Nâsût'u yaşamak için günlük amelî tertîb nasıl olmalıdır?
Nâsût'u yaşamak, tasavvufta beşeriyet mertebesi olan bu âlemde, ilâhî hakikatlerin tecellîlerini idrâk etmek ve bu idrâk doğrultusunda bir hayat sürmektir. Bu yaşam biçimi, sâlikin günlük amellerini belirli bir tertip ve düzen içinde icrâ etmesini gerektirir. Zira Cenâb-ı Hakk'ın kitabında hiçbir şeyin tertipsiz ve düzensiz yazılmadığı gibi¹, sâlikin de kendi iç ve dış dünyasını bir tertip üzere tutması esastır. Bu tertip, mürşidin rehberliğinde belirlenen virdler, Kur'ân-ı Kerim okumaları ve nefsi hesaba çekme gibi unsurları içerir. Böylece sâlik, nâsût mertebesinde dahi Hak ile olan irtibatını güçlendirerek, kıyâmet-i sugrâ ve nefsî kıyâmetlerini bilinçli bir şekilde yaşar.
Detaylı cevap
Nâsût, tasavvufî vücud mertebelerinin en alt halkası olup, maddî ve cismânî insan mahallidir. Bu mertebede yaşarken, sâlikin günlük amelî tertibi, ilâhî düzenin bir yansıması olmalıdır. Zira "cümle umûr bu âlem-i süflîde tertib ve nesak üzere olmalıydı. Çünkü kitâb-ı Hudâ'da hiçbir şey tertibsiz ve bî-nesak yazılmamıştır"¹. Bu tertip, sâlikin Hak ile olan bağını güçlendirmeyi ve nâsût mertebesindeki sınırlılıkları aşarak üst mertebelere doğru bir urûc (yükseliş) sağlamayı hedefler.
Günlük amelî tertibin temel unsurlarından biri virddir. Vird, mürşid tarafından sâlike verilen düzenli okunan dua ve zikir listesidir (Vird). Bu virdler, sâlikin Hak ile sürekli bir irtibat halinde olmasını sağlar. Ayrıca, her gün en az bir yaprak Kur'ân-ı Kerim'i meal ile birlikte, sesli bir şekilde okumak ve tefekkür etmek de bu tertibin önemli bir parçasıdır². Bu okumalar sırasında dikkati çeken âyetlerin not alınması, sâlikin Kur'ân'ın hakikatleriyle daha derin bir bağ kurmasına yardımcı olur.
Nâsût'u yaşarken, sâlikin nefsiyle olan mücadelesi de günlük tertibin merkezindedir. "Ölmeden önce ölünüz" hadisiyle ifade edilen kıyâmet-i sugrâ ve kıyâmet-i nefsî, sâlikin her gün nefsini hesaba çekmesini, vücud iddiasını çözmesini ve kalbinde bir iç kıyâmet yaşamasını gerektirir. Bu, sâlikin kendi içindeki dinamikleri idrâk etmesi ve nefsiyle yüzleşmesi anlamına gelir³.
Tüm bu amellerin ihlas ile yapılması esastır. Zira "nazargahı ilahi olan, kalbler ve amellerdir, saraylar ve mallar değildir"⁴. Sâlikin bu tertibi mürşid-i kâmilin rehberliğinde sürdürmesi önemlidir. Çünkü "tâlib-i hakikatin kendi fikriyle amel ve mücâhedesi ya haddinden fazla veyâhud nâkıs olur. Onu i'tidâli mürşid-i kâmilin tertibi ile mümkin olur"⁵. Mürşide teslimiyet, sâlikin "gassal elindeki meyyit gibi" olmasıyla ifade edilir; mürşid, müridi velayet suyuyla yıkayarak "gayriyyeti" ve "hades" gibi sonradan meydana gelen şeylerden temizler⁶. Bu tertip, sâlikin nâsût mertebesinde Hakkel Yakin'e ulaşma yolunda ilerlemesini sağlar.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 10 · s.653“Lâzım idi ki, cümle umûr bu âlem-i süflîde tertib ve nesak üzere olmalıydı. Çünkü kitâb-ı Hudâ'da hiçbir şey tertibsiz ve bî-nesak yazılmamıştır.””Oku
- 2Bir Sâlikin Seyr Yolu Hikâyesi (Cilt 1) · s.282“Eğer okuyorsanız devam ediniz , günlük böyle bir virdiniz yoksa her gün en az bir yaprak Kurân-ı Kerim mealiyle birlikte okuyunuz. Dikkatinizi çeken âyetlerin n”Oku
- 3Sohbet Arası Sohbetler CD 13 (2003) · s.71“Yani hadiselerin içinde yaşamak tabi bu gün bir fiil mümkün değil, çünkü o zaman şey kavimi olması lazım, genel olarak Musa (as) ın yaşadığı devirde aynen Firav”Oku
- 4Bakara Dosyası · s.286“Amellerimizin ihlası, hakiki ihlas ile olmalıdır. Nazargahı ilahi olan, kalbler ve amellerdir, saraylar ve mallar değildir. Hadis-i Şerif’te , “Muhakkak ki Alla”Oku
- 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.14““Künd-şuden”, kör ve muattal olmak, ya'ni düşünüp amel ve mücâhede etmekten dolayı hem kendisi âciz kaldı ve hem de sa'yine atâlet geldi. Halbuki bu gizli hazin”Oku
- 6Tuhfetu'l-Uşşâkî · s.21“Bu tertip ile adedlerinin esrarı malumdur. MÜRŞİDE TESLİMİYET: Malum olsun ki: Salik kendini şeyhinin kemaline tesliminde daim olması lazımdır. Mürşid huzurunda”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.