Nisâ 80 ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması nedir?
Nisâ 80. ayetinin Terzibaba'ya göre amelî yansıması, sâlih amelin imanın bir gereği ve Hakk'ın rububiyet mertebesinin bir tezahürü olarak, kulun dünya hayatındaki eylemlerinin karşılığına işaret etmesidir. Terzibaba, bu ayetin amelî boyutunu, kulun kendi iradesiyle işlediği sâlih amellerin, Hakk'ın mülküne ekilen bir tohum gibi, âhirette karşılığını bulacağı ve bu amellerin Hakk'ın tecellîleri ile kalbin dönüşümüne sebep olacağı şeklinde açıklar. Sâlih amel, nefsin kemâlât yolculuğunda sırât-ı müstakîm üzere yaşamanın temel öğesidir ve kalbin her nefeste Hakk'ın nişanıyla damgalanarak doğru fikirlere ve dolayısıyla doğru amellere sevk edilmesini sağlar¹·².
Detaylı cevap
Terzibaba'nın Nisâ 80. ayetine yönelik amelî yansıması, sâlih amelin kulun hayatındaki merkezi rolünü vurgular. Bu bağlamda, sâlih amel, imanın ayrılmaz bir parçası olarak görülür; zira Kur'ân-ı Kerîm'de "îman edip sâlih amel işleyenler" ifadesi 65 ayette geçmekte olup, sâlih amelin imanın bir gereği olduğu anlaşılmaktadır³. Kulun işlediği sâlih ameller, Hakk'ın mülküne ekilen bir tohum gibidir ve bu tohumun mahsulü kul için âhirette bir karşılık teşkil eder. Bu, kulun kendi vücudundan istifade ederek Hakk'ın ni'metine şükranını sunması ve yine Hakk'ın mülküne saçtığı bir "dâne-i amel" ile O'ndan emsâlini ihsan etmesini dilemesidir¹.
Sâlih amel, aynı zamanda nefsin kemâlât yolculuğunda önemli bir adımdır. Nefsin yedi mertebesi, sâlih amel ile sırât-ı müstakîm üzere yaşandığında kemâlâtın zuhuruna vesile olur⁴. Bu süreçte kalbe her zaman başka bir meyil ve fikir verilir; her nefeste kalb üzerine bir "dâğ" veya "damga" konulur. Bu damga, hayvanların birbirinden ayırt edildiği gibi, kalbin de doğru ve sâlih amellere sevk eden fikirlerle, bozuk ve fâsit amellere sevk eden fikirlerden ayırt edilmesini sağlar. Dolayısıyla doğru fikirler sâlih amellere, bozuk fikirler ise kötü amellere yol açar ve bu ameller insanın yaşayışına sebep olur².
Nisâ 80. ayetinin rububiyet mertebesiyle ilişkisi de önemlidir. Hakk'ın rububiyet mertebesinin hem hidayet edici (hâdî) hem de saptırıcı (mudill) zuhurları vardır. Sâlih amel programı Hakk'tan gelirken, tatbikatı kuldan beklenir. Nefs-i emmârenin Hakk'ı perdelemesiyle, dünya hayatında verilen süreler, ameli gayr-i sâlih olarak nefsin istekleri doğrultusunda "mudill" yönde kullanılabilir⁵. Ancak iman edip sâlih amel işleyenler için Me'vâ cennetleri vardır; bu, onların yapmakta olduklarına karşılık bir konaklama yeridir³. Bu durum, Hakk'tan gelen her nişanın, yani tecellînin, şahıs için bir can olduğu ve onu müteakip gelen diğer tecellîlerin de bir can olduğu idrâkiyle, kulun sürekli bir dönüşüm ve kemâlât hâlinde olduğunu gösterir⁶.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1302“Ya'ni, bizim amel dânemizi mülk-i Hudâ'ya ekmekte ancak bir işâret vardır. O da bu demektir ki: “Ey mülkün sâhibi, bana bu tohumun mahsülü lâzımdır. Zirâ bunun ”Oku
- 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1355“Bu beyitler, adı geçen ayet-i kerimenin tefsirleridir. Yani Yüce Allah buyurur ki: “Her zaman kalbe başka bir meyil ve fikir veririm; her nefeste kalb üzerine b”Oku
- 3Secde Sûresi · s.125“(32/19) İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir konaklama yeri olarak Me’vâ cennetleri vardır. Elmalılı Hamdi Ya”Oku
- 4Bir Hikâye, Birçok Yorum · s.53“DİL….. 25.09.2009 Efendim, Yukarıda anlatılan misâlin bizdeki yansıması, şöyle ki ; Vahdetteki kesreti şehâdet âleminde yaşamanın ilk temel öğesi Nefsi akla bağ”Oku
- 5Fâtır Sûresi · s.90“---------------- Ayet-i kerime rububiyet mertebesi âyetlerindendir. ----------------- “Rabbena” ifadesi 34. Âyette de geçmişti. Orada bu âyet cennetlikler hakkı”Oku
- 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 3 · s.6596“Beyt-i şerifte الٓر ۚ تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ (Hicr, 15/1) yani "Bu Kitab'ın ayetleridir ve apaçık bir Kur'an'dır" ayet-i kerimesinin ”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.