İçeriğe atla

Mûseviyye Fassı, Hârûniyye Fassı ile nasıl ilişkilenir?

Kavram-Fass Eşleşmesi22 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Mûseviyye Fassı ile Hârûniyye Fassı arasındaki ilişki, Fusûsu'l-Hikem'in genel yapısı içinde, peygamberlere atfedilen hikmetlerin ve onların temsil ettiği hakikatlerin farklı veçhelerini yansıtır. Mûseviyye Fassı, Hz. Musa'ya tahsis edilmiş olup, "Hikmet-i Ulviyye" ile ilişkilendirilir ve özellikle Tevhîd-i Esmâ mertebesini, yani isimlerin tecellilerini ve tenzih hakikatini vurgular¹·²·³. Bu fass, sâlikin seyr-ü sülûkunda nefsinin nalınlarını çıkararak hakikat-i Mûseviyye üzere idrak etmesi gereken bir mertebeyi ifade eder³. Hârûniyye Fassı ise, Hz. Harun'a atfedilen hikmeti temsil eder ve kaynaklarda doğrudan bir tanımı verilmese de, Fusûsu'l-Hikem'in peygamberlere ayrılan bölümlerinden biri olarak Mûseviyye Fassı ile aynı eser içinde yer alır⁴. Her iki fass da, farklı peygamberler aracılığıyla tezahür eden ilahî hikmetlerin bütünleyici parçalarıdır.

Detaylı cevap

Fusûsu'l-Hikem, her biri bir peygamberin hikmetini ele alan fasslardan oluşur. Mûseviyye Fassı, bu yapının yirmi beşinci bölümüdür ve "Kelime-i Mûseviyye'de mündemiç olan Hikmet-i Ulviyye" başlığını taşır¹. Bu fassın temel özelliği, Hz. Musa'nın Allah Teâlâ ile melek vasıtası olmaksızın doğrudan tekellüm etmesiyle ilişkilendirilen ulvi mertebesidir¹. Sâlikin seyr-ü sülûkunda Tevhîd-i Esmâ mertebesine ulaştığında "eymen vadisi"ne düşmesi ve orada nefsinin nalınlarını çıkararak hakikat-i Mûseviyye üzere idrak etmesi gerektiği belirtilir³. Bu hakikat, tenzih üzerine kurulu olup, Rabb'ın gönülden vereceği bir idrak olarak tanımlanır².

Hârûniyye Fassı ise, Fusûsu'l-Hikem'in yirmi dördüncü fassı olarak Mûseviyye Fassı'ndan hemen önce gelir⁴. Kaynaklarda Hârûniyye Fassı'nın içeriğine dair doğrudan bir açıklama bulunmamakla birlikte, Fusûsu'l-Hikem'in genel bağlamında, her peygamber fassı belirli bir ilahî hikmeti ve hakikati temsil eder. Hz. Harun'un Hz. Musa'nın kardeşi ve veziri olması, tasavvufî açıdan bu iki fassın birbirini tamamlayan veçheleri olabileceğini düşündürür. Örneğin, Hz. Musa'nın celal ve tenzih yönü ağır basarken, Hz. Harun'un cemal ve teşbih yönünü temsil etmesi gibi bir ilişki kurulabilir. Ancak verilen kaynaklarda bu yönde bir ayrıntı mevcut değildir. Her iki fass da, sâlikin kendi içindeki "Mûseviyye mertebesi" ve "Hârûniyye mertebesi" ile diğer Mûseviyyeler ve Hârûniyyelerle olan ilişkisini ifade eden genel bir tasnif içinde yer alır⁵. Bu durum, Fusûsu'l-Hikem'in her bir peygamberin hikmetini, insan-ı kâmil mertebesindeki farklı tezahürler olarak ele aldığını gösterir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Kelime-i Mûseviyye, s. 1“XXV فَص ُّ حِكْمَة ٍ عُلْوِيَّة ٍ فِي كَلِمَة ٍ مُوسوِيَّةٍ KELİME-İ MÛSEVİYYEDE MÜNDEMİC OLAN HİKMET-İ ULVİYYE FASSIDIR 2. Şerh “Hikmet-i ulviyye”nin Kelime-i ”Oku
  2. 2Fussilet Sûresi, s. 69“Hâl böyle olunca kişinin seyru sülûkunda, kontrollu çalışmalarından sonra hakikat-i mûseviyye yi ki, (Tenzih) üzerinedir, Rabb’ının gönlünden kendisinin vereceğ”Oku
  3. 3Tûr Sûresi, s. 48“İşte seyru sülûk yolculuğunda Tevhid-i esma mertebesine gelindiği zaman kişinin yolu “eymen vadisi” ne düşer ve orada nefsinin nalınlarını çıkarması ve idraken ”Oku
  4. 4Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi, s. 358
  5. 5Vahiy ve Cebrâîl, s. 172“(hayvan-ı natık) → diğer nefsi benliklerle, kendinde bulunan İnsân-ı natık mertebesi ile → diğer natıklarla, kendinde bulunan Nefs mertebesi ile → diğer nefisle”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.