Rubûbiyyet kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Tasavvufta rubûbiyyet, Hakk'ın terbiye edici ve yetiştirici vechesini ifade eder ve bu veche, varlıkların devamlılığına bağlıdır. Rubûbiyyetin bozulması veya gizlenmesi, temelde merbubun (terbiye edilenin) varlığının zail olmasıyla ilişkilidir; zira merbub var oldukça rubûbiyyet de mevcud ve bakî kalır¹. Sehl b. Abdullah Tüsterî'nin "Muhakkak rubûbiyyet için bir sır vardır ve o da sensin. Eğer o sır zail olsaydı rubûbiyyet bâtıl olurdu" sözü, her bir varlığın kendi hakikatinin rubûbiyyetin sırrı olduğunu ve bu sırrın zail olmamasının rubûbiyyetin devamlılığını sağladığını belirtir². Bu bağlamda, rubûbiyyetin gizlenmesi, Hakk'ın saltanatının gereği olan yücelik ve azamet anlamlarının gaybda kalmasıyla da açıklanır; zira gayb, gizlenmeyi gerektirir³.
Detaylı cevap
Rubûbiyyet, Hakk'ın "er-Rabb" isminin tezahürü olarak kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaç gideren vechesidir. Bu kavramın bozulması veya gizlenmesi, tasavvufî açıdan çeşitli mertebelerde ele alınır. Öncelikle, rubûbiyyetin varlığı, terbiye edilen varlığın (merbubun) mevcudiyetine bağlıdır. Kaynaklarda belirtildiği üzere, "merbub mevcûd ve bakî oldukça, rubûbiyyet dahi mevcûd ve bakî olur. Merbub zail oldukda rubûbiyyet dahi zail olur"¹. Bu durum, her bir varlığın kendi hakikatinin, yani "sırr-ı rubûbiyyet"in devamlılığıyla doğrudan ilişkilidir. Sehl b. Abdullah Tüsterî'nin ifadesiyle, "Muhakkak rubûbiyyet için bir sır vardır ve o da sensin"². Bu sırrın zail olmaması, rubûbiyyetin bâtıl olmamasını sağlar.
Rubûbiyyetin gizlenmesi, aynı zamanda Hakk'ın saltanatının bir gereği olarak da açıklanır. Sultanın tebaasından gizlenmesi gibi, Hakk'ın yücelik ve azamet anlamları da gaybda kalır; çünkü "gayb gizlenmeyi gerektirir"³. Bu gizlenme, Hakk'ın tecellilerinin doğrudan değil, esmâî tecellîlerle yönetilmesiyle de ilişkilidir.
Ayrıca, tasavvufî bir kavram veya hâlin bozulması veya gizlenmesi genel olarak üç sebeple açıklanır: niyet bozulması, şer'î edebin terki ve gaflet ve ülfet. Niyetin riyâ, sum'a veya ucb gibi afetlerle bozulması, amelin ve hâlin tahakkuk etmemesine ve gizlenmesine yol açar. Şer'î ölçülere uygun olmayan bir hâl ise istidraca dönüşebilir. Gaflet ve ülfet ise sâlikin hâlin sahibinden gafil olup hâle aşık olması durumunda hâlin gizlenmesine neden olur. Bu genel prensipler, rubûbiyyetin tecellîlerinin idrakindeki eksiklikler veya yanlış yönelimler için de geçerli olabilir. Rubûbiyyetin mertebeleri açısından bakıldığında, Hakk'ın âlemler üzerindeki rubûbiyyeti mutlak ve umumî iken, her mevcudun kendi Rabb-i hâssı olan bir ismin rubûbiyyeti hâssa ve mukayyettir⁴·⁵. Bu hâssa rubûbiyyet, mevcudun kabiliyet ve istidadına muvafık olup, mazhar olduğu ism-i hâssa mahsustur. Rubûbiyyetin bu farklı mertebeleri, onun tecellîlerinin ve dolayısıyla gizlenme veya bozulma ihtimallerinin de farklı veçhelerini ortaya koyar.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.
- 1Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180), s. 103“Binâenaleyh merbub mevcûd ve bakî oldukça, rubûbiyyet dahi mevcûd ve bakî olur. Merbub zail oldukda rubûbiyyet dahi zail olur. Şu halde rubûbiyyet için olan sır”Oku
- 2Fusûs Mukaddimesi (Cilt 180), s. 99“Ve bunun için Sehl dedi: “inne rububiyyeti sırrâ ve hüve ente” (Muhakkak rubûbiyyet için bir sır vardır ve o da sensin) . Her bir "ayn"a hitâb eder. “Lev zahara”Oku
- 3Kelime-i Âdemiyye, s. 685“İşte bu sırdan dolayı, görünen sultanlar kendi tebaalarıyla daima iç içe olmayıp, kendi sarayında gizlenir. Aslında sultan, görünüşü itibarıyla, halktan ayrıcal”Oku
- 4A'yân-ı Sâbite, s. 322“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
- 5A'lâ ve Gâşiye Sûreleri, s. 32“O'nun âlemler üzerindeki rubûbiyyeti rubûbiyyet-i mutlaka ve umumi mutlak bir rububiyettir. Ve her mevcudun bu "ulûhiyyet" mertebesinden aldığı hisse ve nasîb, ”Oku
Dayandığı eserler
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.