İçeriğe atla

Rızâ nasıl gerçekleşir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Rızâ, sâlikin Allah'ın takdîr ettiği her şeye kalbî hoşnutluk ve kabullenme hâliyle gerçekleşir; bu, ne talep ne de şikâyet etme, aksine her şeyi olduğu gibi kabul etme durumudur. Tasavvufta makamların zirvesi olarak kabul edilen rızâ¹, özellikle kazâya rızâ göstermekle, yani Allah'ın takdîr ettiği her şeye gönülden razı olmakla mümkündür². Rızâ, gazap ile aynı anda bulunmaz; rızâ geldiğinde gazap ortadan kalkar, zira rızâ su, gazap ise ateş gibidir³. Bu hâl, kulun Hak'tan râzı olmasıyla (Beyyine 8) ve O'nun zâtından hoşnut olmasıyla kemâle erer.

Detaylı cevap

Rızâ, tasavvufî sülûkun en yüksek hâllerinden biridir ve sâlikin Hak'ın takdîr ettiği her şeye kalben râzı olmasıyla tecellî eder. Bu durum, "olduğu gibi kabul" hâlidir ve sabır ile şükür makamlarından sonra gelir, fenâ hâline yakındır.

Rızânın gerçekleşmesi, öncelikle Hak'ın varlığından râzı olmakla başlar; yani her şeyin Hak'tan geldiğini kabul etmektir. Ardından, Hak'ın takdîrinden, yani başına gelen her şeyi "O'ndan" kabul etmekle devam eder ki buna rızâ bi'l-kazâ denir. Mesnevî-i Şerîf'te de belirtildiği üzere, her Müslüman için her kazâya rızâ göstermek lâzımdır².

Rızâ hâli, gazap ile zıt bir durumdur. Gazap, rızâyı giderir; rızâ ise gazabı giderir⁴. Bir kimsenin nefsanî öfkesi ve intikam zevki, rızânın oluşmasını engeller; zira rızâ geldiğinde gazap ateşi söner, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi³. Bu nedenle, rızânın gerçekleşmesi için nefsin gazap ve intikam duygularından arınması gerekir.

Şikâyet etme durumu, kazâya rızâda bir kusur gibi görünse de, tasavvuf ehlinin görüşlerine göre durum böyle değildir. Zira Allah Teâlâ'ya veya O'ndan başkasına şikâyet etmek, kazâya rızâda bir eksiklik oluşturmaz; ancak makzîye (kazâ edilen şeye) rızâ göstermede eksiklik oluşturur. Oysa biz makzîye rızâ göstermekle yükümlü kılınmadık⁵. Bu da rızânın, olayın kendisine değil, olayın kaynağı olan kazâya yönelik bir kabul olduğunu gösterir.

Son olarak, rızânın en derin kademesi, sadece geçmiş takdîre değil, hiç gerçekleşmemiş hayalî takdîrlere de râzı olmak ve nihayetinde Hak'ın zâtından râzı olmaktır ki bu, fenâ hâline yakın bir mertebedir. Mutlu kişi, Rabbi katında rızasına mazhar olan kimsedir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Rızâ
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 5 · s.1134Yine o buyurdu ki: “Her müslüman için, her kazâya rızâ lâzımdır, rızâ!” &10024; 1359. Yine o buyurdu ki: “Her müslüman için, her kazâya rızâ göstermek lâzımdır,Oku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.730“Korkar ki eğer rıza gelirse onun öfkesi gider. İntikam ve onun zevki .2604 zayi olur. Çünkü o kimse korkar ki, eğer kendisinde rıza sıfatı oluşursa, bu sıfatınOku
  4. 4Kelime-i Eyyûbiyye · s.91İlahi ilim, peygamberlik sıfatıyla gazap ve rıza ile vasıflanmıştır. Ve rivayet edilmiştir ki: "Gazap, rızayı giderir; rıza ise gazabı giderir." Razı olunmuş kiOku
  5. 5Kelime-i Eyyûbiyye · s.233Şimdi, gerçekten şikâyet edenin şikâyet etmesiyle kazâya rızâda kusur vermesinde, bu durum tasavvuf ehlinin görüşlerini perdeledi. Hâlbuki böyle değildir. ÇünküOku
  6. 6Kelime-i İsmâiliyye · s.16دٌ. &10024; Ve mutlu kişi, Rabbi katında rızasına mazhar olan kimsedir. Hâlbuki varlık mertebesinde, Rabbi katında rızasına mazhar olmayan kimse yoktur. Çünkü oOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.