İçeriğe atla

Muhammediyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat nedir?

Fass İçeriği1 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Muhammediyye Fassı ile anlatılmak istenen temel hakîkat, Hakîkat-i Muhammediyye'nin, yani Hz. Muhammed'in beşerî yönünün ötesindeki ilâhî ve küllî hakîkatin idrâk edilmesidir. Bu hakîkat, tasavvuf mâverâsının en derin terimlerinden biri olup, kâinatın halk sebebi ve Hak'ın ilk taayyünü olarak kabul edilir. İbrâhîm Sûresi'nde belirtildiği üzere, Hakîkat-i Muhammediyye'den sûret-i Muhammediyye'ye intikal eden bu anlatım, kişinin kendisinde bulunan Rahmânî hakîkatleri idrâk ederek Hakîkat-i Muhammediyye'ye erişmesini ve onları yaşatmasını ifade eder¹·². Bu idrâk, kişinin bütün âlemleri ve kendini bir bütün hâlinde idrâk etmesiyle sonuçlanan Tevhîd-i bâtınîyi de içerir³.

Detaylı cevap

Muhammediyye Fassı, Fusûsu'l-Hikem'de yer alan ve Hz. Muhammed'in temsil ettiği kemâlât mertebesini, yani Mertebe-i Muhammediyye'yi ele alan bölümdür (Mertebe-i Muhammediyye). Bu fassın temel amacı, Hz. Muhammed'in sadece tarihsel bir şahsiyet olmanın ötesinde, Hakîkat-i Muhammediyye olarak bilinen küllî ve ilâhî bir hakîkati temsil ettiğini açıklamaktır (Hakîkat-i Muhammediyye). Bu hakîkat, Allah'ın halk ettiği ilk şey olan Nûr-ı Muhammedî'den başlayarak, Akl-ı Evvel ve Rûh-ı A'zam mertebelerine uzanır ve nihayet Hz. Muhammed'in beşerî şahsında Hakîkat-i Muhammediyye-i Hâriciyye olarak zuhur eder.

Muhammediyye Fassı'nın vurguladığı ana fikir, kişinin kendi içindeki Rahmânî hakîkatleri idrâk ederek bu Hakîkat-i Muhammediyye'ye erişmesi ve onu yaşamasıdır². Bu erişim, sâlikin bütün âlemleri ve kendini bir bütün hâlinde idrâk etmesiyle gerçekleşen Tevhîd-i bâtınî ile ilişkilidir³. Bu mertebeye ulaşan kişi, Hak'tan halka "hicret" ederek görevli olarak halkın arasına karışır; bu durum Hakîkat-i Ahmediyye olarak da ifade edilir³.

Bu fassın anlaşılması, irfânî terimlerin ve mertebelerin bilinmesini gerektirir; zira bu terimler bilinmezse anlatılmak istenen mânâlar hakkıyla idrâk edilemez³. Muhyiddin İbn Arabî'nin de belirttiği gibi, bazı arifler bu mânâya işaret bile etmemişlerdir, çünkü böyle icap etmiştir⁴·⁵·⁶·⁷. Ancak bu fassın açılımları, Hakîkat-i Muhammediyye'nin daha anlaşılır hâle gelmesini sağlar⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1İbrâhîm Sûresi · s.24Bu Âyette Allah (c.c.) ın yapmış olduğu şey bir başka mertebe tarafından anlatılmaktadır. Bu anlatımın Rahmâniyyet mertebesinden yapıldığını düşünebiliriz çünküOku
  2. 2Tekvîr Sûresi · s.11Kişinin kendisinde bulunan Rahmâni hakîkatleri idrâk ederek hakîkati Muhammediyyeye eriştiği ve onları yaşatmaya başladığı zaman anlatılmaktadır. Kişinin tabiatOku
  3. 3Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.111Muhammediyyet-Tevhîd-iki hâli birleştirme. (12) Hakikat-i Muhammediyye-İnsân-ı Kâmil-Tevhid-i bâtınî. Kişinin bütün âlemleri ve kendini de bir bütün halinde idrOku
  4. 4Lübbü'l-Lübb (Özün Özü) · s.37Anlatılmak istenen mana hasıl olduktan sonra, “kul” adı altında, ister “HU” desin, ister “BEN” desin, ister “biz” desin, ister “onlar” desin mana hep aynıdır; mOku
  5. 5Özün Özü ve Sırrın Sırrı (Cilt 4) · s.37Anlatılmak istenen mana hasıl olduktan sonra, “kul” adı altında, ister “HU” desin, ister “BEN” desin, ister “biz” desin, ister “onlar” desin mana hep aynıdır; mOku
  6. 6Târık Sûresi · s.76Anlatılmak istenen mana hasıl olduktan sonra, “kul” adı altında, ister “HU” desin, ister “BEN” desin, ister “biz” desin, ister “onlar” desin mana hep aynıdır; mOku
  7. 7Terzi Baba Necdet Ardıç — Biyografi · s.25Muhyiddini A’rabı hazretleri şöyle buyurur: “Anlatılmak istenen bu ma’nâya bir çok arifler işaret bile etmemişlerdir; çünkü böyle icab etmiştir.” Akla gelen şudOku
  8. 8Tasavvuf Izâhları · s.12(Y)- İçindeki kısa, kısa özet mevzular tamamlanınca, Hakikat-i Muhammedinin, Bu mevzularda ki açılımı bir hayli anlaşılır hale gelmiş olduğundan, bu kitap için.Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.