Rubûbiyyet hâli nasıl başlar, nasıl yerleşir?
Rubûbiyyet hâli, Hakk'ın "er-Rabb" isminin tezâhürü olarak kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaç gideren vechesini idrak etme makamıdır. Bu hâl, kişinin kendi ameline hayranlık duyduğu ucüb gibi nefsî hastalıklardan arınmasıyla başlar ve Hakk'ın tüm isimlerinin kendisine ait olduğunu idrak etmesiyle yerleşir¹. Rubûbiyyet, ulûhiyyet mertebesinden tenezzül eden bir hakikattir ve her mevcudun kendi kabiliyet ve istidadına uygun, kendisine has bir Rabb-i hâssı vardır²·³. Bu hâlin yerleşmesi, sâlikin ibadetleriyle kibirlenmemesi ve tüm isimlerin Hakk'a ait olduğunu bilmesiyle gerçekleşir; böylece nefs benliğinin batmasıyla rubûbiyyet hamdıyla tesbih hâli daim olur⁴.
Detaylı cevap
Rubûbiyyet, tasavvufta Hakk'ın "er-Rabb" isminin tezâhürü olarak, âlemleri terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçlarını gideren vechesini ifade eder. Bu hâlin başlangıcı, kişinin kendi nefsini hayranlıkla takdir etmesi anlamına gelen ucüb hastalığından kurtulmasıyla mümkündür (Ucüb). Sâlik, yaptığı ibadetlerin ve sahip olduğu isimlerin kendisine ait olmadığını, bunların hepsinin Hakk'a ait olduğunu idrak ettiğinde rubûbiyyet hâlinin ilk parıltıları zuhur eder¹. Bu idrak, kişinin benlik güneşinin batmasına sebep olur ve rubûbiyyet hamdıyla yapılan tesbihin vakti başlar⁴.
Rubûbiyyet hâlinin yerleşmesi ise, tıpkı diğer tasavvufî hâllerin yerleşmesinde olduğu gibi, tertîb, terbiye ve tekrarla mümkün olur. Her mevcudun, ulûhiyyet mertebesinden aldığı hisse ve nasip, kendi Rabb-i hâssı olan bir isimdir ve bu ismin rubûbiyyeti, o mevcudun kabiliyet ve istidadına muvafık olarak mazhar olduğu ism-i hâssa mahsustur²·³. Bu durum, rubûbiyyetin mutlak ve umumi olmasının yanı sıra, her varlık için özel bir tecellîye sahip olduğunu gösterir. Kelime-i Tevhid'in iniş mertebelerinde Rahmâniyyet'in Rubûbiyyet'e tenezzül etmesiyle "ilâhe" bölümünün, Rubûbiyyet'in Melikiyyet'e tenezzül etmesiyle de "lâ" bölümünün şekillenmesi, bu mertebeli işleyişi açıklar⁵.
Rubûbiyyet hâlinin yerleşmesi, sâlikin salât-ı dâim makamına ulaşmasıyla da ilişkilidir; yani sadece beş vakit namazla sınırlı kalmayıp, her nefeste Hakk ile irtibat kurma hâlidir (Salât-ı Dâim). Bu hâlde, kişi yaptığı ibadetlerle kibirlenmez, çünkü kendisinde bir benlik kalmadığından kibir edemez¹. Rubûbiyyet mertebesinde yaşayanlar, esmâ mertebesindeki hâli idrak etmiş kimselerdir ve iman edip salih amel işleyenlerin Rahman tarafından sevgili kılındığı bu mertebede, Rahmaniyet mertebesi itibarıyla rubûbiyyet mertebesinin hâli anlatılır⁶. Bu, kişinin kendi gerçek varlığından tesbih etme hükmüyle tesbihin iki halini de idrak etmesiyle rubûbiyyet hâli kemâle erer⁴.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Tesbih ve Zikir · s.28“Yukarıda bahsedilen “Rab'bîn indin de- katında” olanlar ise gerçek mânâ da Rubûbiyyet-Esmâ hakikatlerini idrâk etmiş kimselerdir. Yaptıkları ibâdetleri ile kibi”Oku
- 2A'yân-ı Sâbite · s.322“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
- 3A'lâ ve Gâşiye Sûreleri · s.32“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
- 4Tesbih ve Zikir · s.43“Rububiyyet hamd-ı ile yapılan tesbîh’in vakti, İlâhiyyet güneşinin doğmasından evvel, bu güneşin doğmasına sebep olması için. Ve nefs benlik güneşinin batmasınd”Oku
- 5Kelime-i Tevhîd · s.23“Rahmaniyyet, “Rububiyyet”e tenezzül edince, ( ) “ilâhe” bölümü şekillendi. Rububiyyet, “Melikiyyet”e tenezzül edince de ( ) “lâ” bölümü şekillendi. R”Oku
- 6Îmân ve İkân · s.88“İkinci îmân mertebesinde kişiler suskun suküt halınde, Rahmaniyet mertebesi itibarıyle rububiyyet mertebesinin hali anlatılmaktadır. Yani esmâ mertebesinde yaşa”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.