İçeriğe atla

Mürîd kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Mürîd kavramı tasavvufta, sâlikin sülûka başlama iradesini ortaya koyduğu başlangıç makamı olmakla birlikte, zâhir ve bâtın mertebeleriyle derinlik kazanır. Zâhirde mürîd, mürşide bey'at ederek sülûkta ilerleme kararı almış, dışsal olarak eksiklikleri bulunan ve derece derece terakki eden bir talip iken¹, bâtında mürşidinde fani olmuş, onunla birleşmiş ve içsel olarak kâmil bir hâldedir². Bu ikilik, ayın hilâl hâlinde zâhirde eksik görünse de bâtınında tam olması misaliyle açıklanır; mürîdin bâtını mürşidinde müstağrak olduğu için eksiklikten uzaktır².

Detaylı cevap

Mürîd, tasavvuf yolculuğuna çıkan kişinin ilk adımıdır ve bu kavram zâhirî ve bâtınî olmak üzere iki temel mertebede ele alınır. Zâhirî mertebede mürîd, sülûkun başlangıç makamında bulunur; mürşide bey'at ederek Hak'a yönelme iradesini ortaya koyar. Bu aşamada mürîdin zâhirinde, yani dışsal görünümünde ve amellerinde eksiklikler görülebilir. Nitekim ayın bedir hâline gelmeden önce hilâl hâlinde doğması gibi, mürîdin zâhirî oluşumu da kâmil hâle nispetle noksandır¹. Mürîd, bu zâhirî eksiklikleri gidermek için mürşidinin rehberliğinde derece derece ilerler ve terakki eder¹.

Bâtınî mertebede ise mürîd, mürşidinde istiğrak (kaybolma) hâlindedir ve bu sebeple içsel olarak eksiklikten beridir². Sâdık müridin bâtını, mürşidinde müstağrak olduğu için, mürşidiyle arasında ayrılık ve gayriyet yoktur; ikilikten ve eksiklikten uzaktır². Bu durum, mürîdin bâtınında kâmil, zâhirinde ise nâkıs olduğu anlamına gelir¹. Mürîd, mürşidine karşı "tefaiz" hâlini tatbik ederek, kendi iradesinden ziyade Allah'ın ona layık gördüğünün daha faydalı olduğunu idrak eder ve her şeyi kendinden mahvedip sahibine irca etmeye çalışır³. Bu bâtınî hâl, mürîdin "İnsân-ı Kâmile yokluk aynası" olmasıyla da ifade edilir⁴. Mürşidin kalbine vârid olan ilâhî mârifetler, harf ve ses olmaksızın müridin kalbine dökülür ve orada bâtın nutku hâsıl olur; bu da mürîdin bâtınî idrak ve müşâhede yeteneğini geliştirir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1422Yani, gerçi o Hilâl'in, yani sadık müridin bâtını, mürşidinde (mürşide dalması) sebebiyle eksiklikten uzaktır, fakat onun zâhirinde derece derece ilerlemesine gOku
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1421O Hilâl mesâbesinde olan sâdık mürid ile onun tâbi' olduğu bedir mesâbesindeki insân-ı kâmilin ittihâdları vardır. Aralarında ayrılık ve gayriyet yoktur. İkilikOku
  3. 3Reşahât — Aynü'l-Hayât · s.75Zâhir ve bâtın hâllerinin en faziletli ve en kemâllisi, on­ları sahibine bağlamaktır. Bütün nebiler, velîler ve tahkik ehli, başından sonuna kadar bu hâl üzerinOku
  4. 4Terzi Baba 3 — İstişâre Dosyası · s.75Birinci Cum’a zâhir olduğu için fark mertebesi oluştu. İkinci Cum’a bâtında cem mertebesi olan eşyanın hakikatı zuhur etti.. Bu iki mertebenin toplamı ile 14 NuOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1097Nutuk iki kısımdır: Birisi zâhirdir ki tekellümdür; diğeri bâtındır ki idrâk ve müşâhededir. Bâtın, zâhirin aslıdır; burada murâd bâtın nutkudur (nutk-ı bâtın).Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.