İçeriğe atla

Rûh'un Îseviyye Fassı'ndaki dayanağı nedir?

Kavram-Fass Eşleşmesi23 görüntülenme3 kaynak
Kısa cevap

Rûh'un Îseviyye Fassı'ndaki dayanağı, Hz. Îsâ'nın "Rûhullâh" lakabıyla anılması ve onun mucizevî halkı ile ilişkilidir. Nisâ 171'deki "ve kelimetuhû elkâhâ ilâ meryeme ve rûhun minhu" (Hz. Îsâ Allah'ın bir kelimesidir, onu Meryem'e ulaştırdı, ve O'ndan bir rûhtur) ayeti, Hz. Îsâ'nın Allah'tan bir rûh olduğunu açıkça belirtir. Bu durum, Hz. Îsâ'nın babasız doğumu ve ölüleri diriltme gibi mucizeleriyle de pekişir, zira bu mucizeler onun rûhullâh vechesinin tezahürleridir. Tasavvufta rûhullâh kavramı, sadece Hz. Îsâ'ya özgü olmayıp, Hicr 29'daki "ve nefahtu fîhi min rûhî" (ona kendi rûhumdan üfledim) ayetiyle her insanın aslî yapısında bulunan ilâhî bir üflemeye de işaret eder; ancak Hz. Îsâ'da bu rûh kemâl mertebesinde tezahür etmiştir.

Detaylı cevap

Rûh kavramı, tasavvufta insanın aslî hakikati olarak ele alınır ve mâhiyeti İsrâ 85 ayetinde belirtildiği üzere "Rabbimin emrindendir" ifadesiyle sırrî kabul edilir. Îseviyye Fassı'nda ise rûh, özellikle Hz. Îsâ ile özdeşleşen "Rûhullâh" lakabıyla öne çıkar. Bu lakap, Hz. Îsâ'nın Allah'ın bir kelimesi olması ve Meryem'e ulaştırılan "O'ndan bir rûh" olmasıyla doğrudan ilişkilidir (Nisâ 171). Hz. Îsâ'nın babasız doğumu, ölüleri diriltme mucizesi (Âl-i İmrân 49) ve Hak'a urûcu (Nisâ 158) gibi özellikleri, onun rûhullâh vechesinin somut tezahürleri olarak kabul edilir.

Tasavvufî anlayışta, "rûh"un ana kaynağı "Rûh'ul A'zam"dır ve bu, bütün rûhların rûhudur¹. Rûh'ul A'zam'ın bir tecellisi de "Rûh'ul Kudüs"tür ki, bu da Cebrail (a.s.)'ın zuhur mahallidir¹. Hz. Îsâ'nın halkında da "nefh-i ilâhî"den, yani ilâhî bir üflemeden bahsedilir². Bu üfleme, Hicr 29'daki "Ben insana kendi rûhumun bir kısmını nefh ettim" ayetinde geçen insânî rûh mertebesiyle bağlantılıdır². Ancak Hz. Îsâ'da bu rûhî veche kemâl mertebesine ulaşmıştır. Hristiyanların ulûhiyeti sûret-i îseviyyeye nisbet etmeleri ve hulûle kail olmaları ise tasavvufî açıdan küfür olarak değerlendirilir, zira hüviyyet-i ilâhiyye, sûret-i îseviyyenin hadd-i zâtîsinden değildir³.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — ilgili esere ve bölüme yönlendirir.

  1. 1Tasavvuf Izâhları, s. 128“.) ------------------- RAHMÂNİYYETİN TECELLİSİ(3) ve RÛH'UN MERTEBELERİ : Rûh'un kendi içinde mertebeleri var olduğunu söylerler, ki başka türlü de olmaz zaten.”Oku
  2. 2Mesnevî Cilt 10 · Beyit 3181 (s. 336)“Ruhun ne zaman fedâsı olurdu ki, o nefh-i ilâhîden bir Meryem süret-i İseviyyeye hâmile oldu? “Nesim”, lügatte “iyi ve temiz rüzgâr” demektir. Burada nefh-i ilâ”Oku
  3. 3Kelime-i Îseviyye, Bölüm 150“İmdi onlarınبْــن ُ مَرْيَــم َلْمَسِــيح ُللّٰــه َ هُــو َإِن َّ(Mâide, 5/17) Allah, o Meryem’in oğlu Mesîh’tir. kavlini işiten kimse, onların ulûhiyeti sûret”Oku

Dayandığı eserler

Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.