İçeriğe atla

Rubûbiyyet'in üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey21 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

Rubûbiyyet kavramının üç açılım dili; lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar taşır. Lugat dilinde "rubûbiyyet", "rabblık, rabb olma sıfatı, terbiye edicilik" anlamına gelir ve kelimenin etimolojik kökenini ifade eder. Akâid dilinde ise "rubûbiyyet", Allah'ın kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçları gideren vechesi olarak ele alınır; bu mertebede "Allah benim Rabb'imdir, beni terbiye eden yegâne" kabulü olan Tevhîd-i rubûbiyyet tahkik edilir. Mârifet dilinde ise rubûbiyyet, Hakk'ın "er-Rabb" isminin bütün vücud mertebelerine uzanan tecellisi olarak zevkle idrak edilir; bu, Fâtiha 2'deki "rabbi'l-âlemîn" ifadesinin bütün âlemleri (şehâdet, misâl, melekût, ceberût) kuşatan terbiye ediciliğini müşâhede etmektir. Bu üç dil, tasavvufî bir kavramın zâhirî mânâdan bâtınî hakikate doğru nasıl derinleştiğini gösterir.

Detaylı cevap

Tasavvufî kavramların anlaşılmasında üç dil ayrımı esastır: lugat, akâid ve mârifet. Bu ayrım, rubûbiyyet kavramının da farklı idrak mertebelerinde nasıl tezahür ettiğini açıklar.

Lugat Dili: Rubûbiyyetin lugat anlamı, kelimenin Arapça kökünden gelir ve "rabblık, rabb olma sıfatı, terbiye edicilik" demektir. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsıdır ve "ehl-i lisân ile ehl-i tasavvufun anlaştığı en geniş zemin"dir. "Rabb" kelimesi, "Allah" kadar doğrudan "tek-ilâh"ı ifade etmese de, "terbiye eden tek varlık"ı ifade eder. Bu dil, kavramın temelini oluşturur ve diğer dillerin sıhhatli bir şekilde kurulabilmesi için zaruridir.

Akâid Dili: Bu mertebede rubûbiyyet, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. Hakk'ın "er-Rabb" isminin kâinatı terbiye eden, yetiştiren ve ihtiyaçları gideren vechesidir. Akâidde tevhîd üç mertebede tahkik edilir: Tevhîd-i ulûhiyyet ("Allah birdir" kabulü), Tevhîd-i rubûbiyyet ("Allah benim Rabb'imdir, beni terbiye eden yegâne" kabulü) ve Tevhîd-i ubûdiyyet ("Sâdece O'na ibâdet ederim" kabulü). Rubûbiyyet, burada özellikle Tevhîd-i rubûbiyyet ile ilişkilidir; yani bir ilâhın varlığını kabul etmekten öte, o ilâhın bizzat kendisinin Rabb'i olduğunu kabul etmektir.

Mârifet Dili: Rubûbiyyetin mârifet dilindeki karşılığı, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakikattir; ehl-i Hakk'ın zevkle bildiği bir idrak mertebesidir. Bu mertebede, Fâtiha Suresi'nin ikinci ayetindeki "el-hamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn" (hamd âlemlerin Rabb'i Allah'ındır) ifadesi, rubûbiyyetin asıl mesnedi olarak görülür. "Âlemlerin Rabbi" ifadesindeki çoğul kullanım, Hakk'ın terbiye ediciliğinin bütün vücud mertebelerine, yani âlem-i şehâdet, âlem-i misâl, âlem-i melekût ve âlem-i ceberût gibi tüm âlemlere uzandığını ifade eder. Bu, rubûbiyyetin sadece fizikî âlemi değil, bütün varoluş katmanlarını kuşatan bir terbiye edicilik olduğunu zevkle müşâhede etmektir.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 6 eserden derlendi — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4049 (s. 47)“Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.”Oku
  2. 2Bi'smi Has, Selâm (13), s. 47“Ettehiyyatü nün lügat manası: (Bütün mahlükatın hayatları, kâl ve hâl dilleri ile halikları olan ALLAH’a (c.c.) karşı yaptıkları hamdlar, şükürler, manevi hayat”Oku
  3. 3Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3), s. 158“Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zam”Oku
  4. 4Mesnevî Cilt 13 · Beyit 1127““Hiç şüphe yok ki, her bir kimsenin dili kalbinin perdesidir. Kalbe gelen hatıralar meydana çıkmak için dil perdesinin açılması lazımdır. Çünkü dil söylemeye ba”Oku
  5. 5Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2202 (s. 92)“Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel e”Oku
  6. 6Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4911 (s. 319)“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  7. 7Mesnevî Cilt 13 · Beyit 4916 (s. 320)“Yâhud dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. &10024; 4916. Ya da dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. 4916. Yahut dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. &1002”Oku
  8. 8Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2187 (s. 87)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku
  9. 9Mesnevî Cilt 13 · Beyit 1126“Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kal”Oku
  10. 10Mesnevî Cilt 4 · Beyit 2644 (s. 226)“"Bu söylediğin hakikatler ve marifetler doğrudur; fakat ilmidir, zevki değildir. Bunların zevkinden senin nasibin azdır. Ve sen bu ilmini, fesadını örtmek için ”Oku
  11. 11Mesnevî Cilt 1 · Beyit 126 (s. 129)“Her kim ki dilinden anlayan bir arkadaştan ayrı kaldıysa, yüz nağme bulsa da nağmesiz oldu. "Hem-zebân" birinin dilinden anlayan arkadaş. "Nevâ" azık ve gıdâ de”Oku
  12. 12Mesnevî Cilt 12 · Beyit 2189 (s. 88)“"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, Ebû”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.