İçeriğe atla

Sahv kavramının sâlikteki işleyişi nedir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey5 görüntülenme6 kaynak
Kısa cevap

Sahv, tasavvufta sâlikin sekr (manevi sarhoşluk) hâlinden sonra ulaştığı ayıklık ve uyanıklık mertebesidir. Bu hâl, sülûkun kemâli olup, sâlikin Hak ile birlikte, ancak aklı yerinde olarak halka dönmesini ifade eder. Sahvın sâlikteki işleyişi dört eksende tezahür eder: niyet, fiil, hâl ve mârifet. Sâlik, niyetinde Hak'la beraberliği hedefler, fiillerinde şeriata sıkı bağlılık gösterir, hâllerinde istikamet ve mürşidlik kapasitesi kazanır ve mârifetinde âlemi "Uluhiyet gözü" ile idrak eder¹. Bu işleyişin nihai gayesi, sekrden sonraki sahv ile kemâle ermektir.

Detaylı cevap

Sahv kavramının sâlikteki işleyişi, tasavvufî sülûkun farklı mertebelerinde kendini gösterir. Bu işleyiş, K2-T6'da belirtildiği üzere, niyet, fiil, hâl ve mârifet eksenlerinde incelenebilir.

Niyet ekseninde işleyiş: Sâlikin sahv hâline ulaşma niyeti, başlangıçtaki sahv-ı ibtidâdan sonra sekr hâlini yaşayıp, ardından sahv-ı intihâya, yani sahv-ı ba'de's-sekr'e ulaşma yönündedir. Bu niyet, Hak'la birlikte ama ayık olma arayışını içerir ve sâlikin kalbini bu kemâl hâline yöneltir.

Fiil ekseninde işleyiş: Sahv ehli sâlik, fiillerinde şeriata sıkı bağlılık gösterir ve zahir-i şeriatı asla terk etmez. Sekr hâlinde yaşanan zâhirî tezat sözler ve davranışlar yerine, sahv hâlinde istikametli bir dil ve muvafık sözler kullanılır. Bu durum, sâlikin halkla rahatça muamele edebilmesini sağlar ve mürşidlik kapasitesi kazanmasına zemin hazırlar.

Hâl ekseninde işleyiş: Sahv, sâlikin manevi ayıklık ve uyanıklık hâlidir². Sekr hâlinde yaşanan "mest olma" durumundan sonra, sâlik "cem'den sonraki fark hâli"ne ulaşır¹·³·⁴. Bu hâl, sâlikin aklının yerinde olduğu, Hak'la beraberliğin idrak edildiği bir keyfiyettir. Mesnevî-i Şerîf Şerhi'nde belirtildiği üzere, sekir hâlinden süratle sahv hâline gelmek, varlık mertebelerini kat etme ve Allah'ta seyir hâllerini çabucak geçme anlamına gelir⁵.

Mârifet ekseninde işleyiş: Sahv hâlindeki sâlik, âlemi "Ak-dide ile yani Uluhiyet gözü-İnsân-ı Kâmil’in gözü ile görür"¹·³·⁴. Bu, sâlikin bilgi ve idrakinin gelişimini gösterir; artık olayları ve varlığı daha derin bir hakikatle algılar. Sahv, sülûkun vâsıl olunan kemâl noktasıdır ve Cüneyd-i Bağdâdî gibi sahv ehlinin imamları, sülûkun zirvesinin sekr değil, sekrden sonraki sahv olduğunu vurgulamışlardır. Ancak, Kelime-i Dâvûdiyye'de belirtildiği gibi, sekr ve sahv hâlleri değişime açık kullara mahsustur ve Hakk'a nispetle bu hâllerden istiğfar edilir, zira onlar iki renktir⁶.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Kâf Sûresi · s.105------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası gOku
  2. 2Sahv
  3. 3Kamer Sûresi · s.131------------------- İşte manevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekerci Dede” nin verdiği şekerler ile artık. Âlemi et, yağ tabakası gOku
  4. 4Terzi, Elif, Terâzî, Teradî — İrfan Mektebi, Kırk Seyir · s.37(Yorumu için Terzi Baba Kûr’an da Yolculuk (50) İnsân sûresine bakılabilir) İşte mânevi şeker-sekr ikram edilip, manevi Sekr halinde olan salik, “Şekeri Dede” nOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 7 · s.1785“Felek”ten murat, varlık mertebeleridir ve Allah'ta seyir hâlleridir; ve “çevik kalkmak”tan murat, sekir hâlinden süratle sahv hâline gelmektir. Yani, “Ey varlıOku
  6. 6Kelime-i Dâvûdiyye · s.55Sekr (mestlik) ve sahv (ayıklık) ise değişime açık olan kullara mahsustur. O yüce zata nispetle ne sekr ne de sahv vardır. Şimdi mademki Hakk'a bakıyordu, her iOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.