İçeriğe atla

Rızâ kavramının sâlikteki işleyişi nedir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme10 kaynak
Kısa cevap

Rızâ, tasavvufta sâlikin Hak'tan gelen her şeye kalbî hoşnutluk ve tam bir kabulleniş hâlidir; bu, ne talep ne de şikâyet içeren, tam bir sükûn ve teslimiyet makamıdır¹. Sâlik, bu makamda Hak'ın takdir ettiği her şeyi "O'ndan" kabul eder, hatta hiç gerçekleşmemiş hayalî takdirlere dahi rıza gösterir. Rızâ, sabır ve şükürden sonra gelen, fenâya yakın, tasavvuf makamlarının zirve mertebesidir². Bu hâl, sâlikin nefsini terbiye ederek hevâsından arınması ve iradesini bütünüyle Hakk'a teslim etmesiyle tahakkuk eder³.

Detaylı cevap

Rızâ, sâlikin mânevî seyrinde fenâdan bekâya, oradan da temkin mertebesine erişini tasvir eden bir makamdır⁴. Bu makamda sâlik, Hak ile olan ilişkisinde talep ve beklentiyi bırakıp tam bir sükûnete ulaşır¹. Rızânın sâlikteki işleyişi, öncelikle Hak'ın varlığından (rızâ bi'l-vücûd) ve takdirinden (rızâ bi'l-kazâ) razı olmakla başlar. Bu, başına gelen her şeyi "O'ndan" kabul etme hâlidir. Mesnevî-i Şerîf'te belirtildiği gibi, her Müslüman için her kazâya rıza göstermek lâzımdır⁵.

Daha derin bir mertebede sâlik, sadece geçmiş takdire değil, hiç gerçekleşmemiş hayalî takdirlere de rıza gösterir (rızâ bi'l-kazâ-i mukadder). Bu, sâlikin ilâhî hükme karşı muzdarip olmayıp yüzünü ekşitmemesi, kazâ-yı ilâhîyi gördüğünde şikâyet etmeyip rıza kapısını kapamaması demektir⁶. Nihayetinde sâlik, takdirlerin ötesinde, Hak'ın zâtından razı olma (rızâ bi'r-Rab) hâline ulaşır ki bu, fenâya yakın bir hâldir.

Rızâ makamına ulaşmak için sâlikin nefsini terbiye etmesi, hevâsını reddetmesi ve iradesini Hakk'a teslim etmesi gerekir³. Bu süreçte sâlik, aczini itiraf ederek tevekkülünü ve yönelişini bütünüyle Hak'ta toplar⁷. Karşılaştığı bedeni, mali ve ailevi sıkıntılarla, hatta çevreden gelen eziyetlerle imtihan olur; ancak bunlara isyan etmeden, Rabb'ından gelen ve O'nun rızasını kazanmak için sabretmesi gereken haller olarak katlanır⁸. Bu, sabrın kemâli ve rızâ kapısının anahtarıdır⁷. Sâlik, "Mutmainne nefs, razı olarak Rabb'ına dön" hitabına mazhar olduğunda, Rabb'ının rızasını kazanma mertebesine erişir⁸·⁹. Bu makamda, "ben"in aradan çıkmasıyla Rububiyet hakikati idrak olunur ve namaz kılanın Rab olması gibi bir işleyiş gerçekleşir¹⁰.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Vâkı'a Sûresi · s.22Sâlik, artık ne geçici bir vecd ne de gelip geçen bir hâl içindedir; rızâ, teslimiyet ve huzur onun için sürekli bir vasıf hâline gelir. Hak ile olan ilişkisindOku
  2. 2K1-119,Rızâ
  3. 3Câsiye Sûresi · s.59Sâlikin hakikî tevhide ulaşması, hevâsını reddetmesiyle başlar. Çünkü nefsin istediği şey, çoğu zaman Hak’tan değil, kendi varlık vehmindendir. Bu sebeple mürşiOku
  4. 4Vâkı'a Sûresi · s.21Bu âyetler aynı zamanda işârî bakımdan sâlikin mânevî seyrinde fenâdan bekâya , oradan da temkîn mertebesine erişini tasvir eder. Burada zikredilen mükâfat, yalOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1134Yine o buyurdu ki: “Her müslüman için, her kazâya rızâ lâzımdır, rızâ!” &10024; 1359. Yine o buyurdu ki: “Her müslüman için, her kazâya rızâ göstermek lâzımdır,Oku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.405Ey sâlik-i mü'min, senin vücûdun bu arzın cüz'üdür. Binâenaleyh küllün olan arz gibi hükm-i ilâhîye karşı muztarib olup yüzünü ekşitme. Kazâ-yı ilâhîyi gördüğünOku
  7. 7Sâd Sûresi · s.90Zira yüksek mertebelere ancak belâlara sabrederek, her şeyi Mevlâ’ya havale ederek ve ilâhî takdire rıza göstererek ulaşılabilir (Dâye, Te’vîlât, 5/85). Öte yanOku
  8. 8İrfan Mektebi ve Hakk Yolu · s.40Daha evvelki çalışmaları ile sâlik, “ Mutmein olarak Rabb’ına dön” hitabına mazhar olma mertebesine ulaşmış idi. Buna karşılık sâlik de vechini tam mânâsı ile ROku
  9. 9Bakara Sûresi · s.160Daha evvelki çalışmaları ile sâlik, “ Mutmein olarak Rabb’ına dön” hitabına mazhar olma mertebesine ulaşmış idi. Buna karşılık sâlik de vechini tam mânâsı ile ROku
  10. 10Dur Rabbın Namazda (Cilt 1) · s.311Benzer şekilde, “çıkar ben’i aradan, görünsün sana yaradan” sözündeki mana oyununda görebileceğimiz durum gibidir… Orada aradan çıkartılması salık verilen “ben”Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.