İçeriğe atla

Risâlet niçin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?

Kavram-Fass Eşleşmesi1 görüntülenme5 kaynak
Kısa cevap

Tasavvufta risâlet, Hak'tan insanlığa şer'î ahkâm ve kitap getirme makâmı olup, nübüvvetin daha özel bir mertebesidir ve vücudî bir mertebe olarak Hak'ın kâinata mesaj iletme kanalıdır. Risâletin Muhammediyye Fassı'nda anlaşılır kılınmasının temel nedeni, Hakîkat-i Muhammediyye'nin tasavvuf mâverâsının en yüksek kavramı ve İslâm kâinat nizamının merkez taşı olmasıdır. Hakîkat-i Muhammediyye, bütün belirginleşmelerin başlangıcı olması itibarıyla varlıkta tek ve eşsizdir¹ ve nübüvvet, risâlet, velâyet ve hilâfet gibi tüm ilâhî ve kevnî mertebeleri gözlemleyip onlara feyz ve yardım sağlar². Bu bağlamda, risâletin hakikati, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir tezahürü olarak en kâmil şekliyle Hz. Muhammed'in şahsında ve onun temsil ettiği Mertebe-i Muhammediyye'de ortaya konulur.

Detaylı cevap

Risâlet, tasavvufî anlayışta nübüvvetin üst mertebesi olarak kabul edilir; nübüvvet Hak'tan bilgi alma iken, risâlet bu bilgiyi insanlığa tebliğ etme vazifesidir. Bu tebliğ vazifesi, Hakîkat-i Muhammediyye'nin bir yansıması olarak zuhur eder. Hakîkat-i Muhammediyye, vahidiyet mertebesi, sıfatlar ve isimler mertebesi olarak da adlandırılır ve ahadiyet mertebesiyle arasındaki fark, belirginleşmemiş olmak ile belirginleşmiş olmaktan ibarettir¹. Dolayısıyla, risâletin hakikati, bu en yüksek mertebeden kaynaklanan bir tecellîdir. Hz. Muhammed'in risâleti, zât mertebesinden, sıfat, esmâ ve ef'âl mertebesine, o mertebelerde Hakîkat-i Muhammediyye'yi ilan etme ve eğitim esasına dayanır³. Bu durum, risâletin sadece bir mesaj iletimi değil, aynı zamanda Hakîkat-i Muhammediyye'nin varlık âlemindeki tezahürü ve insanlığın eğitimi için bir kanal olduğunu gösterir. Risâletin Muhammediyye Fassı'nda ele alınması, onun bu küllî ve kapsayıcı mertebesini idrak etmek içindir. Zira Hakîkat-i Muhammediyye, tüm peygamberlerin ve velilerin topluluğunun önderi olan Hz. Muhammed'in temsil ettiği kemalat mertebesidir². Risâlet ilmi, peygamberlere ümmetlerinin yatkınlığı kadar verilir ve bu ilimde peygamberlere noksanlık isnat etmek caiz değildir⁴. Bu da risâletin, Hakîkat-i Muhammediyye'nin kemalâtından beslenen, eksiksiz ve tam bir tebliğ olduğunu vurgular. İnsan-ı kâmile gelen tebliğler, Zât-ı Hak'tan Hakîkat-i Muhammediyye'ye ve oradan da insan-ı kâmile vârid olan tebliğlerdir⁵. Bu zincir, risâletin Muhammediyye Fassı'ndaki merkeziyetini açıkça ortaya koyar.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Muhammediyye · s.6Bu mertebeye, vahidiyet mertebesi ve sıfatlar ve isimler mertebesi ve "hakikat-i Muhammediyye" derler. Ahadiyet mertebesiyle arasındaki fark, ancak belirginleşmOku
  2. 2Kelime-i Şîsiyye · s.226Hakikat-i Muhammediyye mertebesinde belirginleştiği için "nübüvvet", "risâlet", "velâyet" ve "hilâfet" mertebelerini ve diğer ilâhî ve kevnî mertebeleri gözlemlOku
  3. 3Kelime-i Tevhîd · s.493"Muhammedî Mertebe" bunları anlayabilecek "Medenî İnsanları" eğitmek ve risalet hakikatini ortaya koymak için, medenî olmaya kabiliyetleri olan "Yesrib" (eski MOku
  4. 4Kelime-i Hârûniyye · s.79Cevap: Üzeyr Fassı'nda da geçtiği üzere, nübüvvet (peygamberlik) velâyetin (evliyalığın) görünen yüzü, velâyet ise nübüvvetin bâtınıdır (iç yüzüdür). Ve bir peyOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.699“Mezid ender mezid risâlet”ten murâd, Zât-ı Hak'tan hakikat-i muhammediyyeye ve hakikat-i muhammediyyeden insân-ı kâmile gelen, vârid olan tebliğlerdir. Ya'ni, Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.