi istidrâca dönüştürürken, sâlikin hâlin sahibinden gâfil olup hâle âşık olması da mücâhedenin meyvesi olan müşâhedenin gizlenmesine yol açar. Nitekim "Ameller niyetlere göredir" hadîsi (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1) niyetin önemini vurgularken, "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) âyeti gafletin neticesini açıklar.
Detaylı cevap
Mücâhede, tasavvuf disiplininin omurgasıdır ve sâlikin nefsiyle mücâdelesini ifade eder. Bu mücâdelenin meyvesi olan müşâhedeye ulaşmak için mücâhede şarttır; zira "mücâhede müşâhedenin tohumudur"¹. Ancak bu kıymetli amel, bazı durumlarda bozulabilir veya gizlenebilir.
Mücâhedenin bozulmasının veya gizlenmesinin üç temel sebebi vardır:
-
Niyet Bozulması: Mücâhedeye riyâ, sum'a veya ucb karışması, amelin ve hâlin bozulmasına yol açar. Riyâ, ameli halk için yapma; sum'a, amelin işitilmesini isteme; ucb ise kendi amelini beğenme hâlidir. Bu üçü "şirk-i hafî" olarak kabul edilir ve girdiği amel ve hâlin tahakkuk etmesini engeller, onu gizler. Hadîs-i şerîfte "Sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirktir; o da riyâdır" buyrulmuştur (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Niyetin Hak için olması, mücâhedenin temel şartıdır¹.
-
Şer'î Edebin Terki: Bir hâl ne kadar yüce görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâçtır; yani Hak'tan değil, nefisten veya cinden gelir. Mücâhede, şer'î edep ve sünnete uygun bir şekilde yapılmadığında, sâlikin sülûkunda tehlikeli bir sapmaya dönüşebilir. İbn Arabî'nin ifadesiyle, "Şer'a muvâfık olmayan keşf, keşf değil, hayâldir". Bu durum, mücâhedenin hakiki faydasını ortadan kaldırır ve onu gizler.
-
Gaflet ve Ülfet: Sâlikin mücâhede hâlinin sahibinden gâfil olup, hâle âşık olması durumunda, hâl gizlenir. Yani, kişi mücâhedenin kendisine değil, mücâhede sonucunda ortaya çıkan hâllere veya kazanımlara odaklanırsa, bu durum mücâhedenin ruhunu zedeler. "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) âyeti, gafletin neticesini açıkça ortaya koyar. Bazen hâlin gizlenmesi (kabz), bekâ-i tâm öncesi sâliki temkîne hazırlayan ilâhî bir lütuf olarak da tecelli edebilir. İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir; ruhanî hükümler üstün geldiğinde nefsanî sıfatlar gizlenir². Kulun kulluğu gizlenir ve Hakk ismi kalır³.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Risâle-i Gavsiyye · s.56“Ve daha dedi ki − Yâ Gavs, mücâhede, müşâhede denizlerinden bir denizdir ve balıkları da vâkıflardır. Müşahede denizine girmeyi irâde edene, mücâhede gerekir. Z”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1158“İçsel olan kuvvet bulunca, dışsal olanın hükümleri gizlenir. Aynı şekilde, insan varlığında ruhanî hükümler üstün geldiği zaman, nefsanî sıfatlar gizlenir. "Nas”Oku
- 3İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.191“Yüce Hakk'ın batın âlemlerinde; fena yolu ile gizlenir… Yani kulun kulluğu gizlenir, oradan kul ismi düşer yerinde Hakk ismi kalır.”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.