İçeriğe atla

Rızâ kavramının zâhir-bâtın mertebeleri nelerdir?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Rızâ kavramının zâhir-bâtın mertebeleri, Hakk'ın kendisini zâhir ve bâtın olarak vasıflandırmasıyla doğrudan ilişkilidir; bu durum âlemin ve insanın halkında da tecelli eder. Zâhirî rızâ, kulun Hakk'ın takdir ettiği her şeye kalben hoşnut olması, ne talep ne şikâyet etmesidir. Bâtınî rızâ ise, Hakk'ın gazabından korkarak rızasını ümit etme ve Hakk'ın zâtından râzı olma hâlidir ki, bu fenâya yakın bir mertebedir¹. İnsan, kendi nefsinde gayb ve şehadetle çevrili olduğu için, Hakk'ın isimlerinin tecellisiyle bu zâhir-bâtın birliğini idrak eder².

Detaylı cevap

Rızâ kavramının zâhir-bâtın mertebeleri, Hakk'ın kendisini "Zâhir" ve "Bâtın" olarak vasıflandırmasından kaynaklanır¹. Bu vasıflandırma, âlemin gayb ve şehadet olarak halkıyla tezahür eder; böylece insan, gaybıyla bâtını, şehadetiyle zâhiri idrak eder¹·³.

Zâhirî rızâ, kulun Hakk'ın takdir ettiği her şeye kalben hoşnut olması, yani ne talep ne de şikâyet etmesidir. Bu, rızânın amelî karşılığıdır ve sâlikin başına gelen her şeyi 'O'ndan' kabul etmesini ifade eder. İnsanın kendi nefsinde de rızâ ve gazap sıfatları mevcuttur; gazabını tahrik edecek durumlar karşısında zâhir olan bu sıfatlar, Hakk'ın rızâ ve gazap sıfatlarının bir tecellisidir⁴. Zâhirî rızâ, sabır makamından sonra gelen ve acıyı acı olarak hissetmemeyi, gelen her şeyi cemâlin tecellîsi olarak görmeyi içerir⁵.

Bâtınî rızâ ise daha derin bir mertebedir. Hakk'ın gazabından korkarak rızasını ümit etmek¹ ve Hakk'ın zâtından râzı olmak bu mertebenin temelini oluşturur. Bu, rızânın en derin kademesi olan "Rızâ bi'r-Rab" hâlidir ve fenâya yakın bir mertebedir. İnsanın bâtını, yani iç ve gaybî duyguları, müşahede edilemeyen ancak idrak edilen bir mertebedir⁶. Bu bâtınî idrak sayesinde sâlik, Hakk'ın kendisinin her şeyi tutan ve dengeleyen 'el-Adl' tezahürünü, yani mârifet mîzânını görür. Kulun zuhuru Hakk'ın nuru ile kaim olduğunda, Hakk o kula bâtın olur; bu durumda kul zâhir, Hakk bâtın olur⁷·⁸. Bu, "Muhakkak ki biz Allah içiniz" (Bakara 2/156) ayetinde ifade edilen, kulun ortadan kalkıp Hakk'ın zâhir, kulun bâtın olduğu hâle işaret eder⁷·⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kelime-i Âdemiyye · s.643Şimdi bilelim ki, Hak Teâlâ kendisini zâhir ve bâtın olarak vasıflandırdı. Çünkü âlemi zâhir ve bâtın olarak yarattı. Bizim şahitliğimizle zâhiri, gaybımızla daOku
  2. 2Ra'd Sûresi · s.138Gayb ve şehadet, tek bir hakikatin farklı boyutlarıdır. Gayb, Allah’ın ilminde gizli olan batın; şehadet ise onun zahirdeki görünümüdür. İnsan, kendi nefsinde bOku
  3. 3Saff Sûresi · s.85Gerek zâhirden bâtına geçiş yapıyoruz. Yahut geçiştirme yapıyoruz, ya kendimiz ya karşımızdakinin hakkında geçiş yapıyoruz bilgi alışverişi yapıyoruz, zâhirden Oku
  4. 4TB. Süleymân-Dâvûd-Yûnus-Eyyûb Fasılları · s.194Ve keza insanda rızâ ve gazab sıfatları mevcûddur. Gazabını tahrik edecek ahvâlin vukünda insan bu sıfatla zahir olur, yani bağırır, çağırır, meğer ki kendisindOku
  5. 5Rızâ
  6. 6Saff Sûresi · s.92Bizde de Zahir ismi var Batın ismi vardır. Zahirimizle bu şehadetimizi müşahede ediyoruz, Batınımızla da iç, gaybımızı idrak ediyoruz. Neden? Batınımız görünen Oku
  7. 7İnsân-ı Kâmil (Cilt 3) · s.194Böyle olunca, o kulun zuhuru, Hakkın nuru ile kaim olur… Yüce Hak ise, o kula BATIN olur… Kul burada zahiri Halk batın-ı Hakk olan kul olur. Kendisi dahi, yüce Oku
  8. 8Hadîd Sûresi · s.40Böyle olunca, o kulun zuhuru, Hakkın nuru ile kaim olur… Yüce Hak ise, o kula BATIN olur… Kul burada zahiri Halk batın-ı Hakk olan kul olur. Kendisi dahi, yüce Oku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.