Nefs-i Küllî'nin Âdemiyye Fassı'ndaki dayanağı nedir?
Nefs-i Küllî, tasavvuf mâverâsında akl-ı evvelin eşi ve kâinatın ruhu olarak tezahür eden bir mertebedir. İbn Arabî ve Cîlî sisteminde vâhidiyyet mertebesinde, akl-ı evvelden sonra gelerek kâinatın küllî tezahürünü sağlayan kademedir. Âdemiyye Fassı'nda nefs-i küllînin dayanağı, Hakk'ın "İhbitû" (Bakara, 2/36, 38) emriyle cennet-i zâttan âlem-i sûret ve taayyünâta nüzûl etmesiyle açıklanır¹·²·³. Bu nüzûl, İblis-i vehmin nefs-i külle ve nefs-i küllün de akl-ı külle galebesiyle gerçekleşir; bu durum, âdemiyyetin kesâfet âleminde hayalî keserâta ve Kur'ân'daki şecere-i mel'ûneye meftun olmasına işaret eder¹.
Detaylı cevap
Nefs-i Küllî, tasavvufî vücud bahsinde kevnî bir mertebe olup, akl-ı evvel ile birlikte kâinatın zuhur etmesini sağlar. Akl-ı evvel Hakk'ın bilinmesini sağlayan vahy ve kelâm kanalı iken, nefs-i küllî Hakk'ın işleyişini sağlayan fiil ve hareket kanalıdır. Âdemiyye Fassı'nda nefs-i küllînin dayanağı, Hakk'ın "İhbitû" emriyle cennet-i zâttan, yani zâtî cennetten, sûret ve taayyünler âlemine inişidir¹·². Bu iniş, İblis-i vehmin nefs-i külle ve nefs-i küllün de akl-ı külle galebe çalmasıyla gerçekleşir¹·²·³. Bu durum, kesâfet âleminde yaşayan âdemiyyetin, yani insan neslinin, her an hayalî keserâta ve Kur'ân'da bahsedilen şecere-i mel'ûneye (lanetlenmiş ağaca) meftun olmasına işaret eder¹. Âdemiyye Fassı'nda bu küllî umûrların, yani nefs-i küllî gibi küllî işlerin, bizlerde zâtlarıyla sârî ve zâhir olduğu belirtilir; bizim aynî vücutlarımız bu küllî umûrlara dayanır⁴. Bu küllî umûrlar ise mertebe-i akılda sâbit olan Hakk'ın şuûnâtından ibarettir ve Hakk Teâlâ bizi bu vasıflar ile müşâhede ettiğinde kendi nefsini o vasıf ile müşâhede eder⁴. Zira bizim kesîf vücutlarımız dahi O'nun vücududur⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kur'ân-ı Kerîm'de Nefs Âyetleri · s.70“İmdi akl-ı kül ile nefs-i kül bu habbeye karib olmadıkça “İhbitü” (Bakara, 2/36,38) emriyle cennet-i zâttan, alem-i sûret ve taayyünata nüzûl etmediler. ... Ve ”Oku
- 2TB. Fusûs Mukaddimesi · s.52“Aclûnî,Keşfü’l-Hafâ, I, s. 311-312. İmdi akl-ı küll ile nefs-i küll bu habbeye karîb olmadıkça “İhbitû” (Bakara, 2/36) Aşağıya ininiz! ... emriyle cennet-i zâtt”Oku
- 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.1983“J emriyle cennet-i zâttan âlem-i süret ve taayyünâta nüzül etmediler; ve onların bu şecere-i menhiyyeye takarrübleri, zât-ı ulühiyyette münderic olan İblis-i ve”Oku
- 4Kelime-i Âdemiyye · s.572“Zîrâ niseb-i ademiyyeden ibâret bulunan bu umûr-i külliyye, bizlerde zâtlarıyla sârî ve zâhirdir; ve bizim vücûdât-ı ayniyyemiz bu umûr-i külliyyeye müsteniddir”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.