Rubûbiyyet niçin Hûdiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?
Rubûbiyyet, yani Hakk'ın terbiye edicilik ve yetiştiricilik sıfatı, Fusûsu'l-Hikem'in Hûdiyye Fassı'nda "ahadiyyet-i rubûbiyyet" (Rablık birliği) olarak açıklanır. İbn Arabî, Yûsuf Fassı'nda zikrettiği "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"den (ilâhî isimler birliği) sonra, rubûbiyyetin birliğini Hûd (a.s.)'ın hikmetiyle ilişkilendirir. Bu, her bir varlığın özel bir Rabbi olduğunu ve mutlak Rablık'tan nasibinin o özel isimle gerçekleştiğini gösterir; böylece varlıkların kendi özel Rablerinin doğru yolu üzerinde nasıl yürüdükleri Hûd Fassı'nda anlaşılır kılınır¹·².
Detaylı cevap
Rubûbiyyet, tasavvufta Hakk'ın "er-Rabb" isminin tezâhürü olup, kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçları gideren vechesini ifade eder. Bu kavram, Fâtiha Sûresi'ndeki "el-hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn" (hamd âlemlerin Rabb'i Allah'ındır) ayetinde temel mesnedini bulur ve "terbiye eden tek varlık" anlamını taşır. İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem adlı eserinde, her peygamberin bir hikmeti temsil ettiği 27 Fass bulunur. Hûdiyye Fassı, bu eser içinde "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i, yani Rablık birliğini içeren "Hikmet-i Hûdiyye"yi açıklar¹.
Şeyh-i Ekber, Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ve "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliği) zikrettikten sonra, "ahadiyyet-i rubûbiyyet"i Hûdiyye Fassı'nda ele alır³·⁴·³. Bu sıralama, Hakk'ın Zât birliği ve isimler birliğinden sonra, terbiye edicilik birliğinin idrak edilmesinin önemini vurgular. Her bir varlığın özel bir Rabbi olduğu ve mutlak Rablık'tan nasibinin o özel isimle gerçekleştiği belirtilir². Dolayısıyla, varlıkların kendi özel Rablerinin doğru yolu üzerinde nasıl yürüdükleri, yani rubûbiyyetin tecellîleri ve işleyişi, Hûd Fassı'nda açıklanır². Bu bağlamda, "ahadiyyet-i rubûbiyyet", varlıkta gözün ancak Hakk'a bakması ve hükmün ancak Hak üzerine gerçekleşmesi hakikatini ifade eder⁵. Rubûbiyyet ve ubûdiyyet deryaları, Cenâb-ı Hakk'ın kendi Zâtından âleme yaydığı iki özellik olup, âlemin faaliyet sahasını meydana getirir⁶·⁷.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Hûdiyye · s.10“Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)”Oku
- 2Kelime-i İsmâiliyye · s.15“İmdi Cenâb-ı Şeyh (r.a.) bâlâda her bir mevcûdun bir Rabb-i hâssı olup, o mevcûdun rubûbiyyet-i mutlakadan nasîbi, ancak o ism-i hâs olduğunu beyân eylemiş idi.”Oku
- 3Kelime-i Hûdiyye · s.9“Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan önceki Yûsuf Fassı'nın sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" (Zât birliği) ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye"yi (ilâhî isimler birliğini)”Oku
- 4A'yân-ı Sâbite · s.384“Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan mukaddem olan bundan evvel olan Fass-ı Yûsufî'nin âhirinde, sonunda "ahadiyyet-i zâtiyye" ile "ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiy”Oku
- 5Kelime-i Hûdiyye · s.11“Cenâb-ı Şeyh-i Ekber (r.a.), bundan mukaddem olanFass-ı Yûsufî’nin âhirinde “ahadiyyet-i zâtiyye” ile “ahadiyyet-i esmâiyye-i ilâhiyye”yi zikretmiş olduğundan, ”Oku
- 6Kur'ân-ı Kerîm'de Yolculuk — 53. Âyetler ve Terzi Baba · s.142“Niçin birbirlerine geçmez karışmazlar? İşte bu deryaların bir tanesi “Abdiyyet – Ubudiyyet” , diğeri ise “Rabb – Rububiyyet” deryalarıdır. Cenâb-ı Hak kendi zat”Oku
- 7Er-Rahmân · s.41“Niçin birbirlerine geçmez karışmazlar? İşte bu deryaların bir tanesi “Abdiyyet – Ubudiyyet” , diğeri ise “Rabb – Rububiyyet” deryalarıdır. Cenab-ı Hak kendi zat”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.