İçeriğe atla

Muhabbet kavramı hangi Fass ile ilişkilendirilir?

Kavram-Fass Eşleşmesi1 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Muhabbet kavramı, tasavvufta sâlikin Hak'a, Hak'ın da sâliğe duyduğu karşılıklı sevginin adıdır ve sülûkun itici gücüdür. Bu kavram, Fusûsu'l-Hikem'de özellikle "Muhammediyye Fassı" ile ilişkilendirilir. Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabî hazretleri, muhabbet hususundaki hakikatleri bu fassda beyan buyurmuştur¹·². Ayrıca, muhabbetin hararet-i şevk ile galebe çalması ve nur-i kudsün istilası gibi veçheleri de İlyâs Fassı'nda ele alınır³.

Detaylı cevap

Muhabbet, tasavvufî hâllerin en yumuşak ancak en güçlü olanıdır ve hiçbir mücâhede onsuz tahammül edilemez. Bu kavramın temel mesnedi Mâide 54'teki "yuhibbuhum ve yuhibbûnehû" (Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler) ayetidir; bu ayet iki yönlü sevgiyi açıkça beyan eder. Bakara 165'teki "ve'llezîne âmenû eşeddu hubben lillâh" (mü'minler Allah'ı daha şiddetli severler) ayeti ise muhabbetin derinleşmiş hâline işaret eder.

Muhabbet kavramının Fusûsu'l-Hikem'deki ana işleniş yeri Muhammediyye Fassı'dır. Cenâb-ı Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabî, muhabbetle ilgili hakikatleri bu fassda açıklamıştır¹·². Bu fassda, ârif-i küll olan Hz. Muhammed'e (s.a.v.) hakikatinin ve zâtının hakkı olan muhabbet-i nisâ verildiği ve onun da Hakk'ın sevdirmesiyle nisâya muhabbet ettiği belirtilir⁴. Muhammediyye Fassı'nda ayrıca, Hakk'ı maddeden mücerred olarak müşahede etmenin mümkün olmadığı ve âlem-i şehâdetteki suretlerin eşrefi olan ateşte nur, kahr ve muhabbet sıfatlarının bulunduğu ifade edilir; bu sıfatlar Hakk'ın sıfât-ı nûriyye, kahriyye ve hubbiyyesi arasında münasebet kurar⁵.

Muhabbetin farklı veçheleri diğer fasslarda da ele alınır. Örneğin, İlyâs Fassı'nda Hz. İlyâs üzerine harâret-i şevkin galebesi ve nur-i kudsün istilası, muhabbet hararetinin ve aşkının galip gelmesi olarak açıklanır³. İsmail Fassı ise hikmet-i aliyye, Rabb-ı hâs, mârifet-i Rabbâniyye, teslim ve rıza ekseninde saîd olmanın sırrını işler (İsmail Fassı), bu da muhabbetin bir neticesi olarak görülebilir. Ya'kubî Fassı'nda ise "vidâd" kelimesi muhabbet anlamına gelir ve Hak Teâlâ'nın lütfunun kahrında, kahrının da lütfunda gizli olduğu hakikatiyle şekâvetten muhabbet çeşmelerinin aktığı beyan edilir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 6 · s.1502Cenâb-ı Şeyh-i Ekber Muhyiddin Arabi (k.s.) hazretleri bu muhabbet husüsundaki hakâyıkı Fusüsu'-Hikem'de, Fass-ı Muhammedi'de beyân buyurmuşlardır. 4122. Ben onOku
  2. 2Altı Peygamber (Cilt 6) — Hz. Muhammed (s.a.v.) · s.80Füsûsu’l Hikem, Cilt 4, Fass-ı Muhammedî, s. 321 C. Hakk her birerlerimize yine akıl, irfan, idrak, gönül genişliği, muhabbet, ilmî hakikatlere nüfuz genişliği Oku
  3. 3TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları · s.46Fass-ı Sâlihî'de buyururlar, Bu bahsin tafsili orada mürur etmiştir. Yani şu konuşulan bahsin tafsili Salih Fassında geçmiştir. "Atın ateşten olması" Hz. İlyâs Oku
  4. 4TB. Kelime-i Muhammediyye · s.223Atâyâ-yı ilâhiyye hakkındaki tafsilât Fass-ı Şîsî'de mürur etti. Binâenaleyh cemî'-i hakâyıkı muhît olması hasebiyle ârif-i küll olan (S.a.v.) Efendimiz'e, onunOku
  5. 5TB. Kelime-i Mûseviyye & Hâlidiyye · s.208Zîrâ Fass-i Muhammedi'de görüleceği vech ile, Hakk'ı maddeden mûcerred olarak müşahede etmek ebeden mümkün değildir. Ve âlem-i şehâdetteki suretlerin eşrefi iseOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.411“Vidâd", muhabbet demektir. “Cevâd”, cömerd; “münfecir”, yarılıcı ve akıcı ma'nâsınadır. Ya'ni, cömerd ve ihsân sâhibi olan Hak Teâlâ halkın bu şekâvet ve dalâlOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.