Murat Derûnî'nin Mîzân kavramına yaklaşımı nasıldır?
Murat Derûnî'ye göre mîzân, sadece âhirette amellerin tartılacağı zâhirî bir terazi olmanın ötesinde, kâinatın ve insanın varoluşsal denge ilkesini ifade eden ilâhî bir hakikattir. O, mîzânı hem şeriat hükümlerinin adaletini sağlayan bir ölçü hem de insanın ilâhî ahlâkla ahlâklanarak kullar arasında bir denge unsuru hâline gelmesini sağlayan bir vasıta olarak ele alır. Özellikle Rahman Sûresi'ndeki "Göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" ayetine atıfla, mîzânın küllî bir adalet ve itidal prensibi olduğunu vurgular¹. Derûnî, mîzânın aynı zamanda Hakk'ın kudret eliyle âlemleri düzenlemesinin bir tezahürü olduğunu belirtir².
Detaylı cevap
Murat Derûnî, mîzân kavramını farklı mertebeleriyle ele alarak tasavvufî derinliğini ortaya koyar. Öncelikle, mîzânın âhiretteki işlevine değinir; cennet ve cehennemin dahi bir mîzân olduğunu, şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davet niteliği taşıdığını belirtir³. Ancak onun asıl vurgusu, mîzânın bu dünyadaki tezahürleridir. Derûnî, Mesnevî-i Şerîf'ten alıntılarla, ilâhî ahlâkla ahlâklanmış kâmil insanın kullar arasında ilâhî bir mîzân olduğunu ifade eder⁴. Bu, sâlikin adalet ve istikamet yolunda uyulan bir rehber hâline gelmesi demektir.
Derûnî'ye göre mîzân, aynı zamanda bir mihek ve imtihan aracıdır. Belâ ve mihnetlerin, can korkusunun bir mîzân olarak vaz'edildiğini, böylece cesur olanların korkaklardan ayrıldığını ve Hak katında hüccet-i bâliğanın sabit olduğunu belirtir⁵. Bu bağlamda, mîzânın dili orta yol ve itidaldir; terazinin dili ortada durduğunda eşya ile dirhem dengeye gelir ve iki tarafın hakkı birbirine geçmez¹. Şehadet âleminde mîzân, şeriat hükmüdür. Şeriat dairesinde muamele etmek, ruhun ve nefsin hakkını vermek, aşırılık ve eksiklikten kurtulup itidal dairesinde hareket etmek anlamına gelir¹.
Son olarak, Derûnî mîzânın ulûhiyet hakikatiyle olan bağlantısını da açımlar. "Lâm" sembol harfinin mîzânın zuhur yeri olan ulûhiyet hakikatini ifade ettiğini, "cezm"in cazibesiyle mîzânsızlıktan mîzânın zuhura çıktığını ve "EL" olarak okunduğunda "yedullah" yani Allah'ın kudret eli olduğunu, bu el ile âlemlerin düzenlenmeye başladığını belirtir². Bu, mîzânın sadece bir ölçü değil, aynı zamanda Hakk'ın varlık âlemindeki adalet ve denge tecellîsi olduğunu gösterir. Mîzânda bulunan mekri-hileyi İlm'el Yakîn, Ayn'el Yakîn, Hakk'el Yakîn mertebelerinden anlamak gerektiğini vurgular⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Mesnevî Cilt 9 · Beyit 1521 (s. 495)“Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletle”Oku
- 2Mutaffifîn Sûresi, s. 25“لْ devamında olan “Lâm” sembol harfi ise, (Mizanın-tartının) zuhur yeri olan Ulûhiyet hakîkatini ifade etmektedir. Ahadiyyetin mizansızlığını, “Lâm” ın üzerinde”Oku
- 3Mutaffifîn Sûresi, s. 19“Allah-u Teâlâ mizanı koydu: Cennet ve cehennem de bir mizandır. Bu ayet-i kerime şeriat mertebesinde yaşayanlara bir davettir.”Oku
- 4Ahzâb Sûresi, s. 153“(Murat Derûni) ----------- Mesnevi-i Şerifte Nûr hakkında; 4024. Sen Hudâ huylu terâzî olmuşsun; belki her terâzînin dili olmuşsun. Sen ahlâk-ı ilâhiyye ile müt”Oku
- 5Mesnevî Cilt 8 · Beyit 3013 (s. 359)“Ya'ni, “Mâdemki bu âlem-i süret ve kesâfetde belâ ve mihnet ve can korkusu mihek ve mizân olarak Hak Teâlâ tarafından vaz' buyuruldu. İşte bu mihek ve mizândan ”Oku
- 6Mutaffifîn Sûresi, s. 26“Mizanda olan Mekr hakîkatlerini “isr” gece yolculuğu ile hâkiki ölçü ve tartının bu âlemin ve kendi görüntüsünün Hakk’tan başka bir şey olmadığını anlamaktır. ي”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.