İçeriğe atla

Nefs-i Levvâme kelimesinin tasavvuftaki anlamı nedir?

Kavram TanımıTemel düzey24 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Nefs-i Levvâme, tasavvufta yedi nefs mertebesinin ikincisi olup "kınayan, kendini levm eden, pişmanlık duyan nefs" anlamına gelir. Bu mertebe, sâlikin günah işledikten sonra kendini kınadığı, pişmanlık duyduğu ve tevbe etmeye yöneldiği bir hâldir. Kur'ân-ı Kerîm'de Kıyâme Sûresi'nin 2. âyetinde "lâ uksimu bi'n-nefsi'l-levvâme" (kınayan nefse yemin ederim) ifadesiyle zikredilmesi, Hakk Teâlâ'nın bu mertebeye verdiği değeri ve önemini gösterir¹. Nefs-i Levvâme, emmâre nefsin pasif itaatinden çıkarak mücâhedeye başladığı, ancak henüz mutmainne nefsin sükûnetine ulaşamadığı bir geçiş evresidir. Bu mertebede sâlikin iç dünyasında bir uyanış başlar ve Hak ile nefs arasındaki mücâhedesinin ilk sesleri duyulur.

Detaylı cevap

Nefs-i Levvâme, tasavvufî sülûkun önemli bir aşamasıdır; zira sâlikin kendi eksikliklerini ve günahlarını ilk kez idrak ettiği, içsel bir hesaplaşmaya girdiği mertebedir. Yedi nefs mertebesi silsilesinde (emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râdıyye, merdıyye, sâfiye) levvâme, emmâre nefsin zevk ve gaflet hâlinden sıyrılarak uyanışın acısını tattığı bir kuşaktır. Emmâre nefs kötülüğü kötülük olarak görmezken, levvâme nefs aynı kötülüğü işlese dahi ardından kendini kınar ve "neden böyle yaptım?" diye sorgulamaya başlar. Bu içsel kınama ve pişmanlık, Kur'ân'da Kıyâme Sûresi'nin 2. âyetinde Allah Teâlâ'nın yemin ettiği bir hâl olarak belirtilir; bu da levvâme nefsin mücâhede mahalli olduğunu gösterir².

Nefs-i Levvâme'nin alâmetleri arasında günah sonrası hissedilen iç sıkıntı ve pişmanlık, ibâdetlerde kalbin titremesi ve gözyaşı, mü'minlerle birlikte olmaktan haz alma ve gafletten ürkme sayılabilir. Bu mertebede sâlik, birimsel kişiliğinin gelişimi için yüzünü nefs-i mülhimeye çevirdiğinde, nefs-i levvâme'sinin kıyameti kopmuş olur; böylece onun ahlâkından kurtulur ve Hakk'a doğru bir daire daha yaklaşır³. Tasavvufta nefs-i levvâme'nin rengi kırmızı olarak ifade edilir⁴. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde ise nefs-i levvâme, sis mesâbesinde olan bir hâl olarak tanımlanır ve Hakk Teâlâ'nın lütuf ve inâyetiyle can nurunu bağışlayıp nefs-i mutmainne mertebesine getirdiği belirtilir⁵.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1İrfan Mektebi ve Hakk Yolu, s. 19“gibi niyaz eder ve içinde bulunduğu (nefs) mertebesinin karanlığından kurtulup, zikr’in nûru ve sohbetin feyzi ile aydınlanmağa çalışır. Âyet’te; “Kıyâmet günün”Oku
  2. 2Bakara Dosyası, s. 105“Emmâre nefs varlığı ve varlığının sahipliğini, ilâhlığını iddia eder, levvâme nefs ise bu ilâhlığından rahatsız olan kurtulmaya çalışandır. Tanrının tanrılığınd”Oku
  3. 3Yûnus Sûresi, s. 5“Hakk Teâlâ Hz. “ nefs-i levvâme” ye o kadar çok değer veriyor ve bizim dikkatimizi çok açık olarak bu istikamete çekmek istiyordur. Birimsel kişiliğinin gelişme”Oku
  4. 4Bakara Sûresi, s. 155“İşte bunların içinden. “ Rabbim, dedi, Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki sapsarı,” Tasavvufta, renklerin değişik ifade ve mânâları vardır, bizim seyrimizde. Nef-i ”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 7 · Beyit 598 (s. 186)““Bulut”tan murâd, nefs-i emmâre ve “sis"ten murâd, nefs-i levvâme ve mülhimedir. ... Ya'ni, “Hak Teâlâ hazretleri lutuf ve inâyeti ile hem kesif bulut mesâbesin”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.